Eksik Teşebbüs…

Sınava girmeden biraz önce yanımdaki arkadaşıma “hangi sınava giriyoruz?” diye sormuştum.

Bi cevap vermişti ama malesef şu an hatırlamıyorum.

Her zaman ki belirsizlikle girmiştim sınava.

Sınav başladığında sınıf arkadaşlarım, zaman dursun istiyormuşcasına kağıtlarına gömüldüler.

Bense zamanda bir sıçrama yaşamak istiyordum.

Sınavın ortalarına doğru boş kağıtla bakışmaktan sıkıldım ve arkamdakinden gerekli bilgileri almak için geriye doğru döndüm.

O esnada sağımda bir karaltı hissettim.

İçimden “sanırım sıçtın, hemen bi şeyler bulmalısın” diye geçirdim.

Geriye dönmüş halde sobelenmiştim.

İşte o an zaman yavaşladı.

Bir bahane bulmalıydım milisaniyeler ilerlerken.

Geriye dönüş sebebim olacak bir davranış sergilemeliydim.

Evet evet, arka sırada oturan arkadaştan o an ihtiyacım olan bir şey almalıydım.

Silgi, kalem ucu, kalem, her ne olursa.

Hızla kaptım ve önüme döndüm.

O esnada gözetmen şaşkın gözlerle bana bakıyordu.

Elimdeki cismi fark ettiğimde beraberce şaşırdık!

Çünkü elimdeki bir zımbaydı.

Zımba???!!! Ne işi vardı elimde bunun???

Uzaydan biraz önce getirilip elime tutuşturulmuş bir cisimmişcesine baktım zımbaya.

Daha fazla vakit kaybedemezdim.

Hemen sınav kağıdını elime aldım ve zımbaladım.

Fakat çırpındıkça batıyordum.

Neden zımbalamıştım ki kağıdı?

Tek sayfa sınav kağıdını kim, neden zımbalar? ehi.

Gözetmenin şaşkınlığı, şoka dönüşmüştü.

Ne yapıyorsun sen? diye inildedi.

“Zımbalıyorum efendim” dedim soğuk kanlı bir ses tonuyla.

Her sınavda yaptığım rutin ve bir o kadar da yapılması gereken bir davranış gibi görünmesini istiyordum durumun.

Gözetmenin şoka dönen şaşkınlığı, kahkahayla sonlamasaydı oracıkta pötürdeyecektim.

Hiç gülmedim ben.

Vakur bir şekilde, tek sayfa zımbalı sınav kağıdına sanki üzerindeki garip simgeleri anlıyor gibi bakmaya devam ettim.

Bi de kalem kullanabilseydim her şey çok güzel olacaktı.

Sanırım arkada oturan arkadaşımdan ihtiyacım olan şey kalemdi.

Zira yoktu kalemim. Ne de silgim…

“Kalemim yok, silgim yok, sınıfta kaldım haberim yok” diye mırıldandım içimden…

Şaka gibi ama gerçek bir olay.

Eksik kalmış bir teşebbüsün buruk ve bir o kadar absürd hatırası var şimdi içimde.

Bilgi Paylaştıkca Çogalır...

30 Cevaplar Kime:“Eksik Teşebbüs…”

  1. Iste budur! “Daha fazla vakit kaybedemezdim.
    Hemen sınav kağıdını elime aldım ve zımbaladım.
    Bi de kalem kullanabilseydim her şey çok güzel olacaktı.” :D

    MÜTHİŞ!!! Doğru olanda bu, insan yaptığı şeye önce kendi inanacak :D siz bunu çok erken fark edenlerdensiniz…Bravooooooo

    *************************

    Gözetmen bile inanacaktı biraz daha yanımda kalabilseydi. ehi.

  2. :)Arkadakinde zımbanın ne işi var ki?:)
    Bu zamana kadar kopya çekemeyen biri olarak denemelerimin en sonunu üniversite son sınıfında kullandım.Eğilerek sıranın en dip köşesine yazdığım yazı sadece eğildiğimde görünüyordu.Sınav cevaplarının orada yazması ve benim görememem bu konuda ne kadar beceriksiz olduğumu bir kez daha ispatladı.
    Zımba demişken,meraklı öğrencilerimden birisi zımbanın parmak zımbalamada nasıl bir etki yapacağını görmek için parmağını zımbalamıştı.Ben ondan daha çok korktum.
    Her şeyin başı öğrenme merakı değil mi?

