Uzaktaki Sevgili

Dinle böceğim, uzun bir seyahate çıkacağım.

Hareketimden önce bazı şeyleri söylemek arzusundayım.

Hayatta kimse kimseyi anlayamaz, kimse kimsenin yerini tutamaz; aşk dediğimiz ya vahim bir yanlış anlaşılmadır, ya da kötü bir hayal kurma tarzı.

İki kişinin ikisi de öbürünün yerine hayal kurmaya çalıştığından, sukut-u hayaller eksik olmaz!

Sen dediğime kulak ver, kendimizden başkasını sevmiyoruz, sevdiğimiz şahsiyetimizin dışlaştırılmış bir başkasının üzerinde somutlaştırılmış hayali.

O başkası da kendisini üçüncü bir şahıs üzerinde dışlaştırır, somutlaştırır; arada ahenk kurulamaz.

Nasıl kurulsun?  Sevdiğimizle sandığımız farklı!

Muvaffak bir çift yanlızlığa tahammülü yüksek iki insan manasını taşır.

Çift demek, yanyana iki yalnızlık demek, beraber bile olamamış, kesişmesi bile zor!

Onun için böyle bir hayatı, içine girip kurbanı olmadan yaşayacaksın, yani uzaktan.

Uzaktaki soyut, hemen hemen yok bir şahsı sevmekten güzelini tasavvur edemiyorum.

Yakında olmayan sevgili, tahayyülde yaşatılır.

Hayalde yaşamak az evvel açıkladığım kaideye uygun olarak, onu kendine benzetmektir; yanında bulunmayacağından, o buna ne itiraz edebilir, ne müdehale.

Sevdiğini hayalinde değiştirdikçe, kendini benzettikçe daha çok seversin.

Böylece denge korunmuş olur.

Sevmek! Sevmek esasında alıp başını gitmektir.

Sevgiliden uzaklaşan mutlaka aşka yaklaşır, sevdiğini gönlünde kendi bildiğince yeniden yaratarak.

-Atilla İlhan

Bunları da okumak isteyebilirsiniz:

Bilgi Paylaştıkca Çogalır...

53 Cevaplar Kime:“Uzaktaki Sevgili”

  1. Merhabalar,
    Uzun zaman oldu… Ne yazabiliyorum, ne okuyabiliyorum, ne de blogcu arkadaşlarımı ziyaret edebiliyorum. En azından bunun siz de farkındasınızdır.

    Beni en çok “Sen dediğime kulak ver, kendimizden başkasını sevmiyoruz, sevdiğimiz şahsiyetimizin dışlaştırılmış bir başkasının üzerinde somutlaştırılmış hayali.” bu cümle etkiledi. Ne kadar doğru bir tespit!!!

    Bu yararlı paylaşımınız için çok teşekkür ederim. Birbirimize, birbirimizi sevdiğimizi söyleyerek kandırmaya gerek yok! Ben zaten eşime bile her zaman bunu açık yüreklilikle itiraf etmiştim.

    Allah’a emanet olun ve sağlıcakla kalın.

    **********************************

    Atilla İlhan’ın aşka değişik bir perspektiften bakışını yansıtıyor yazı.
    Hayata hep aynı perspektiften bakmamak için güzel bir fırsat sunuyor bize.
    Bu arada itiraf kısmı ilginçti. Bu tür şeyleri itiraf etmek cesaret ister.
    Hoş bu kadar cesur olunmalı mı emin değilim :)

  2. isminivermekistemeyen says:

    Atilla İlhan’nın aşka bakışının beynen ve kalben farkındayım kabul ediyorum..
    fakat insanların farkınıda görebiliyorum

    Uzaklaştıkca yaklaşıyorum..
    hep böyle oldu
    çok üzgünüm.
    ama gerekiyor
    bu kez başarıcam.

    **************************

    İşin paradokssal kısmı şu ki, düşünmemeyi başarmak için düşünmemek imkansız…

  3. absolut says:

    ben aşka inanıyorum. hem de yaşadım. yalnız, dünyada kı hersey gıbı o da sonlu. çok acıklı aslında.

    ***************************

    Aşka inanıp inanmamak kişisel bir tercih meselesidir. Ancak aşkı bilmek neredeyse imkansızdır.
    Ya sonsuz olsaydı?

