Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı. / Ahmet Şerif İzgören – II
* Göçmen arkadaşlarımızın işi yapma kaliteleri açısından bende ayrı bir yerleri vardır. Çok çalışkandırlar ve işlerini mükemmel yaparlar.
Bulgaristan’da, Yunanistan’da Yugoslavya’da iyi eğitim aldıkları için değil.
Bizde eğitim almadıkları için kurtarmışlar.
* Hukuk denilen şey, kapitalist sistemde, zenginin parasını garibandan koruyan cellattır.
* Yaşlı adamın biri, çölde devesiyle giderken yerde yatan muhtaç birini görür. Su verir, devesine bindirir. Kendisi yürümeyi göze almıştır. O sırada deveye binen adam bir anda deveyi topuklar ve kaçmaya başlar.
Yaşlı adam hırsızın ardından bağarır:
- Oğlum, ne olur kimseye anlatma.
Hırsız şaşkınlıkla durur ve sorar:
- Niye ki?
- Oğlum eğer birileri duyarsa bunu, yarın çölde ihtiyaç içindeki birine kimse yardım etmez.
* Bu ülkedeki suçlarını % 99’unu nüfusun % 1’i, şuçların geri kalan % 1’ini de nüfusun % 99’u işliyor…
* Rüyalarınızın gerçek olduğu yer sizin cennetinizdir.
Bunları da okumak ister misiniz?:

Çarşamba, 17. Şubat 2010 17:49
blogcu değişti mi
********************
Blogcu raydan çıktı.
Kaçtım ordan.
Çarşamba, 17. Şubat 2010 20:06
Evet göçmenler çalışkan insanlar,benim çevremde çok var Türkiye deki bir çok şey onlara garip gelse de artık onlarda en azından burada yetişen nesilin de burada ki insanlara benzediğini görüyorum.Diğer hikayeye gelince sonuç( iyilikten maraz doğar) mı oluyor?
************************
Evet üzüm üzüme baka baka kararıyor.
Diğer hikaye düşündürücü.
Bence anlatılmak istenilen şey kötülükten daha kötü olanın kötülüğün ağızdan ağıza yayılarak toplumsal kötülük haline getirilmesi…
Çarşamba, 17. Şubat 2010 22:19
Uğur böceklerini yürekten destekliyorum. Çok fazla uğur böceğine ihtiyaç var. Bu arada bugün Türkiye’de gerçekleşen vahim olaylar gündemde deprem yarattı. Türkiye Cumhuriyeti’nin altı oyulmuş ve dinamit koyulmuştur bence. Ülkemin bu hallere düşürülmesi canımı yakıyor benim. İnanılmaz öfke duyuyorum. O dinamitler yerine ben patlamak istiyorum!

******************************
Bilinçle hareket etmek gerektiğini düşünüyorum.
Öfke bilinci soğurur.
Sakin ve kararlı bir şekilde toplumsal bilinç oluşturmalıyız.
Evet ülkenin çok fazla sayıda uğur böceklerine ihtiyacı var.
Çarşamba, 17. Şubat 2010 23:24
cennette bir rüyadır o zaman…:P
***************************
Uyanmamak için yatılan bir uykunun rüyası…
Çarşamba, 17. Şubat 2010 23:41
sevgi ölçülebilir bir şey midir?
******************
Emin değilim. Ya öyleyse?
Çarşamba, 17. Şubat 2010 23:47
zaten düşük çıktı
*********************
Hay Allam.
Çarşamba, 17. Şubat 2010 23:53
eee hayat böyle, napalım
*************************
Hayat ne bayat!
Perşembe, 18. Şubat 2010 13:44
Gerçek hayatta da güvenip yardım ettiğimiz kişilerden kazık yediğimiz çok oluyor. Ve başımıza geleni birbirimize anlattığımız için de toplumda güven kalmadı. Kimse kimseye yardım etmek istemiyor artık. Yaşlı adam “Kimseye söyleme” demekte haklıymış… Ben de yaşlı adamın yerinde olsaydım, “Kimseye söyleme ne olur” derdim ama farklı bir sebeple: Duyanlar, “Hahaaa, sana yardım eden kadın amma da enayiymiş” diye gülmesinler arkamdan diye
************************
Hmm yediğimiz kazıkları gizlesek mi? ehi.
Dedikleri gibi tecrübe; hayat boyu yenilen kazıkların bileşkesidir.
Kazıkları, damıtılmış tecrübelere dönüştürelim. ( kazık olsa da yesem istedim şimdi ehi.)
Tecrübeli insanlar topluluğu olarak yaşayalım memleketimde.ehi.
Perşembe, 18. Şubat 2010 17:11
Günün bana öğrettiği şeyler var:
İnsanların iyiliğini düşünmeye çalışma,onlar için iyi bir şeyler yapman gerektiğinde diğerlerinin fikrini almadan asla yapma!Başarının takdir değil de tenkit edileceğini unutma!
Yardım etme konusunda büyük bir şok yaşadık bugün.Tam da yazına uygun bir biçimde…
Ve bugün
Bir gün daha büyüttü beni hayat…
************************
Hayat sayesinde kocaman olduk.
Bu hayat hayatımızı yedi be. ehi.
Perşembe, 18. Şubat 2010 18:44
Sevgi ölçer’de yaptığım ölçümler(!) beni önce güldürdü, sonra da düşündürdü doğrusu.

