Sayıklamalar 25

* Bence insan hayvan olarak doğar. Onu insan yapan, çevresindeki diğer insanlardır.

* İnsanın para kazanmasını anlıyorum. Anlayamadığım paranın insanları kazanması.

* İnsanoğlu, doğaya sahip değil ait olduğunu anladığında iş işten geçmiş olacak.

Bunları da okumak ister misiniz?:

  1. Sayıklamalar 4
Etiket , «

Yazar:admin
Tarih: Cumartesi, 30. Ocak 2010 18:14
Geri izleme: Trackback-URL Kategori: Sayıklamalar

RSS Besleme: RSS 2.0 Bu konu başlığı için Yorum yaz

14 Yorum

  1. 1

    1. Sayıklama; İnsanı hayvanlıktan insanlığa terfi ettiren diğer insanlar ise diğer insanları insan yapan nedir, bunu anlayamadım. Bense temelde düşünme ve akıl olarak biliyordum farklılığımızı.
    2 Sayıklama; Bunu ben de anlayamıyorum, Likyalıları saygıyla anıyorum.
    3. Sayıklama; Korkarım evet, yerinde bir saptama.

    ***********************

    1′inci sayıklamada (yada aforizma mı desek bilmiyorum?) ifade etmek istediğim şey; insanın doğduğu zaman ona sosyal bir varlık olduğunu öğreten gücün diğer insanlar olduğu idi.
    Aforizmayı kazırsak altından “İnsan sosyal bir varlık olmadan insan olabilir mi?” sorusu çıkacaktır.
    Bu konu ile ilgili dünya da yaşandığı öne sürülen bi kaç canlı örnek mevcut.
    Bunlardan biri kurt çocuk. Bunla ilgili bir haberi olduğu gibi sunuyorum:
    Rus gazeteleri tarafından ‘kurt oğlan’ olarak genç ormanda kurtlarla birlikte av aranırken görüldü.
    Rusçada dahil hiçbir dil konuşamayan genç, sürekli hırıltı çıkarıyor.Sürekli hırlayan ve kendisine yardımcı olmaya çalışanları ısırmaya çalışan genç, Moskova’da bir klinikte tedavi altına alındı.
    Doktorlar, Rusya’nın Kaluga bölgesinde uzak bir ormanda kurtlarla yaşayan oğlanın küçüklüğünde kurtlar tarafından kaçırılmış olabileceğine inanıyor.
    El ve ayak tırnakları uzayarak pençeye dönüşen genç için açıklamalar yapan polis şefi, “Bu çocuk diğer insanlar için oldukça tehlikelidir.El ve ayakları pençe gibi ayrıca tipik kurt davranışları var.Çok keskin ve kuvvetli dişleri var” dedi.

    Önüne konulan yemekleri tanımayan ve garip karşılayan bu oğlanı tanıyanlar araştırılırken pek çok kişi kendisini kurt sürüsüyle birlikte yiyecek ararken gördüklerini söylediler.

  2. 2

    son zamanlarda favori önermem :
    yaşamak içinmi para kazanıyoruz
    para kazanmak içinmi yaşıyoruz…?
    çevremde hep ikinci önermenin örneklerine rastlıyorum. ( böööğk ) heyhak nereye gidiyor bu insanlık ?

    ************************

    Paranın bir araç olduğunu keşfedemeyen insanlar onun tutsağı olarak yaşamlarını tüketirler.

  3. 3

    ben birinci sayıklamadayım.. takılı kaldım! hayvan doğan, ilk insanı insan yapan hayvan kim?

    ***************************

    Valla bunu O’na sormalı. ehi.