  4. DİYALEKTİK GAZEL
    büyük bir şaşaadır ölüm
    ebruli nurlarla gelir
    öyle bir yanardağdır ki öfkesi
    mutantan destur’larla gelir

    karşıtıyla yüklüdür herşey
    mutlak çözümlerden vazgeç
    tartışılmaz mükemmellikler
    ne gizli kusurlarla gelir

    sen sen ol korkma karanlıktan
    dik ışık çekirdeklerini
    çünkü en berrak sular bile
    en yağlı çamurlarla gelir

    nasıl doğmakla başlarsa ölüm
    ölmekle başlar öyle hayat
    bil ki dünyayı sarsan sıçramalar
    birikmiş şuurlarla gelir

    ATTİLA İLHAN

    *********************

    Rahatlatıcı.
    Arada bir okumalı.

  5. Çok hoş düşündürücü bir yazı. Kısmen katılmakla birlikte ben çoğuna katılmıyorum.

    Sevdiğimiz kendimizin dışlandırılmış hali..deniyorya hani..e bu doğal sayılmazmı?
    Yani herkes zevki, bakışı, anlayışı bir veya yakın olan biriyle olmak istemiyormu zaten?

    İnsan sevdiğinde daha bir var oluyor bence, bunun ister felsefi, ister edebi ne açıklaması olursa olsun bence gerçek bu.
    İnsan sevdiğiyle yaşamak onunla paylaşmak istiyor(normal insan) mutlu ettikçe mutlu oluyor çoğu zaman, çünkü değer vermek böyle birşey.
    Hayalle yaşaması kolay, o siz ne derseniz onu yapar, siz nasıl isterseniz öyle olur.
    Yanlızlık değil, sevmek ve sevdiğin veya sevdiklerinle paylaşmak var olmaktır. Elbette hayatta kimse kimseyi %100 anlayamaz..bizi dünyaya getiren anne babamız anlıyormu ki, aynı evde yetiştiğimiz kardeşlerle tam anlaşabiliyormuzki..anormal gibi gözüyor ama hayat böyle olduğuna göre demekki normal olanı bu. Sevgi ama gerçek sevgi hayatı güzelleştiren yegane şeylerden..eğer sevmiyorsanız seviyorum demeyecekseniz elbette, katlanıyorsanız da bu sizin tercihinizdir, suçlu kim olabilir…

    *****************************

    Evet sevgi hayatı güzelleştirir.
    Gerçek sevgi tanımının ise kişiden kişiye göre değişmesi söz konusu mu acaba?
    Aslında duygunun özü, sadece beynimiz tarafından üretilen bir düşünceden kaynaklandığı sürece, sevgimizi hayalimizde var olana mı yoksa gerçekte olana mı yönelttiğimiz, sonucu ne kadar etkileyecektir?

  6. Atilla İlhan sevgiye sahtelik bulaştığı zaman nasıl da bişeylerin çirkinleştiğini vurgulamış.
    Tabiki doğru olan kısımları var.
    Ben aşka inanmıyorum.
    Ama Sevgiye inanıyorum.
    Sevgi, vicdanı bir durum.Yürekte biter.Keleğe gelmez.
    Sevgi,Sadakat,Dürüstlük oldumu kişiler birbirinin özgürlüğünü kısıtlamadı mı evlilik iyi bir durumdur diye düşünüyorum.
    Evliliğe saygı duyuyorum.
    Biliyorum bazı evlilikler,çocuk için yürüyor.
    Ama diyorum ki,mutlaka en kötü evlilikler bile düzelebilir.Çocuk için yürütülen evliliklerin kavga gürültü ortamında çocuklara ciddi anlamda zarar veriyor.Yani kaş yaparken göz çıkartılıyor.
    Çünkü bu tür çocukların kafasında evlilik modeli daha çocukluk yıllarında beynine mıhlanıyor.İlerde bu bireyler ya geç evleniyor,ya yanlış kişiyle evleniyor,ya da evlenmek istese de evlenemiyor.
    Velhasıl evlilik zor zenaat mı?
    Evlilik mutluluk kurumu mu?
    Evlilik soy sop sürdürmek için oluşturulan bir akit mi?
    Neyse zamanı gelince bakarız.
    dimi ama.

    :)

    *****************************

    Ne gariptir ki; güneşe inanmıyor oluşun, altında kaldığında yanmayacağın anlamına gelmiyor. Bir gün zenci gibi olursan bu yazdıklarımı hatırlarsın :)
    Diğer yandan çocuk için sürdürülen evlilik konusunda yazacak çok şey var. Ancak evlilik bence toplumun bir dayatması. Sosyal varlık olan insanın, neslini devam ettirebilmek, hayatta kalabilmek ve yaşamın zorluklarıyla daha kolay başa çıkabilmek için yarattığı bir müessese evlilik. Bu kurumun mutluluk kurumu olup olmayacağı ise çiftlerin durumu algılayışlarıyla alakalı kanımca. Ancak çelişki şu ki; sosyal olarak yaşamın kaçınılmaz gibi gözüken bu olgusu insanın tabiyatına aykırı.

