content top

İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma (1748) / David Hume

İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma (1748) / David Hume

Hume bugün de empirizmi savunup metafiziksel spekülasyonu reddeden her türden felsefi ekolün koruyucu azizidir. Hume, akıl yürütme yetimizin aslında sadece dil becerilerimizin bir sonucu olduğuna ve ‘insan doğası’ ya da bugünlerde psikolojik dediğimiz şeyin beyin ve sinir sistemi hakkında daha fazla bilgi yoluyla açıklanabileceğine inanıyordu. John Locke ve George Berkeley’yi takip ederek akıl yürütmenin değil,...

Devamı...

Theodicee ya da Tanrının Haklı Kılınması (1710) / Leibniz

Theodicee ya da Tanrının Haklı Kılınması (1710) / Leibniz

Leibniz üst düzey bürokrat ve politik danışman olarak oynadığı role ek olarak, matematik (Newton’dan ayrı olarak sonsuz küçükler hesabını keşfetti ve ilk mekanik hesap cetvellerinden birini geliştirdi.), hukuk, optik ve felsefeye çok önemli katkılarda bulunan büyük zihinlerden biriydi. Bununla birlikte Leibniz, içinde yaşadığı dönemin laik düşüncesinin en uç noktasında yer almasına rağmen, Tanrı’nın...

Devamı...

İnsanın Anlam Yetisi Üzerine Bir Deneme (1689) / John Locke

İnsanın Anlam Yetisi Üzerine Bir Deneme (1689) / John Locke

John Locke dilin kendisindeki kesinlik ile çok ilgilenmiştir: “Muğlak ve manasız konuşma biçimleri ve dilin istismarı öyle uzun bir süre bilimin gizemleri olarak kabul edildi ve neredeyse hiçbir anlam taşımayan zor ve yanlış kullanılmış kelimelere, adeta reçeteli olarak, derin öğrenme ve spekülasyonun zirvesiyle karıştırma hakkı verildi ki bunların cehaletin kılıfı ve gerçek bilginin ayak bağı olduklarına...

Devamı...

Ethica (1677) / Baruch Spinoza

Ethica (1677) / Baruch Spinoza

Spinoza’nın Ethica’sı Batı felsefesinde çığır açan bir eserdi çünkü teolojinin her şey olduğu bir dönemde evrene doğalcı ya da bilimsel bir bakış açısı sundu. Kitap aklın sesi olma arzusuyla tutarlı bir biçimde neredeyse matematiksel bir tarzı benimseyerek, geometriyi konu alan bilimsel incelemelerin yöntemlerini aynen kullanır ve her bir terimi net bir şekilde tanımlayarak öne sürülen her ifade için...

Devamı...

Düşünceler (1660) / Blaise Pascal

Düşünceler (1660) / Blaise Pascal

Düşünceler, Pascal’ın matematiksel akıl ile sezgisel akıl arasında çizdiği ayırımı içerir. Pascal’ın bilimsel ve tinsel dünya görüşleri arasında kişi düzeyinde kurduğu köprü şudur: Bu dünyadaki yolumuzu çizmede bize büyük zaman kazandırıp bizi şeylerin kalbine götüren sezgilerimizi ya da metafizik duyumuzu beslemeliyiz ama aynı zamanda akıl yoluyla takdir edilmiş soyut ilkeleri kabullenmeye de açık...

Devamı...

İlk Felsefe Üzerine Meditasyonlar (1641) / Rene Descartes

İlk Felsefe Üzerine Meditasyonlar (1641) / Rene Descartes

Aydınlanma dönemi filozoflarından biri olan Rene Descartes sadece felsefeye değil, bilime ve matematiğe de ciddi katkılar sağlamış, örneğin bize Kartezyen düzlemini ve koordinat geometrisini kazandırmış ve ayrıca astronomi ve optik biliminde ilerlemeler kaydetmiştir. İlk Felsefe Üzerine Meditasyonlar tam olarak neyin bilinebileceğini ortaya çıkarmadaki ilk girişimiydi. “Fakat hemen ardından, her şeyin yanlış...

Devamı...

Denemeler (1580) / Montaigne

Denemeler (1580) / Montaigne

“Montaigne ‘denemek’ anlamına gelen essai kelimesini kullandı, bu kelimeyle kastettiği hem dünya hem de kendisi hakkında doğru görünenin denemesidir. Denemelerden oluşan derlemesi bir tür otobiyografi niteliğinde olsa da bunun kendini yüceltme niteliğinde olmaması için de büyük çaba sarf etti; Denemeler’in içinde barındırdığı duygu yalnızca meraktır. Giriş niteliğindeki bir mektupta şu notu...

Devamı...