****************************
Düşünürken gülmek ne hoş.
Perşembe, 18. Şubat 2010 21:23
Senin sitenin ve yazılarının böyle bir özelliği var işte. Beni çok güldürüyor, eğlendiriyor, aynı zamanda düşündürüyor, farkındalığımı arttırıyor, arada öğüt de verip yol gösteriyor, yenilikleri gözüme sokuyor, çok ökelendiğim konulara nazikçe parmak basıyor ve de sakin olmamız gerektiğinin önemini hatırlatıyor. Her şey bir arada kısacası. Seviyorum burayı…

*****************************
Her zaman beklerim. 23 saat açık burası. Ne küsel.
Perşembe, 18. Şubat 2010 22:53
Aaa! 24. saate ne oldu?
*********************
Güzel şeyler oldu. Olacak. Yaşasın.
Bi de araba su kabağı olacak sanırsam. ehi.
Perşembe, 18. Şubat 2010 23:04
*****************
Cuma, 19. Şubat 2010 14:04
Biz 24 saat açık site istiyoruz ama
Makineleştiysen, 1 saat uykuya bile ihtiyacın olmaz…
********************************
Uykuya ihtiyacım yok. Uykunun bana ihtiyacı var. Beni çağırıyor hep. Gitmicem ama. oh.
Cumartesi, 20. Şubat 2010 19:16
* Rüyalarınızın gerçek olduğu yer sizin cennetinizdir.
—–bu durumda sürekli uyku hali gerekir ki;
vatandaşlık görevimizi yerine getiriyor olmaktan gurur duyuyorum!
*************************
Rüyalarımızı gerçekleştirmeyi başarabilmişsek cenneti de keşfetmiş olacağız.
Salı, 27. Nisan 2010 22:34
Kitaptan küçük bir alıntı:
“Bu ülkenin aydın insanını dinden soğutmaya çalışmadan, her şeyi korku kültürüne dayatmadan öğretmeye çalışın. Ben okudum Kur’an-ı Kerim’i, cehennemden çok cenneti anlatıyor. Siz Cuma’ya geldiğimde bana hep cehennemi anlatıyorsunuz. Cami’ye mi geldik, Burger King’e mi belli değil. Ateş seni çağırıyor.”
Bu bölümü okuduğumda öyle bir gülme krizine girdim ki anlatamam. Epey bir güldükten sonra devam edebildim okumaya. Herhalde en hızlı okuyup bitirdiğim kitap olmalı bu. Elimden bırakamadım.
Sana teşekkür etmek istiyorum. Bu kitabı tanıtarak okumama sebep oldun. Sen de bir Uğur Böceği olmalısın diye düşündüm.
Kitabı okurken güldüğümden daha çok da üzüldüm. Ülkemizin, insanımızın bugünkü haline, hepimize, kaybettiklerimize.
Kitapta anlatılan o yurtsever, girişimci, kendini düşünmeden, çıkar düşünmeden, inandığı idealler uğruna hayatlarını adayan insanlara hayran oldum. Kaybettiklerimize daha da çok yandım. Çıkarlarını ön plana alıp, ülke kaynaklarını ve insanımızı sömürenlere öfkem bin kat arttı.
Ahmet Şerif İzgören’in, kitaplarındaki öfkenin, isyanının nedenini açıkladığı cümlesine de yürekten katılıyorum. Şöyle yazmış: “Bir yanda işsiz, yoksul, cahil insanlar; öte yanda ülkenin çar çur edilen kaynakları, iş yapmadan oturan sürüyle insan.
İsyan etmeyeceksem niye yazayım ki?”
Bu kitabı herkes okumalı, sonra da kendini sorgulamalı diye düşünüyorum.
*******************************
Her satırı başka güzel.
Kitap hakkındaki düşüncelerini çok iyi anlıyorum çünkü okurken ben de aynı şeyleri hissediyorum.
Hepimiz uğurböcekleriyiz…
Çarşamba, 2. Haziran 2010 19:05
”Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı”Harika bir kitapla tanışmama aracı olduğun için sana teşekkür ediyorum,sevgili Oyum Ben.Hani bir solukta okudum denir ya aynen öyle,Ben de bir solukta okudum.Ayrıca intenetten ve face den araştırıp videolarını izleyip daha çok bilgi sahibi oldum.Tekrar teşekkürler…
****************************
Bir kişi daha uğurböceği olabilmişse ne mutlu bana…