  7. Aşkı aslında tek kişilik bir tutku sayabilir miyiz?
    Kendi içimizde filizlenen, gün be gün onu büyüttüğümüz ve sonra karşılığını “O” kişide bulduğumuzu sandığımız bir tutku. Çok doğru, insan en çok kendini sever ve bir de kendi için sever. İçindeki duyguların karşılığı olan özne doğru zamanda ve doğru yerde orada olduğu için “Özne” olmuştur. Karşımızdakine yüklediğimiz anlamlar bizi çok başka kişilere de savurabilirken biz aslında kendimizce yarattığımız bu duygu dünyasında aynaya bakar gibi kendimizi seyrederiz. Kendimiz için özleriz, kendimiz için ağlarız yine kendimiz için severiz. İşin en garip tarafı da tüm bunları bilmemize rağmen, gerçeklerin farkında olmamıza rağmen gider yine aşık oluruz.
    Uzaktan sevmek sevmelerin en güzeli sayılabilir belki, kavuşma anında yaşanabilecek hayalkırıklığı büyük olabilir ya da tam tersi de mümkün, denemeden bilinemeyecek, öğrenilemeyecek bir durum bu.

    Ve son söz; her durumda ve her zaman her aşk ölümü tadar!!!

    ********************************

    Ne güzel ifade etmişsin!
    İki kişini yaşadığı tek kişilik tutkuların ahengi söz konusu ise aşk mutluluk verir. Ancak iki kişinin içinde olduğu tek kişilik tutkunun sonu acı olur.
    Bence iki kişinin de birbirine aşık olması bir lütuftur.
    Hayatın o insanlara sunduğu paha biçilmez bir hediye olur aşk karşılıklı olursa.
    Ve evet aşk eninde sonunda ölümü tadar, yeter ki can çekişmesin…

  8. Evet, bu platonik aşk dediğimiz şey. Aşk, platonik evrede kaldığı sürece aynı şiddette devam edebilen, gerçeğe dönüştüğü oranda da erimeye mahkum garip bir olgu. Çünkü ne kadar gerçek ve ne kadar yakınınızda ise o kadar sandığınızdan farklı olduğu ortaya çıkacak demektir ki bu da büyüyü bozar tabii ki.
    Not: Platonik aşkı “tek taraflı aşk” olarak düşünenler var ama aslında “gerçekte var olmayan, düşte kalan, hep öyle kalması istenilen (aşk, sevgi ve ilgi)” anlamına geliyor. Buna göre yorumladım.

    ************************************

    Belki de güneşin buzu eritmesi gibi, gerçekler de aşkı eritiyordur.
    Tercih insanın kendisine kalıyor; gerçek olup zamanla tükenen bir aşk mı? Yoksa hayalde var edilen sonsuz bir aşk mı?

  9. absolut says:

    dün gece bır yorum bırakmıstım, kayıpmı olmuş, bıryerlede mı kalmıs acaba:=)

    *****************************

    Üst tarafta duruyor yorumun.
    Malesef bloga yeni bakabildiğim için şu an onaylayabilyorum.

  10. hay allam…:)
    Yahu güneşin altında kalmış olan ve zenci haline gelmiş olan biriyle konuşuyorum.Şimdi beni burda konuşturma…Biz bizeyiz ama.:)
    Ayrıca evlilikte sevgi yoksa sahtedir diyorum ama.
    Toplum uygun bulduğu için evlenmek saçmalığı apayrı bir konu.
    Unutma bir zenciyle konuşuyorsun…zaten :)
    Sevgi var ve onu bulacağım diyen inancı güçlü birisi var burda :)

    :2thumbup

    ********************************

    Fakat “sevgiyi bulacağım” demek, “sevgiyi aramak” anlamına gelmiyor mu?
    Bence sevgi arandığı zaman saklanır.
    Sevgi de mutluluk gibi içimizde duruyor.
    Dışarı çıkması için sadece kapıyı aralaman yeterli.
    Diğer yandan evlilik toplum içinde anlam kazanan bir olgu.
    Bir adada bir çift kalsa evlenmeyi düşünür mü tam olarak emin değilim.
    Toplumun dayattığı bir kurumun kişilerin birbirini sevmediği takdirde sahteleşeceği iddialı bir yaklaşım.
    Olayın kendisi sahte ehi.