    ***************************

    İnan sınav sonrasında bu soruyu O’na ben de defalarca sordum.
    Sanırım ona; “Hayvan herif! İnsan sırasının üzerine zımba koyar mı?” da demiştim.
    O da; “Ne bilim abi zımbaya sarılacağını” gibi bir cevap vermişti. İğrençti.
    Sanırım kopye çekmek bir sanat.

  3. Anjelika7 says:

    Hah hah hah! Bun gerçekten sen mi yaşadın? Gözümün önünde aynen canlandı, gülmekten gözümden yaş geldi valla… Bence sen komedyen olabilirdin, ya da mizah yazarı. Ay, çok güldüm ya! Allah da seni güldürsün emi?
    :ngakak

    ************************

    Neyse ki gözetmen de benzer tepki göstermişti. ehi.

  4. Anjelika7 says:

    Gözetmen hareketinin absürdlüğüne gülmüş. Bense hem ona, hem de bu olayı nefis bir mizahi anlatıma dönüştürmene güldüm. Gerçekten çok güzeldi. Bence sen mizah yazıları yazmayı bir düşün…
    :recsel

    *************************

    Hayatımı yazsam “Cin Ali” olur.
    Bir kısmı inanılası değil.
    Bir kısmına ise toplum hazır değil.

  5. Anjelika7 says:

    Ağzımıza bir parmak bal çaldın yani. Olmadı ama, toplumu boşver, biz bize okuruz şurda anlatacaklarını. Çok merak ediyorum, gerçekten…

    **********************

    Denicem…

  6. Handan says:

    Hepimiz okul yıllarında kopya çekmişizdir.Şimdi gülümseyerek ansak da yakalandığımızda ne yapacağımızı,ne söyleyeceğimizi bilememişizdir.EEE kolay değil işin ucunda 0 almak var ya da disipline gitmek vardı çünkü.Bu arada hafta sonu hayatının sınavına girecek öğrencilere başarılar diliyorum.

    **********************

    Hayatı bir sınava endeksleyen sistem çökmeye mahkumdur.
    Öğrenciler kopye çekin!
    Öğretmenler siz de yakalayın! ehi.

  7. usta kopyeci bir arkadaşımın önerisi üstüne …Takdir almam lise sonda ki olacak olan bu sınava bağlıydı herşey, bir ila iki puana bağlıydı kararlıyım ya, onca sene harıl harıl çalıştım ama o dersin sınavına çalışmadım çünkü çok basit bir dersti, ince ince A4 kağıdını sütunlara böldüm, küçücük yazılarla dersin ilgili olduğu bölümü oraya aktardım,aktardıktan sonra sütunlardan kağıdı tek tek kestim uçlarını ekledim ve her birini 3er cm ‘lik aralıklarla yelpazelendirip minicik bir deftercik yaptım.Sınav zamanı geldi sınav başladı ben gayet kendimden emin defterciğimi çıkardım.Benim yelpazeli defter bir tür yaya dönüşmüş ve bir anda elimden sayfalar yukarı fırlayıvermişti…o sessilikte ben şakır şukur kağıtları toparlamaya çalışıyorum millet korku dolu gözlerle beni izliyor.Ben de soğuk terlerle kağıtları toparlıyorum.Hoca da arkasını bile dönmüyor.Çünkü ders seçmeli o da sıkılmış meğer… anlaşmalı derslerden olduğu için , sesler umrunda değil ..ben se mahvolarak kağıtları bir şekilde toparladım.. kopyemi çektim ve 100 aldım…Takdiri de aldım…
    :)

    *******************

    O da bi şey mi?
    Cevabını bildiğim soruyu kopye çektim ben. ehi.
    Canım feci şekilde kopye çekmek istiyor şimdi.
    Evet hastayım.