Prens (1513) / Niccolo Machiavelli

Prens (1513) / Niccolo Machiavelli

Prens’in Napolyon, Hitler ve Stalin’in uykudan önce okuduğu eser olduğu söylenir ve Shakespeare “Makyavel” ismini kötü amaçları için insanları kurban etmekten mutlu olan bir düzenbazı anlatmak için kullanmıştır. Politik hayatı bazı manevi ve ahlaki ideallerle aynı hizaya getirmeye çalışmak yerine, olaylardan oldukları gibi bahsetme girişimi nedeniyle dehşete düşürücü bir eserdir. Machiavelli, “bütün...

Devamı...

Yükümlülükler Üzerine (MÖ 44) / Cicero

Yükümlülükler Üzerine (MÖ 44) / Cicero

Yükümlükükler Üzerine (De Officiis), Cicero’nun en etkileyici eseridir, oğlu Marcus’a yazılmış uzun ve üç kısımdan oluşan bir mektuptur. Metin bir nevi felsefenin savunusudur ve amacı, felsefenin ahlaki ve toplumsal zorunluluklar konusundaki en gerçekçi sorularına nasıl uygun bir altyapı sağladığını göstermektir. Cicero evrenin ilahi bir plana göre işlediğine ve her bir insanın Tanrı’nın bir...

Devamı...

Mektuplar ve Maksimler (MÖ 3. Yüzyıl) / Epikür

Mektuplar ve Maksimler (MÖ 3. Yüzyıl) / Epikür

“Epikür’ün gerçek felsefesi basit ve mantıklı yaşamaktı, bir insanın asgari ihtiyaçlarının karşılanması ve dostluklardan ve doğadan zevk almaktı.” “Epikür, evrenin birbirine zıt olan, madde ve hiçlikten yaratıldığını ve gerek cisimlerin sayısı gerek boşluğun büyüklüğü bakımından hiçbir sınırının olmadığını öne sürer: Atomlar sonsuza dek, sürekli olarak hareket eder; bazıları...

Devamı...

Nikomakhos’a Etik (MÖ 4. Yüzyıl) / Aristoteles

Nikomakhos’a Etik (MÖ 4. Yüzyıl) / Aristoteles

“Aristoteles’in oğlu Nikamokhos’a ithaf ettiği yapıtı ahlak felsefesinin en iyi ifadesidir. Nikomakhos’a Etik bugün hala tartışılan ve uygulanan iyi bir yaşam tarifi sunarak etkili olmaya devam etmektedir. Örneğin, eudaimonia (çoğunlukla mutluluk olarak tercüme edilse de, iyi olmak, başarmak ya da gelişmek olarak da yorumlanabilir.) kavramı modern pozitif psikoloji hareketini şekillendirmiştir. Eser,...

Devamı...

Devlet (MÖ 4. Yüzyıl) / Platon

Devlet (MÖ 4. Yüzyıl) / Platon

“Platon insan ruhunu üç bölüme ayırır: akıl, tin ve arzu. Akıl ruhun gözetmenidir ve toplamda en iyi sonuç peşinde koşar; bize karar verme yetisini kazandırır vicdanımızı sağlar. Tin, hırs ve girişim gücü üretir ama aynı zamanda öfke, gurur ve utanç gibi duygulara da neden olur. Arzuysa basit anlamıyla yemek, uyku ve seks gibi temel dürtülerdir. Birey, tin ve arzu başıboş bırakılmayıp akıl tarafından...

Devamı...

Konuşmalar (MÖ 5. Yüzyıl) / Könfüçyüs

Konuşmalar (MÖ 5. Yüzyıl) / Könfüçyüs

“Tsze-chang Konfüçyüs’e mükemmel erdemi sordu. Konfüçyüs de dedi ki ‘Beş şeyi her yerde uygulayabilmek, mükemmel erdemi meydana getirir.’ Bunların ne olduğu sorulunca cevap verdi: ‘Ağırbaşlılık, cömertlik, samimiyet, doğruluk ve nezaket.Eğer ağırbaşlı olursan kimse sana saygısızca davranmaz. Cömert olursan herkesi kazanırsın. Eğer samimi olursan insanlar sana güven duyar. Doğru olursan çok şeyi...

Devamı...

Fragmanlar (MÖ 6. Yüzyıl) / Herakleitos

Fragmanlar (MÖ 6. Yüzyıl) / Herakleitos

Fragmanlar şu ifade ile başlar: “Bu Logos ebedi bir gerçekliğe sahip olsa da, insanlar onu anlamaktan acizdir, sadece onu duymadan önce değil ama onu bir kez duyduktan sonra bile… Her şey bu Logos’a uygun biçimde gelişir ama insanlar onu neredeyse hiç deneyimlememiş gibidir… Benim yöntemim tek tek her şeyi onun doğasına uygun olarak ayrımsamak ve onun davranış şeklini belirlemektir; diğer insanlarsa, tam tersine,...