  11. Bu arada çevrende çocuk için evlilik sürdüren biri varsa allaşkına biran evvel onları uyar.
    Çünkü kah zıddiyet,kah kavga,kah küskünlük eşler arasındaki..inan bana çocuklar arasında fecihat yaralar açıyor.
    Bak yine zenciye dönüştüm.
    Dediğim gibi,
    Çocuklar herşeyi hissediyor.
    Ya yanlış bir evlilik yapıyor
    Ya evlenmek istese de evlenemiyor.
    Evlenmekle evlenmemek arası bişi oluyor
    Veya duygusal birliktellikleri her daim arızalı oluyor.
    Benden sölemesi.

    **************************

    Sanırım böyle toplumsal bir misyonu üstlenebilecek gücüm yok.
    Üstelik bu ciddi bir araştırma yeteneği de gerektiriyor.
    İnsanların ne halleri varsa görsün ehi. ( Islık çalar, taş tekmeler ve seke seke yürür… )

  12. Bir zenciden dökülen incilerdiya neyse :)
    ( oda Islık çalar, taş tekmeler ve seke seke yürür…)

    ************************

    Adeta inci saçılması oldu ehi.

  13. absolut says:

    aşk yaratılmışların içinde kusursuz görünse de en kusurlu olanıydı kuşkusuz. Hiç dağılmayacak zannedilen bütünün ansızın darmadağınık olmasının mantığa gelir bir nedeni yoksa, bu sadece kusurlu yaratılmış olmakla izah edilebiliyordu. Bilerek ve isteyerek. Onu yaratana, rakip sıfatıyla araya girme hakkını versin ve ki kulları onu bırakıp aşka tapmasın diye. Aşkı ve dahi onu kalbinde taşıyacak olanların tümünü yaratan kuşku yok ki; aşıklar, gerçek aşkın mahiyetini ve kaynağını önünden bulutlar çekilen dolunay gibi fark etsinler diye, birbirlerine bitimsiz bir aşkla bağlanmasınlar diye , aşkı bitimli kılmıştı. Bitmesi aşkın, ancak onu yaratanın fark edilmesi anlamına geliyordu. Çünkü bitimsiz olan sadece O’ydu.”

    alperagirman

    ask sankı bana hayatta üzerıne bınıp gıtmemız ama zamanı gelınce ınmemız gereken bır arac gıbı gelıyor. ya da bır nevı kanat. bır ögretmen, hayatı yasanılır kılan bır olgu. ya da bazen sadece bızı tutsak kılan bır tutku. askta bılınc gıbı cesıtlı hallerden gecıyor. tutkuyla seversen yıkıcı, sevgıyle olanı yesertıcı.

    **********************

    Aşk işte böyle büyülü bir şey: Hem yıkıcı hem yeşertici, hem güldürücü hem ağlatıcı, hem mutlu edici hem acı çektirici.
    Evet bizi taşıyan bir araç gibi bazen.
    Yeter ki hareket halindeyken üzerinden atlamayalım…

  14. Canan Hanım.Sizin yorumlarınızı satır satır ve ilgi ile okuyorum.Tebrik ediyorum sizi ne zamandır diyeceğim…Yorumları açtığımda gözlerim yorumlarınızı arıyor…Saygılar,sevgiler :)

    *************************

    Ben de tüm yorumları okuyanları tebrik ediyorum.

  15. kim miyim says:

    deniliyorki; çocuk için evlilik sürdürülürmü? evet sürdürülmüş ama anneanne ve annelerimiz sürdürmüş.o dönemlerde boşanma ayıp sayılırdı vs. vs. şimdi öylemi! en ufak tartışmaların akabinde boşanılıyor çaba,sabır ve emek verilmeksizin sanılıyorki boşanırsam daha mutlu olurum..olunur-olunmaz bu bir tercih meselesi başkaları adına yaşamını sürdürür isen asla mutlu olamazsın..her bireyin hayatı kendi özelidir istesende çok uçuk yaşayamazsın toplumdan ziyade adeta genlere bulaşmışcasına deyim yerindeyse oturmasını konuşmasını hal ve tavırlarını kendi kendinle kontrol etme zorunluluğunu hissesiyorsun.evliliğe gelince kadın ve erkeğin sosyal ve cinsel açlığı olmadan bi çok şeyi aşmış olmalı ki evlilikte mutlu olabilsin.sevgili-evli her iki beraberlikte de her şeye rağmen devam ediyorsa o zaman alışkanlıktan öte bir şey değil ki bu da tek taraf ya da iki tarafın da beslenmesiyle alakalı devam ede gelen süreç.yani istendiği süre aşk ta sevgi de devam eder.
    bu kadar kafi sıkıldım:(

    ****************************

    Sanırım bu konuda doğru ya da yanlışın ne olduğunu bunu yaşayan insanların algısına devretmek en kolay çözüm. Aksi takdirde bir çözüme ya da sonuca ulaşmak insanı gerçekten bazen sıkabiliyor.