  8. Handan says:

    Sınavı onayladığımı söylemedim.İnsanlarının geleceklerini 3 saatlik bir sınav maratonuyla belirlemesini tabi ki onaylamıyorum. Ha kopya çekmeyi becebilirlerse de helal olsun derim.Bu arada Hababam Sınıfı aklıma geldi,orada da öğrenciler öğretmenin gzü önünde kopya çekiyorlardı.Sınava girecek öğrenciler o flimleri bir kez daha izlesinler belki faydası olur.

    *************************

    Sınavın tek zevkli yanı kopye çekilebilmesidir. ( Ne özlü oldu ya. Bu arada blogu okuyan öğretmenler zıngırdadı sanırım. ehi. )

  9. cidden diğer arkadaşlara katılıyorum, çok akıcı bir yazı dili,durumu anlatırken ardından duyguyu vurgulamak olayın bellekte canlandırılma hissi…cidi anlamda şaşırtıcı, ben ce mizah yazarı olmalısın oyumben….bu konuyu iyice bir düşün derim….

    ************************

    Yazmaktansa yaşamayı tercih ediyorum.
    Mizah yaşayanı olcam ben. Yaşasın…

  10. Handan says:

    Unutmasınlar onlar da bir zaman öğrenciydi. Öğretmen doğmadılar ya. ;)

    ***************************

    Kopye çekerken yakanılması durumunda buna benzer bir cümle işe yarar mıydı? Denenebilir bu.

  11. miracle says:

    :) Henüz sınav yeni başlamışken arkadaşının kağıdına bakmak için uzanan öğrencinin silgi aldığını söylemesiyle adını mı yanlış yazdın dedirten eylem. En kötüsü de kağıdın altına çarşaf kadar kopya koymuşken hocaya soru sormak, hocanın kağıdı eline almasıyla zavallı kopyanın sırada tek başına kalması, daha gider bu…

    ***********************

    Döngü gibi.
    Geçmişten geleceğe uzanan kalıplaşmış davranış biçimi adeta.

  12. Anjelika7 says:

    Günümüz öğretmenleri de herşeyden bıkmışlar artık. Kızımın anlattıklarına bakıyorum da, öğretmenlerin bezginliği, isteksizliği öğrencilere de yansıyor. Ya da tam tersi. Etki – Tepki meselesi. Kimseyi suçlamak değil amacım ama işin içinde olan herkes bu durumun farkındadır sanırım. Eğitim sistemimizin içi tamamen boşatılmış, eğitimciler de, öğrenciler de herşeyi boşlamış durumda… Ülke geleceğimize çok yazık oluyor…
    :malu2

    ***************************

    Eğitimciyi kim eğitecek?

  13. Öğretmen hayat telaşesinde, çocuklarla mı uğraşsın bıkkın bezgin test canavarı radyasyonlu öğrencilerle mi uğraşsın, kendi çocukları eşiyle mi uğraşsın maddi sıkıntılar la mı uğraşsın sürekli değişen müfredatla mı sınavlarla mı getirilen sistemlerle mi uğraşsın.Neyle uğraşsın.Kendi psikolojisiyle mi yoksa öğrencilerinin psikolojisiyle mi uğraşsın…İyisi mi o da salıyo kendini.zaten öğretmen olana kadar canı çıkmış sınav üstüne sınav.Eh ! bi şekilde tayini çıkmış.Dostlar öğretmenlikte görsün.Bi şekilde sistem yürüyor bu kadar yani.bunlar bizim ülkemizin gerçeği.Bence …üzgünüm

    *******************************

    Hepimizin aynı anda gördüğü bir halüsinasyonun içinde devinip duruyoruz.
    Sisteme göre kişiler olması gerekirken kişiye göre sistemlerin içinde yitiyoruz…
    Gel de kopye çekme. ehi.

  14. Sevgili Oyum,

    Kopya çekerken yakaladığım öğrencilerimin anılarını canlandıran bu eğlendirici yazını gülümseyerek okudum. Çok hoştu doğrusu!

    Aslında, değil öğretmen, sıradan (ilgili) bir kişiyi sınavda gözetmen yapsanız, daha sınavın başlarında kopya çekmek isteyenleri anlar. Ah! o gözler yok mu, o gözler bizi ele veriyor!