  4. 4

    Hmmm, şu üçüncüsü benim önceki yazım “Doğaya egemen olmak”la ilişkili biraz. Doğaya sahip olmak, kulağın vücuda sahip olması gibi birşey desem olur değil mi? Ne de olsa bunu sen demiştin:) Doğanın bir parçasıyız sadece. Onu egemenliğimiz altına almak için bozduğumuz sürece, gazabına da katlanmamız gerekecek…
    Birinci maddeye göre, insan hayvan olarak doğar, onu çevresindeki insanlar insan haline dönüştürürler. Katılıyorum; çevre insanın yetişmesinde son derece etkilidir. Genetik konusunu ele aldığım bir yazı dizisi var. İnsanın gelişiminde genetik faktörler kadar çevrenin de etkili olduğu sonucuna varmıştık o araştırmada. Yani çevresinde ne tür insanlar olduğuna bağlı olarak gelişir insan. İkizlerden birini iyi bir çevrede, diğerini kötü bir çevrede yetiştirdiğimizde, ikisinin birbirlerinden çok farklı karakterler geliştirdiklerini görürüz. Aynı genetik mirası devraldıkları halde…
    Ve 2. madde. İnsanın para kazanması ile paranın insanı kazanması kısır bir döngü gibidir. Para kazanan insan, para kazandıkça hırslanır ve daha çok kazanmak ister. Bir tür bağımlılık durumu yani. Bu uğurda daha çok çalışır. Ya da parayı kanunsuz yollardan kazanıyorsa, o yollara daha çok dalar. Bir noktadan sonra, para insanı esir alır. Artık insan parayı değil, para insanı kazanıyordur da insanın bundan haberi bile yoktur! Bu tuzağa düşmemek için azla yetinmeyi bilmek gerekir. Azla yetinmeyi bilmek ise olgun, mütevazi bir karakter gerektirir ki bu da herkeste yoktur maalesef. Bu yüzden birçok kişinin bu tuzağa düştüğü görülür.
    (Yeteri kadar yazdığı kanısıyla, yorumuna son verir ve dinlenmeye çekilir)

    ***************************

    Fişimizi çekene kadar yazmalıyız. oh.

  5. 5

    Birinciye takıldım. Ya çevresindeki diğer insanlar da hayvanlıktan kurtulamamışsa? Son zamanlarda insana seçkinlik ve kalite katan niteliklerin önemsenmediği, hayvansallığın zirve yaptığı gibi bir gözlemim var da. Hayvansallığı benimseyenler, çevresindekilerde de aynı özellikleri bulmak istiyor. Böylesi bir kültür oluşuyor… Bunu sadece ben mi görüyorum acaba? :takut

    ****************************

    Bir yanlışı toplum yapıyorsa o yanlış değildir gibi bir algılama var.
    Bu algılamanın hayvanlaştırdığı insan topluluğu olmaya doğru gidiyoruz.

  6. 6

    “İnsanoğlu, doğaya sahip değil ait olduğunu anladığında iş işten geçmiş olacak.” Ben bu cümleden tam bir şey anlayamadım. Bu cümlede bir cümle kurma eksikliği mi var? Yoksa benim cümledeki kurguyu kavrama eksikliğim mi var? Biri bana bunu izah ederse çok memnun kalırım.

    Fikirlere ve düşüncelere saygılıyım. Ama ben de
    “Bence insan hayvan olarak doğar. Onu insan yapan, çevresindeki diğer insanlardır.” düşüncesine katılmıyorum. Şöyle katılmıyorum. Yeni doğan bir insan yavrusu, yeni doğan bir hayvan yavrusundan bile çok aciz. İnsan yavrusunun bu acizliğinden dolayı onu hayvanlaştırıyorsanız bence yanlış. Sizin neyi murat ettiğinizi öğrenebilmem için şimdi diğer yorumlara ve sizin o yorumlara ilişkin görüşlerinize bakmam gerekiyor.

    Yine ilginç bir konu bulmuşunuz Arşimed gibi…
    Bizleri düşünmeye yönlerdirdiğiniz için Teşekkür ederim.

    ******************************

    Ben insanoğlunun tabiyatın sahibi olduğuna inandığını düşünüyorum. Tüm ağaçların, göllerin, denizlerin vs. sahibi gibi görüyor kendini insanoğlu. Ve dünya üzerinde kontrolsüzce coğalmaya devam ediyor.
    Tüm canlılar tabiyata tabidir. Belli bir oranda çoğalır ve tabiyata uyum sağlayarak yaşamlarını sürdürürler. Oysa insanoğlu kontrolsüz şekilde çoğalan tek canlı türü ve tabiyata uyum sağlamaktansa tabiyatı kendine uydurmaya çalışmakta.
    Oysa tabiyat sandığımızdan daha sabırlı ve kendi dengesini oluşturmak için inanılmaz bir akla sahip.
    Bir gün bizler de tabiyatın bir parçası olduğumuzu öğreneceğiz.
    Bir çoğumuz bunu toprağa karışmadan öğrenemiyor.
    Diğer yandan hayvanlar doğduğunda gelişimini tamamlamış olarak doğarlar. Bir çoğu doğar doğmaz yürümeye başlar. Oysa insan gelişimini doğduktan sonra devam ettirir. Belki de bu gelişim sonucunda evrenin hakimi olduğunu sanma yanılgısını yaşıyor…

  7. 7

    Ben diğer yorumlara verdiğiniz cevaplardan şu kanıya vardım. Yeni doğan bir insan yavrusu, insanlardan alınıp, herhangi bir hayvan topluluğu arasında yetişirse, o içinde yetiştiği hayvan topluluğuna benzer, yani hayvan olur, ya da hayvanlaşır. Bu bağlamda bence yeni doğan bir insan yavrusu yine hayvan olamaz o NÖTR’dür yani ne insandır, ne de hayvandır. Sizin bu hikayenize göre insan topluluğu içinde yetişirse insan olur, hayvan topluluğu içinde yetişirse hayvan olur. Ama ilk doğuş hali nötr’dür.