  16. Anjelika7 says:

    Yazıyı ve yorumları okuyunca ne diyeceğimi bilemedim. İçime dönüp, duygu araştırması yaptım. Ama bazı duyguları ortaya çıkarıp da anlatabilmek büyük maharet. Bende bu kadar maharet var mı emin değilim.

    Bence Aşk var, tarifsiz, müthiş bir elektriklenme. Özellikle sevgiliye ulaşılamaz olduğunda, hasret duygularıyla daha da güçleniyor. Bu enerjiyi yaşayabilmek herkese nasip olmuyor nedense. Belki de herkesin aşkı algılama, ona yoğunlaşma, yorumlama yeteneği ve beklentilerinin farklı olmasıyla ilgili bir durum bu. İnkâr etmek de mümkün, hastalık derecesinde bağımlı yaşamak da.

    Kabul etmek gerekir ki herşey gibi bu duygu da sonsuz değil. En güzeli, bulunca sonuna kadar doyasıya yaşamak…
    :tabrakan:

    ********************************

    Sanırım haklısın. Herkesin aşkı algılması ve içselleştirmesi farklı oluyor. Ben aşkı zamana benzetiyorum. İkisi de var, fakat ikisini de tanımlamak neredeyse imkansız.
    İkisi de geçiyor ve ikisi de öldürücü olabiliyor.
    Belki de tanımlamaya ihtiyacımız yoktur aşkı.
    Belki de sadece içine bırakmalı insan kendini.
    Ne bileyim, belki…

  17. birinci bakış says:

    aklıma çernişevsk’nin “nasıl yapmalı” isimli kitabı geldi. bir çiftin ilişkilerini sönükleştirmemek adına denemeci bir evlilik ya da beraberlik (bu kısmı pek hatırlamıyorum) kurgulamaları ve yaşama geçirme çabaları konu ediliyordu. hatırladığım kadarıyla çift de olsalar hem fiziki hem duygusal olarak kişisel alanları daraltmamaya yönelik titizlik içinde olmaya çalışıyorlardı. kitabın çok umut verici bir sonu yok gibiydi ama denemeci üslubun kendisine hayranlık duymuştum.
    bu da böyle bi anımdır.

    ******************************

    Hoş bir anıymış.
    Kişisel alanları karşımızda ki mi daraltıyor, yoksa kendimiz mi?
    Belki de her ikisi?

  18. absolut says:

    Yeter ki hareket halindeyken üzerinden atlamayalım…

    çok güldüm gene sayende:=))) valla burada bütün stresımı atıyorum.

    ******************************

    Coşkulu bir şekilde gülmeli bünye.
    Eski bir Çin atasözü “göbeği oynamadan gülen insandan korkacaksın” der.
    İçten kahkahalar atmalı insan.
    Ehi ehi demeli. ehi.

  19. birinci bakış says:

    kişisel alanları karşımızdakiyle uyumlanmak adına önce kendimiz daraltıyoruz. ardından etkileşimli bir daraltma harekatıdır başlıyor.

    ****************************

    Daralma limitimizi aşınca kırılmıyorsak problem yok.

  20. Oyum bencim senin bu serbest kürsü modundaki bloğuna baylıyorum.Hakikaten Sen Başkansın ! budur yani.
    Sevgili Akheneton yorumlarımı beğenmene çok sevindim.
    Bu arada sizinde bloğunuzu okudum.Çok güzel,
    Çok beğendim..:)
    Sevgiler…

    ***********************

    Üstelik feci serbest. Konudan bağımsız adeta. ehi.

  21. miracle says:

    “…aşk dediğimiz ya vahim bir yanlış anlaşılmadır, ya da kötü bir hayal kurma tarzı.” Öyle bile olsa bence hayattaki en gerçek şey hayallerimizdir. Aksini söyleyebilir misiniz?

    ***********************************

    Hangisinin gerçek hangisinin hayal olduğunu karıştıran ben için aksini söylemek çok zor…

  22. Başlık güzel=Uzaktaki sevgili…
    Anlarsa uzağım yakınımdır,anlarsa…

    ************************

    Eminim anlıyordur.
    Anlamıyorsa da seni hak etmiyordur zaten.

  23. hasretsenfonileri says:

    Bir deli bir kuyuya taş atmış… diye başlayacaktım ki, bırak dedim.. bırak uğraşsın diğer deliler çıkartmaya.. belki biri düşer kuyuya da kayıp sayılamayan bir mevta olur eksilen..
    Aslında buraya .. şu an.. bu yorumu yaptığım için kendimi kuyuya itmek istiyorum o da ayrı!