    Tanık olduğum anıların içinden biri var ki beni hala çok güldürüyor.

    Sınıf, topluca kopya çekmeye karar vermiş. Sınav sorularını dağıttım,sınav başlamıştır dedim, başarı dileklerimi ilettim.

    Ama baktım, çocuklar sınav kağıdından çok kaçamak bakışlarla tahtaya bakıyorlar. Sınıfın arkasına gidip tahtaya baktım, ne var diye…

    Görünürde bir şey yoktu. Lise öğrencileri olduğu halde, sadece tahtanın sağ üst köşesinde “KONUŞANLAR”başlığı altında tek tek isimler sıralanmıştı.(Bu konuşanlar, sınıftaki yaramazlık yapan öğrencilerin öğretmene şikayeti anlamını taşıyor okullarda, sınıf başkanı tarafından yazılıyor.)

    Edebiyatımızda Beş Hececiler diye anılan şairlerimizin adları alt alta sıralanmıştı, ve bu soru yanıtlamalarını istediğim (aslında herkes kolayca yanıtlar da puan alır diye seçtiğim iyi niyetli bir soruydu.)

    Faruk
    Nafiz
    Çamlıbel
    gibi üç adlı şairlerimizin adlarını böyle peş peşe görünce içten içe kahkaha atarken, sınıfın önüne geldim, sırtım tahtaya dönük:

    O, soruyu iptal ettiğimi, puanlarını da diğer sorulara bölüştürdüğümü söyledim sevgili öğrencilerime…

    Afalladılar; ama neden, diye sordular saf saf…

    Siz nedenini benden iyi bilirsin, dedim. Hep birlikte gülüştük ve sınav, kuralları içinde tamamlandı…

    Bk yazın bana ne yaptı? Çok teşekkür ederim.

    Sevgili öğrencilerimize girmek zorunda oldukları tüm sınavlarda başarılar dilerim…

    Sevgilerimle…

    ***************************

    Kopye etik açıdan incelendiğinde oldukça yanlış bir davranış şekli.
    Fakat ben faydalı tarafları olduğuna inanıyorum.
    Bi kere organize çekilmiş ve başarıyla sonuçlanmış bir kopyenin, sağladığı dayanışma ve beraberlik ruhunu başka hiç bir şey sağlayamaz.
    Kopye çeken insanın adrenalin seviyesi yükselir.
    Kopye çeken kişi, duygu kontrolü yapmalıdır.
    Dışardan bakıldığında kopye çektiği anlaşılmamalıdır.
    Soğukkanlı olmalıdır.
    Risk alabilmelidir.
    Konsantrasyonu artırır kopye.
    Öğrencinin yaşam süreci içerisinde sınavda sorulan bir soruyla karşılaşma ihtimali oldukça zayıftır oysa hayat kopye çekilirken sergilenen tüm yeteneklerin bir manzumesidir adeta.
    Zeka ve aklın tüm kıvrımları kullanılmalıdır kopye çekerken. Belki de soruyu çözerkenkinden daha fazla.
    Sonra zamanlama yeteneği de gelişmiş olmalıdır kopyacının.
    Kopye veren, sahip olduğu bilgiyi paylaşmanın mutluluğunu duyumsar. Faydalı bir insan olarak hisseder kendini.
    Alan, verene muhabbetle bağlanır. Arkadaşlığın, paylaşmanın büyüsüne kapılır.
    O an için kendine sunulan kopye bilgileri, veren arkadaşına sevgiye dönüşür sınav kağıdına aktarılırken.
    Zor bir dersten geçilmesini sağlayan kopye, iki insanı birbirine ömür boyu bağlayacak bir köprü olur.

    Ne güzelmiş ya kopye çekmek ehi.

  15. shibumi says:

    olaydan çok olayı anlatışın gerçekten çok güzel..olayı ağırçekimde izlermişçesine milisaniye milisaniye yaşattın bize de..
    bayılıyorum güçlü anlatımına..
    evet mizahi yönü de çok iyi ama bence sen harika bir gerilim yazarı olursun..(tabi yazarken kendin korkmazsan) :rate

    *************************

    Aslında ülkemde gerilim yazarı olmak çok kolay.
    Yapman gereken sadece çevrende olup biteni yazmak. ehi.