    *******************************

    Aslında hayvan tabiri insanın uydurduğu bir tanım.
    İnsan yoksa hayvan da yoktur.
    Hepimiz orgaik canlılarız. Diğerlerinden farklı olarak bizim merakımız var.

  8. 8

    İnsanın para kazanması ya da paranın insanı kazanmasındaki görüşlerinize katılıyorum. Bu konuda fazla bir şey yazmaya gerek yok. Görüş çok açık ve nettir.

    **************************

    Para ona verdiğimiz değer kadar bize sahip olabilir.

  9. 9

    “Aslında hayvan tabiri insanın uydurduğu bir tanım.
    İnsan yoksa hayvan da yoktur.
    Hepimiz orgaik canlılarız. Diğerlerinden farklı olarak bizim merakımız var.”

    -Yani hayvan ile insan arasındaki tek farkın “merak” olduğunu mu düşünüyorsunuz?

    “İnsanoğlu, doğaya sahip değil ait olduğunu anladığında iş işten geçmiş olacak.”

    -Bu cümlede “değil” ile “ait” arasına bir “,” konsaydı, cümle ne demek istediğini daha belirgin anlatmış olur muydu? olmaz mıydı? Yoksa, gerçekten virgüle gerek yok muydu?

    **************************

    Bence insan, gezegenimizde merak eden tek canlı türü.
    Evet diğerlerinden bizi ayıran hususun merak olduğunu düşünüyorum.
    Çünkü hayvanlar da düşünür.
    Bu arada virgül konusunda haklı olabileceğini düşünüyorum.
    Ama virgül olmadığı zaman da anlam çok değişmiyor sanki.
    Bu arada virgülün hakkın vermek gerek.
    Zira insan bir virgülle adam da olur, eşşek de:
    Oku da adam ol, baban gibi eşşek olma!
    Oku da adam ol baban gibi, eşşek olma!

  10. 10

    Elbette ki insan doğa’ya sahip değildir, doğa’ya aittir. Diğer tüm canlılar ve cansızlar gibi. Bu cümlenin tartışılacak bir tarafı olduğunu düşünmüyorum doğrusu. Doğa’ya ait olduğunu bilen insanlar, bilmeyenlerden daha mutludurlar bence.
    :thumbup:

    ********************************

    Kendimizi doğaya bırakıp mutlu mutlu yaşayalım. oh.

  11. 11

    HER ŞEYİN BİRLİĞİ

    Yerkürenin hızla ısınması,savaş ,terör açlık veya hak çiğneme gibi bin bir yüzle ortaya çıkan dünya sorunlarının altında tek bir neden yatmakta.
    İnsanın doğadaki birliğini reddetmesi.
    Bizler doğanın birliğine yeniden hizmet edene kadar dünyanın birbirinden kopuk sandığımız sorunlarını asla çözemeyeceğiz ve haklı olanı koruyamayacağız.Tam aksine adalet dağıtmak ister iken ,sorunu dünyanın başka böl gelerine sıçratacağız.
    Çünkü hak parçalanamaz,birdir.
    Küresel ısınma,birey,toplum ve diğer tüm varlıkların birbirinden kopuşunun en açık ifadelerinden biri.Tıpkı buharlaşır iken parçalanana su molekülleri gibi yaşamı besleyen doğal kaynaklar da biribirinden kopmakta.Isınma bir hastanın ateşinin yükselmesini hatırlatırcasına ,İNSANIN HAREKETE GEÇMESİNİN ZAMANINI GELDİĞİNİ ANLATMAKTA.

    ÖYLE İSE GERÇEĞİ KABUL ETMELİYİZ.dünyanın artık doğadan ve toplumdan aldığını kendi iradesi ile geri veren ve böylece doğanın birliğine katılan bireylere ihtiyacı var.

    Bu çok temel ihtiyaç,dünyanın kendi kendini patlatabilecek kadar ısındığı bir çağda felsefi bir tercih değil,TÜM İNSANLAR İÇİN ADETA BİR ZORUNLULUKTUR.ÇÜNKÜ İNSANIN YAŞAMI YOK ETTİĞİ BİR DÜNYADA İNSANLIĞA YER KALMAYACAK.