    Böyle bir yazının da, içine nasıl edilir’e bir örnek sundun ya başkanım… helal olsun sana..

    *****************************

    Ehi. Valla deliyi kuyuya atalım :) Kesin çözüm bu olsa gerek.
    ( Kuyuya bakar, ürperir… )

  24. Aşk;tarifi herkese göre değişebilen bir kavram.Yaşamak gerekir diye düşünüyorum.” Uzaktaki Sevgili” , uzaklık aradaki mesafe mi, yanındayken uzak olmak mı belki de asıl sorgulanması gereken budur.

    ****************************

    Tren yolunun rayları arasındaki mesafe çok uzak değildir ama asla kesişmezler. Tren için doğru olan bu olsa gerek.

  25. isimsiz says:

    Hep yaşanılamayana yazılır bunlar..
    yaşanılamayandır gerçek aşk.

    Peki sevdiğimizle sandığımız farklı diyelim
    soyutlaştırıyoruz
    mükemmelleştiriyoruz

    uzaktaki sevgiliyi hangi nedenlerden sevdik?
    hangi yanları için sevdik?
    bizi çeken sebepler ne kadar sağlam?

    sadece hayalde güzel diye
    kendi istediğim gibimi yapıyorum sevgilimi
    bu kadar salakmı yapıcaz şimdi kendimizi.
    bu kadar çabuk kolay anlamadanmı sevebiliyoruz?

    sizi bilmem ama ben sevemem.

    var demekki kendine yakın hissedilen bişiyler
    görülen nuanslar
    yaşanılan bir fark

    insansak sevme, düşünme, isteme yetisi varsa benlikte
    yalan bulmamışız demekki karşımızdakini,
    bulsak çabucak sönerdi geçer giderdi.
    sönenleri geçenleride görmedikmi

    bir gerçek var
    çekilen acı aşkı besliyor.
    tutku haline getiriyor

    bir sevgili varsa gönülde
    ayaklar yere basılarak, mutlu bir şekilde ve mutlaka karşılıklı bu aşkı yaşamak lazımdır.
    yaşanacak tarafı yoksa içine girmeyeceksin.
    geçip gideceksin uzaktan baka baka..
    üzüleceksin bir müddet.
    bundan kaçış yok.

    ******************************

    Mantık püskürmesi olmuş.
    İki tarafın aynı anda birbirine aşık olması bence Tanrı’nın insana bahşettiği bir lütuftur…
    Bu hediyeye sahip olanlar değerini bilmelidir.
    Sahip olamayanlarda tatlı tatlı acısını çeksin.
    Zira acı ancak çekilerek tüketilebilir…

  26. absolut says:

    Tren yolunun rayları arasındaki mesafe çok uzak değildir ama asla kesişmezler. Tren için doğru olan bu olsa gerek.

    ılk defa anladım sanırım. tesekkür ederım. bosuna hocam demıyorum sana. pekı aslolan tren mı? bızı uzaktakı sevgılıye götürecek olan?? ama trenın sorunsuz gıdebılmesı ve güzel bır yolculuk ıcın ask rayların yaglanması gıbı bırsey oluyor galıba:=)))

    **************************

    Aşk, hızlı tren oluyor ehi…

  27. Günümüz insanı aşka aşık, aşığa değil! Aşkların kısa dönem askerlik gibi kısa sürmesinin nedeni herhalde bu.

    Zaplanan aşıklar dönemi bu dönem! Kanaldan kanala geçer gibi aşıktan aşığa geçiliyor.
    Peki bu neden böyle oluyor?
    Çünkü insan insana sevgisiz, insan insana tahammülsüz, insan insan için fedakarlık duygusunu yitirmiş, insan insana kendini adamaktan kaçıyor.

    Oysa fedakarlık, adanmışlık varsa vardır aşk. Fedakarlığın, adanmışlığın yaşamadığı yerde yaşamaz aşk.

    Ne yazık ki uğruna kendini adadığı ne bir ideali var günümüz insanının… Ne de uğruna kendini adadığı bir aşkı.

    Nerde ideali, aşkı uğruna her şeyden vazgeçen dünün insanı… Nerde hiçbir şey için hiçbir şeyden vazgeçmeyen bugünün insanı.

    Elektriklenmeler kısa devre. Bir günlük elektriklenmeler, sevişme istekleri aşk sanılıyor

    Bugünün insanı aşkta da köşe dönmeci.
    Emek harcamadan yaşamak istediği gibi, emek harcamadan aşk yaşamak istiyor.

    Bence aşka feci ayıp oluyor.