  16. Miss.Critic says:

    Yüzümde kocaman gülümsemelere neden oldun. Teşekkürler. Atatürk günümüzde yaşasaydı ve senin blogunu takip etseydi o meşhur cümlesini şöyle değiştirdi bence: Ben blogcunun, zeki, komik aynı zamanda da yaratıcı olanını severim.
    Nilgün

    ***************************

    Belki de beni yanına çağırır, “şimdi hemen doğu illerine gidip oradaki öğrencileri bilinçlendirip, örgütleyeceksin!” diye emir verir, sonra da yanağımdan kesme alırdı.
    Ben de kutu kutu zımbayla atıma biner yola koyulurdum. ( Allam ne hoş bir misyon. )

  17. yok..aldım seni başkanlıktan geri..
    bi de demetten bir yaprak.. mecburum!

    *************************

    Ama nasıl olur? ( Şaşkındır, oracıkta pörsüyüverir. )
    Daha diğer hikayelerim vardı.
    Valla sınıftan atarsın beni duysan.
    Kulağın esasında insanı tutmak için kafadan yana doğru uzanmış bir kulp olduğunu öğretirsin bana. ( Demetini sıkıca kavrar, mahçup bir şekilde tahtaya bakar sonra da zımbaya kahreder… )

  18. Eh be arkadaş bu kadar mı güzel anlatılır kalemsiz silgisiz bir sınavda zımbanın önem ve ehemmiyeti.
    Güldürdün bizi sevgilerimle.

    ************************

    Gülmeli, coşmalı ve eğlenmeliyiz.
    Ha bi de kopye çekelim.

  19. :) Çok hoş.:) Ne bulabilirki insan o anda.:) Uğur getirir,de denmezki.:)

    **************************

    Aniden oldu her şey. Feciydi.

  20. ben bu sanatın en iyi yorumcularından biriydim orta okuldayken kitabı bölümlere ayrırır öyle kopya hazırlardık üç sıra arkadaşı.:)
    lisedeyken kitaptan çektim sonunda kitap yere düştü tabiiki koccaman güzel bi sıfır…
    etik mi?
    sence sınav ne kadar etik?

    *************************

    Harika bir soru bu.
    Bence sınav alçakca bi şey.
    Resmen hainlik.
    Gizli gizli hazırlanıp ansızın öğrencinin önüne çıkartılıyor.
    Vahşice bu. Pis bi şey. Öğk.
    Cevap verilip soru sorulsun, belki o zaman rahatlarım.

  21. seni tanıdığım günü çok seviyorum..
    iyi ki varsın çocuk..

    **************************

    Yaşasın! ( gözlerin kırpıştırır, mutlu olmuştur… )
    Evet kesinlikle harika bir gündü.

  22. Asitavandas says:

    HIMMMMMM!…
    Yazının kurmaca ve gülmece yanına bir şey diyemem. Ancak Çıkartılan ve vurgulanan sonuçlarının oluşturduğu genel havanın kopyacılığı destekler ve matah bir şeymiş gibi öne çıkarılması kesinlikle yanlıştır. Hele hele kopya çekmenin ” kişisel yaratıcılığı geliştireceği, risk almayı öğreteceği ve benzeri” savlar şaşkınlık vericidir. Aynı mantıkla hırsızlığı, rüşvetçiliği, yolsuzluğu daha bir çok yoldan çıkmışlığı savunabiliriz. Ayrıca bu yazarlık ve yaratıcılık mantığıylada ters düşmektedir. Özgünlüğün bizzat kendisi kopyacılığı yadsır. Kopyacılığı içselleştirmiş olan birisi ilerde bilim adamı bile olsa başkalarının eserlerini aşırır ki, intihal olarak adlandırdığımız bu durum ülkemizde oldukça yaygındır. Sadece bilimde değil bütün yaratı alanlarında kopyacılık ve aşırma ülkemizin en önemli hastalıklarından biridir. Böyle bir alışkanlığın savunusunu “hangimiz yapmadıkki?” sorusuyla aşamayız. Bir önceki yazınızda söz konusu olan köy enistütülerinin en göze batan özelliği: Yaratıcı, bilgili yoktan var eden öz güveni yüksek bireyler yetiştirmekti. Kopyacılar değil! Bazen boş bulunuyorsun oyumben! azıcık kulağını çekmek gerekiyor…