Devamı...

Var Olmanın Gücü / Eckhart TOLLE

Var Olmanın Gücü / Eckhart TOLLE

Acı beden, çoğu insanın içinde yaşayan yarı otonom bir enerji biçimidir ve duygulardan oluşan bir varlıktır. Acıktığında ve kendini yenileme zamanı geldiğinde, uykusundan uyanır. Buna ek olarak, herhangi bir zamanda herhangi bir olayla tetiklenerek de harekete geçebilir. En önemsiz olayı, birinin söylediği ya da yaptığı bir şeyi ve hatta bir düşünceyi tetik olarak kullanabilir. Eğer yalnız yaşıyorsanız ya...

Devamı...

Bağlılık

Bağlılık

Bağlılıktan üzüntü doğar… Hiçbir şeye bağlılığı olmayan için üzüntü yoktur. -Gautama Buda Çocukların neşeli olmasının ve kolayca neşelenebilmelerinin bir sebebi, çok fazla insan ve olaya karşı derin bağlılıklar geliştirmemiş olmalarıdır. Bunun yerine yaşam neşesiyle doludurlar. Beklenti de aslında bir tür bağlılıktır. Hemen her durumda en iyi şekilde yaşamanın yolu; başının çaresine...

Devamı...

Kadın ve erkek bir resmin yarısı…

Kadın ve erkek bir resmin yarısı…

“İnsanlar arasındaki cinsel farklılıklar anatomiden daha fazlasını kapsar. Beyin cinsel olarak farklıdır. Kadın ve erkek gözleri ile aynı olguyu görür ama bu olgu hakkında farklı düşünceler üretir. Erkekler şeyler, şeylerin özellikleri ve parçaları, diğer şeylerle birlikte ya da onlara karşı nasıl işledikleri ve işleyişi yöneten yasalara ilgi duymaya meyillidir. Kadınlar insanlar ve şeyler...

Devamı...

Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği) / Schopenhauer

Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği) / Schopenhauer

Ünlü Alman filozofu Arthur Schopenhauer, Aşka ve Kadınlara Dair kitabında, kadınları, aşkı ve Cinsel Aşkın Metafiziği’ni kendine özgü ve sıra dışı bir anlayışla ortaya koymuştur. İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde kadınları, ikinci bölümde ise Cinsel Aşkın Metafiziği’ni ele almıştır. Kadınları, zihinsel ihtiyacı olmayan varlıklar (Philister) olarak tanımlayan Schopenhauer’a göre...

Devamı...

Felsefe Jimnastiği / Stephen Law

Felsefe Jimnastiği / Stephen Law

Yanlışlığı Nasıl Belirleriz? Ahlaki değerin objektif, bizden bağımsız biçimde “orada” olduğu görüşüne daha yakından bakalım. Bu fikir ahlaki realizm olarak bilinir. Görünüşe göre doğru ve yanlışı bilmek imkânsızdır. Bunun nedeni bu ahlaki değerleri nasıl tespit ettiğimizi açıklayamamamızdır. Nedenini görmek için aşağıdaki hikâyeyi okuyabilirsiniz. Bir sabah Erdem bulaşıkları yıkarken bir...

Devamı...

İyi geçinmek için sayımız çok fakat alanımız az !

İyi geçinmek için sayımız çok fakat alanımız az !

İnsanlar göl kenarı gibi sessiz ve sakin olan yerde huzur buluyor. Peki neden? Bu konuyu araştırırken Lou Marinoff’un yazdıkları  aklımı hırpaladı… Okuyun ve neden sakin yerlerde bizi saran huzurun sarhoşluğunu duyumsadığımızı keşfedin ! Okuyun ve derinlerimizde bizi yöneten ve doğaya şekil veren vahşi benliğimizin krallığını keşfedin ! “Doğa, özellikle işbirliği bolluk ve aşırı...

Devamı...

Deliliğe Övgü / Erasmus

Deliliğe Övgü / Erasmus

* Gerçek bilgelik deliliktir, kendini bilge sanmak gerçek deliliktir. * Benden ne bir tanım, ne de retorik hocalarına özgü bir bölümleme bekleyiniz. Hiçbir şey bunun kadar yersiz olmazdı; beni tanımlamak bana sınırlar çizmektir: oysa kudretimin sınırları yoktur. Beni bölümlemek, bana yapılan çeşitli tapınmaları ayırt etmektir; oysa bana  yeryüzünde hep aynı şekilde tapınılmaktadır. Sonra önünüzde aslım...

Devamı...
content top