    *****************************

    “Feda-karlık toplum tarafından yüceltilen bir kavram. Oysa hilesinini içinde açıkca barındırıyor. Yapılan bir fedadan daima beklenen bir kar vardır. Her fedakarlık bir beklentiyi içerir. Ve hiçbir fedakarlık kişiye beklentisi doğrultusunda kar getirmez. Getirdiği şey eninde sonunda kullanılmışlık duygusu, bezginlik, öfke ve ziyan olan zamanın ardından yakılan ağıttır. Birisi sizin için bir fedakarlıkta bulunuyorsa dikkatli olun. O kişinin beklentilerini karşılamaya gücünüz yetmeyebilir” diye yazmıştım çok önceleri bloguma.
    Bence aşkda, fedakarlıktan ziyade karşılık beklemeksizin verme vardır.
    Ancak bahsettiğin şekilde yaşanan aşk da, içinde karşılık beklemeksizin verilenlerin olduğu aşk da bir gün gelir tükenir.
    İnsanoğlu tüketmeye odaklıdır.
    Yok etmeye meyillidir.
    İnsanoğlu iğrençtir. ehi.
    Pis insanlar…

  28. sevgiliye yaptığın fedakarlık sana sevgiliyi verecektir.

    beklenti aşkına sahip çıkmak, sevgiliyle olabilmek için yapacaklarındır.
    kar zarar budur.

    fedakarlık yoksa sevgilide yoktur
    oh hepsi benim olsun sevgilim benim olsun beni böyle kabul etsin falan yok..

    tükendiği yere kadar yapacaksın
    hoş tükenmesinin nedenide bir tarafın fedakarlığını tüketmesiyle başlar.. sonra buna diğer tarafda katılır.

    bencede pis insanlar.

    *******************************

    Fedakarlık yapmak gerekmeden yaşanabilecek aşk var mıdır?
    Varsa eğer, gerçekten bu bir hediye olsa gerek…
    Evet insanlar kaka, e.

  29. hmm yazdıklarınıza göre bu ne demek..
    bazı insanoğlu aşktan anlamıyo, herkesin aşk anlayışı değişik.

    sizde gayet iyi örneksiniz sanki.. hala fedakarlık yapmadan aşk varmıki deyip ısrar etmekle yazdıklarımı anlamıyorsunuz bile.

    ***********************************

    İlla bi şeyleri feda etmek istiyosun sanırım.
    Et o zaman. Durma.
    Oysa ben karşılık beklemeksizin vermek ile fedakarlık etmek arasındaki farka vurgu yapmak istemiştim.

  30. müzeyyen says:

    O kadar güzelki bu yazı.. çok seviyorum.

    ***************************

    Hissettiğimiz fakat tam olarak ne olduğunu kavrayamadığımız bir olayın ancak bu kadar güzel ifade edilebileceğini düşünüyorum.

  31. bilim insanları aşkın ömrünü hesaplamışlar; 6 aymış. işte beyin kimyasının değişmesi, hormonlar falan.
    bence de 6 ay sürüyor ama o sürede karşındakini tanıyorsun ve aslında ona atfettiğin özellikleri taşımadığını anlıyorsun, aşk bitiyor.
    bazı şahıslarda 1-2 yıl kadar da sürebiliyor tabii Duck

    neyse, gönül ablam ne güzel söylemiş:
    “seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli..” tırınınınım…

  32. Sanırım aşk bir hastalık ve tedavisi de yok.
    Neyse ki zamanla kendiliğinden iyileşiyorsun. :)

  33. Bana göre aşk ağız içi aftlar gibidir

    gelir
    acıtır
    sızlar
    ve
    gider

    sevgiler :))

  34. C vitamini işe yarayabilir o zaman. :)

  35. Bu yazısını ilk defa okuyorum. Güzelmiş. Aşk ve sevgi… herkesin farklı fikirleri var bu konuda… Ben inanıyorum ikisinin de var olduğuna, muhakkak ki var. Birilerinin yaşamıyor olması ve ya hiç yaşamamış olması, onların yokluğuna delil olamaz… Ama varlığına dair deliller çoktur. Ve son satırın doğruluk payı da yok değil hani….
    Aşk da bende sevgi de… Ben bulduğum inancındayım:)

  36. Ne mutlu sana. Kaybetme onları. :)

  37. Belki de kendimizi sevmekle başlıyordur hayatın anlamı. :)

  38. Başkalarını mutlu etmek için yaşanan bir hayat kayıptır. Belki de bu yüzden kazançların en büyüğüdür kendini tanımak. :)

  39. misafir says:

    “Sevmek! Sevmek esasında alıp başını gitmektir.”
    öyledir belki de… belki de değildir… bilinmez.giden bilir.