    *******************************

    Çok doğru bir yaklaşım bu.
    Yazdıklarında ciddi derecede haklısın.
    Fakat bu durum benim konu hakkındaki düşüncelerimi değiştirmiyor :) Çünkü bu konuda yanlış olanın ben olduğumu kabul ediyorum.
    Bu yazıyı okuduktan sonra kopyenin büyüsüne kapılıp kopye çekenin günahı boynuma.
    Fakat amacım insanları kopyeciliğe teşvik etmekten ziyade, öğrencilik hayatımda yaşadığım gariplikleri, yanlışı ve doğrusu ile paylaşmış olmakdı.
    Öğrencilik yıllarımın bir bölümünde ciddi derecede kopye verdim, başkalarının yerine sınava girdim, bir bölümünde ise kopye aldım.
    Hastayım ben.
    Bildiğim soruları dahi kopye çekiyordum. ehi. ( evet bi çeşit rahatsızlık bu. )
    Belki tedavi edilecek bir şeydi ama hiç şikayetci değildim.
    Sistemle bu şekilde savaşıyordum kendimce.
    Eğitim sistemimizin üzerine böğürerek kusma isteğim; kopyeye ya da kitap, defter ve bilimun kırtasiye malzemesine sahip olmamaya dönüşüyordu.
    İnanılır gibi değil ama kitap ve defter kullanmıyordum.
    Sınavlara iki ucu açık minik bir kalemle girerdim, genelde silgim olmazdı.
    Hatta hiç unutmam bir kere ikmal sınavını bitirip cevap kağıdını verdiğimde, çıkışta beni tanıyan bir öğretmen, “bi dakika çıkmadan önce kontrol edeceğim cevaplarını. Bu sınavdan kalırsan atılacaksın biliyorsun değil mi?” demişti.
    Sonra da kağıdımı kontrol etmişti.
    Testteki 20 sorudan 10 unu işaretlemiştim cevap kağıdına.
    “Bi tane yanlışın var, onu sil ve sınava devam et çıkmana müsade etmiyorum” dedi bana.
    Ben de; “silmem mümkün değil, yanlışı işaretlemişim bir kere, ama üç tane daha doğru işaretlersem sorun kalmaz” demiştim.
    Sınav kağıdında 20 sorunun da yapılmış olduğunu ve benim sadece 10 tane soru işaretlediğimi fark edince O’da anladı rahatsız olduğumu ehi.
    Fakat yanlış soruyu silmememin sebebinin silgim olmaması olduğunu söyleyemedim. ehi. Buna hazır değildi adam.
    Sanırım açıkladığım bu durumun, asi ve başınabuyruk bir yapıya sahip olmamla da alakası var.
    Üstelik inat ettiğim için 12 dersten kalmışlığım da var. ehi. Zaten 13 ders vardı. (Birini iddiaya girdiğim için geçmiştim. ).
    Kalmak için profesyonel bir gayret sarf etmem gerekmişti o sene.
    Ancak kaldığım sene yaşadıklarım bir öğrencinin yaşayabileceği şeylerin limitindeydi sanırım.
    Öğretmenler odasında konu olduğumu biliyordum ama umursamıyordum.
    Sonuç itibariyle bu konuda yapacak hiç bir şey yok.
    Bi de hala hastayım sanırım ehi.