  40. Dünyayı sevgi kurtaracakmış. Öyleymiş. Bekliyoruz…

  41. misafir says:

    pes etmiş sevgi, beni beklemesinler diyormuş. öyleymiş.

  42. Sevgi ne bekler ne de bekletir. Öylece gelir ve gider. Öyleymiş. :)

  43. misafir says:

    siz öyle diyorsanız öyle olsunmuş madem.

  44. :) Bazen uzaktakiler daha yakındır.

  45. misafir says:

    aa öyle miymiş, bilmiyormuşum ki ben bunu? sınır neymiş peki, km. cinsinden hesaplamak gerekirse ne kadar uzakta olmak gerekiyormuş, yakın sayılabilmek için? :)

  46. Bunu hesaplamak için en geçerli yöntemi açıklıyorum:
    Bir dünya küresi alınır. (Genelde okullarda kullanılan bir eğitim yardımcı malzemesidir. Bazı kırtasiyelerde de satılıyor.)
    Sonra bir şiş alınır. Daha sonra dünya üzerinde bulunduğun yerden şişi batırıp, şişin kürenin merkezinden geçmesini sağladığında karşı taraftan çıktığı yer bir insanın diğerine en yakın olacağı yerdir. :) Öyleymiş. :)) Hı hı sağdan sağdan geliyorlar. Ama doğruymuş bu. :)

  47. misafir says:

    bunu sorarken dalga geçmemiştim ama ben :(

  48. Ben de dalga geçmedim. İşin ilginç yanı geçenlerde buna benzer bir uygulamayı yazılımsal olarak nasıl yapabileceğimi düşündüm. Uygulama senin yer bilgini alıyor ve bulunduğun yerin dünyanın diğer ucundaki iz düşümünü sana bildiriyor. Ha neden bu uygulamayı kullanmak istiyorsun. İşte bunun cevabı çok ilginç: İnsanlar merak ederler. Merak ediyorsun. Acaba şu anda tam ayaklarımın altı dünyanın neresi? Peki bu bilgi ne işimize yarıyor. Hiçbir işimize yaramıyor. Fakat bu bilgiye sahip olduğun anda değişik bir ruh haline kavuşuyorsun. Gülümsüyor ve rahatlıyorsun. İşte o gülümseme ve rahatlama duygusu her şeye bedeldir. Amacım dalga geçmek olmadı asla. Eğer gülümsemiş ve rahatlamışsak. :)

  49. misafir says:

    :)

  50. dipçik says:

    şiiri okumadım ben kötü bir edebiyatçıyım. içimden okumak gelmedi okula da gitmedim. biri beni vursun tuffff…. aman tanrım burda ölücemmmmm:( Sleepy

  51. Sakin ol ve derin nefes al. Elindeki mausu yavaşça yere bırak. :)

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[+] kaskus emoticons nartzco

İfade eklemek için tıklayınız.

SmileBig SmileGrinLaughFrownBig FrownCryNeutralWinkKissRazzChicCoolAngryReally AngryConfusedQuestionThinkingPainShockYesNoLOLSillyBeautyLashesCuteShyBlushKissedIn LoveDroolGiggleSnickerHeh!SmirkWiltWeepIDKStruggleSide FrownDazedHypnotizedSweatEek!Roll EyesSarcasmDisdainSmugMoney MouthFoot in MouthShut MouthQuietShameBeat UpMeanEvil GrinGrit TeethShoutPissed OffReally PissedMad RazzDrunken RazzSickYawnSleepyDanceClapJumpHandshakeHigh FiveHug LeftHug RightKiss BlowKissingByeGo AwayCall MeOn the PhoneSecretMeetingWavingStopTime OutTalk to the HandLoserLyingDOH!Fingers CrossedWaitingSuspenseTremblePrayWorshipStarvingEatVictoryCurseAlienAngelClownCowboyCyclopsDevilDoctorFemale FighterMale FighterMohawkMusicNerdPartyPirateSkywalkerSnowmanSoldierVampireZombie KillerGhostSkeletonBunnyCatCat 2ChickChickenChicken 2CowCow 2DogDog 2DuckGoatHippoKoalaLionMonkeyMonkey 2MousePandaPigPig 2SheepSheep 2ReindeerSnailTigerTurtleBeerDrinkLiquorCoffeeCakePizzaWatermelonBowlPlateCanFemaleMaleHeartBroken HeartRoseDead RosePeaceYin YangUS FlagMoonStarSunCloudyRainThunderUmbrellaRainbowMusic NoteAirplaneCarIslandAnnouncebrbMailCellPhoneCameraFilmTVClockLampSearchCoinsComputerConsolePresentSoccerCloverPumpkinBombHammerKnifeHandcuffsPillPoopCigarette