  23. Öğrenim hayatım boyunca kopye çekmekten ziyade yanımdaki yöremdekilere yardım etmek suretiyle kuralları yıkmışlığım çok oldu. Cankurtaran bile takmışlardı adımı. Ama bazı derslerde özenle hazırlanmış kopyelerim olduğunu da itiraf etmeliyim. Küçük bir kitapçık şeklinde hazırlar, yorgan iğnesiyle diker (cilt yerine) ve hatta aradığımı kolay bulabileyim diye “içindekiler” kısmı bile yapardım. Şimdi düşündüğümde bu eylemlerden ötürü pişman değilim çünki boş yere ezberletilen ve şu anda çoğunluğunu unuttuğum bilgilerdi onlar. Ben öğretmen olsaydım sanırım kitap defter açmalarına müsade ederdim öğrencilerin ama sorduğum soruların o kitap ve defterde bulunamayacak şekilde hazırlamaya çabalardım. Daha çok kendi özgün yorumlarını katabilecekleri, yorumlayabilecekleri sorular olurdu bunlar. Sayısal derslerde de formülleri bilmeleri ya da bakmalarını pek önemsemez asıl onları nerde ne şekilde kullandıklarına bakardım. Tabi bunlar hep klasik sınavlar için geçerli olurdu. Düşündüğümde bu şekilde yapan öğretmenlerim de olmuştu ve onların derslerinde öğrendiklerimi hala hatırlayabiliyorum. Ama kopye çektiğim ya da çekmediğim ancak ezberlemek zorunda kaldığım tüm bilgiler de uçup gitmiş aklımdan.

    Yazın kopyeyi özendirmiyor bence, kopye çekmeyen ya da yardım almayan / etmeyen öğrenci olabileceğini pek sanmıyorum eğitim sistemimizde. Tabi tüm bu yazdıklarımdan sonra senin sınıf başkanlığından alındığın gibi sanırım benim de sınıf birinciliğim elimden alınabilir :))

    Zımba kısmı ayrıca komikti, birkaç kez elini zımbalamış ve hatta bunlardan birinde bayılmış biri olarak gülümseyerek okudum.

    *********************************

    Coşkuyla katılıyorum yazdıklarına.
    Bi sınavda ( malesef adını gene hatırlayamıyorum. ) öğretmen “defter kitap açılmasına müsade ediyorum ama açandan 20 puan kırarım” demişti.
    Ben de el kaldırıp; “ben defter kitap açmak istemiyorum, 20 puan burdan verebilir misiniz?” dediğimde sınıfın insicamı ( Ne garip bir kelime bu ya! Nerden çıktı ki?) bozulmuştu.
    Gülüşmeler yatışana kadar cevap alamamıştım.
    Defter kitap yok zaten bari 20 puan alim diye düşünmüştüm aslında.
    Öyle işte.

  24. Meraklı says:

    Iste budur!

    *****************

    Allah Allah!

  25. melek says:

    yalan söyleme konusunda biraz antreman yapman gerekiyor ben sensein olabilirim şahsen :D

    ********************************

    Neden olmasın? Biraz egzersiz yapmalı. :)

  26. ben öğrenciyken hiç kopya çekemezdim o kadar korkaktım yani.

    *********************************

    Tüh! Şansını kaçırdın. Olsun hayat devam ediyor. :)

  27. sene 1989, lise yeni bitmiş ve biz tr’ye kesin dönüş yapmışız. 5 yıl boyunca evde oturmuş, sıkılmış, ne yapacağımı bilemiyorum. bir gün rahmetli babam üni. sınavına kayıt formuyla çıkageldi. tüm öğrenim hayatım almanya’da geçmiş, türkçem bozuk, sınav konuları hakkında bilgi sıfır. neyse girdim sınava, ilk soruyu okudum yok, ikincisini yok, anlamıyorum! sınavdan çıkmak istiyorum, çıkamıyorum. sonra başladım rasgele cevaplamaya, baktım c şıkkını hiç işaretlememişim, dur dedim bi kaçını da c yapayım. ilk ben çıktım sınavdan. sonraaaa… bir baktım ki baraj puanını tutturmuşum ama önümde 2. bir sınav var. heh dedim, mucizenin de bir sınırı var, tezeği yedin şimdi. o sınava da girdim ve almanca sayesinde hatırı sayılır bir puanla almanca öğretmenliğini kazandım. ama babam öğretmen olduğumu göremedi. gerçi ben de hiç bir zaman “aranılan niteliklerde” bir öğretmen olamadım.
    demem o ki, böyle eğitim sistemine böyle öğrenci. çeksinler!

  28. Belki de sistem yanlıştır. :)

  29. Çok güldüm yine Tamer :) böyle ağzımdaki lokmalar fışkırayazdı yemek yerken (fışkırayazdı:adeta pötürdemek,hapşurmakla hönkürmek arasında bişey işte ben uydurdum)garip garip bakıyor etrafımdakiler ehi! Bu kadar mı güzel olur anlatım,mizah anlayışını Aziz nesin’in anlatımına çok yakın buluyorum.Gülmeye çok ihtiyacımız var Tamer ve bence bu konuya yönelmelisin.Defalarca da söylesem bıkmayacağım.Sen her ne kadar bu konuyu görmezden gelsen de çok başarılı bir mizah yazarı olacağına inanıyorum…Şu yazıyı sosyal paylaşım sitende paylaşsan beğeni oranından eminim sende anlayacaksın.Ama yapmazsın ki..Özellikle de ben söylediğim için yapmayacağını düşünüyorum artık. (ön sezim böyle söylüyor ) tamam sustum .konuşmayacağım bir daha bu konuda… Mazallah silersin buradan da yorumlarımı şimdi sen :)

    ************************************

    Mizah ruhsal aydınlanmanın aynadaki görüntüsü bence. Gülmek, her şeye rağmen gülmek ve güzelce delirmek… Harikalık bu. :)

  30. Bu arada okul hayatım boyunca kopya çekme teşebbüslerim hep olmuştur.Ancak hiç başarılı olamadım .En son din dersinden kopya çekerken yakalandığımda (aynı okulda annem de öğretmendi,üstelik disiplin kurulu başkanıydı)Din hocasının beni annem’le tehdit etmesinden sonra muhteşem kopya çekme sanatıma artık bir nokta koymak zorunda kalmıştım.Nalet olası dindareller! (dindarel:federallerin küçük erkek kardeşleri onu da uydurdum..uydurukçu bir kişiliğim var demekki..)ehi!

    ******************************

    Feci bişi. :)

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[+] kaskus emoticons nartzco

İfade eklemek için tıklayınız.

SmileBig SmileGrinLaughFrownBig FrownCryNeutralWinkKissRazzChicCoolAngryReally AngryConfusedQuestionThinkingPainShockYesNoLOLSillyBeautyLashesCuteShyBlushKissedIn LoveDroolGiggleSnickerHeh!SmirkWiltWeepIDKStruggleSide FrownDazedHypnotizedSweatEek!Roll EyesSarcasmDisdainSmugMoney MouthFoot in MouthShut MouthQuietShameBeat UpMeanEvil GrinGrit TeethShoutPissed OffReally PissedMad RazzDrunken RazzSickYawnSleepyDanceClapJumpHandshakeHigh FiveHug LeftHug RightKiss BlowKissingByeGo AwayCall MeOn the PhoneSecretMeetingWavingStopTime OutTalk to the HandLoserLyingDOH!Fingers CrossedWaitingSuspenseTremblePrayWorshipStarvingEatVictoryCurseAlienAngelClownCowboyCyclopsDevilDoctorFemale FighterMale FighterMohawkMusicNerdPartyPirateSkywalkerSnowmanSoldierVampireZombie KillerGhostSkeletonBunnyCatCat 2ChickChickenChicken 2CowCow 2DogDog 2DuckGoatHippoKoalaLionMonkeyMonkey 2MousePandaPigPig 2SheepSheep 2ReindeerSnailTigerTurtleBeerDrinkLiquorCoffeeCakePizzaWatermelonBowlPlateCanFemaleMaleHeartBroken HeartRoseDead RosePeaceYin YangUS FlagMoonStarSunCloudyRainThunderUmbrellaRainbowMusic NoteAirplaneCarIslandAnnouncebrbMailCellPhoneCameraFilmTVClockLampSearchCoinsComputerConsolePresentSoccerCloverPumpkinBombHammerKnifeHandcuffsPillPoopCigarette