    Bu değişimi sağlayacak kültür,yeni bir siyasi ideoloji olarak değil,kendini sürekli yenileme eğiliminde olan bir hayat bilgisi olarak algılanmalıdır.Bu bilgi ,doğanın anatomisinde ve işleyişinde -doğa dili- ile kayıtlıdır.Bugün unuttuğımuz anadilimize,yani doğanın diline dönme zamanı gelmiştir.
    İNSAN KELİMELERİ OKUYABİLDİĞİ GİBİ SESLERİ DURUŞLARI BAKIŞLARI RENKLERİ COĞRAFYAYI HİSLERİ VE SESSİZLİĞİ DE OKUYABİLİR.GERÇEK OLDUĞUNU BİLİP TE KELİMELERE SIĞDIRAMADIĞIMIZ HERŞEY DOĞA DİLİNDE YAZILMIŞ BİRER KİTAPTIR.SEVGİ,HOŞGÖRÜ,ACI SUYUN DÖNGÜSÜ,BİR NEHİR ,BRİ KUŞ VE DİĞERLERİ.EĞER BUNLARI DOĞA DİLİ İLE ALGILAYABİLİYOR İSENİZ -İNCİTEMEZSİNİZ-.
    BÖYLECE HERŞEYİN BİRLİĞİNER KATILMIŞ OLURSUNUZ.ÇÜNKÜ DOĞA DİLİNİN YAYILMA ALANI ALIŞILANIN TERSİVNE YALNIZCA BİREYSEL AKLI DEĞİL AYNI ZAMANDA TOPLUMSAL VİCDANIDIR.
    DOĞA DİLİ ,BİZLERİ KELİMELERİN SIĞ VE DOĞRUSAL DÜNYASINDAN KURTARARK GERÇEK YAŞAMIN DERİN VE DÖNGÜSEL DÜNYASI İLE BULUŞTURACAKTIR…

    NEREDE İSE BİREBİR DÜŞÜNCELERİMİ YANSITAN CÜMLELERİ BEN ETMİŞİM GİBİ HİSSETTİĞİM BU YAZIYI BUGÜN OKUDUM VE PAYLAŞMAK İSTEDİM.
    ATLAS DERGİSİ..

    Evet gerçek erdem doğanın dilinde gizlidir…
    Doğanın bütün olayları (depremler,seller,tsunamiler,yer yarıkları,patlamalar,lavlar) izlenesi birer şaheserdirler.Ancak biz insanlar bunların adını felaket koyduk daha sı öylesi ileri gittik ki -bir depremi Allah onların başına boşuna vermedi- gibi saçma sapan cümleler ürettik,bir bela imiş gibi anlamaya çalıştık.Dahası yeniden varolmak için bir yokoluşun şart olduğuna inandık.Yine diyorum acaba hayvanların dili olsa,düşündüklerini ifade etselerdi bizim için neler derler idi..

    Baharda karıncaların yollara dökülme vaktinde hep insanların adımlarını izledim.Karıncalar kaldırım kenarındaki ağaçlar ile bu yanın arasında kendilerine(her ağacın altında) yol yapmışlar vızır vızır çalışıyorlar yerlerde milyonlarca ve insanlar üzerlerinden nasıl geçiyorlar inanamazsın.Her adımda binlerce karıncayı ezip geçiyorlar,ya görmemek münkün değil yerdeki canlıları..Bir adım sağa kayalım da şunları öldürmeyelim yok ,bir kişi bile görmedim ,görmedim görsem söylicem yok valla..

    *************************

    Gerçekten hayvanların dili olsa onlarla konuşmayı çok isterdim.
    Hoş dillleri yokken de konuşuyoruz bazen.

  12. 12

    DERELER GÖLE ÇÖP TAŞIYOR

    Sapanca Gölü’nün sorunları gün geçtikçe artmaktadır.Çözüm konusunda ise hiçbir adım atılmamktadır.Bunun son örneği Sapanca Gölü’nü besleyen akarsuların atık deposu haline gelmesi.Milyonlarca insanın içme suyu kaynağı olan göle akan dereler,yöredeki konutlar ve sanayi tesisleri yüzünden çöplük haline geldi.Bazı belediye araçlarının bir zamanlar kıyılarında balık tutulan(ki birinde çocukluğumda çok yüzmüştüm) derelere çöp döktüğü iddialar arasında.Bazı su şirketlerinin de derelereden dilediği gibi su çektiği de bildiriliyor.17 derenin gölü beslediği biliniyor ama ne zamana kadar bilinmez…

    İnsanız değil mi …
    Doğa da çöp yoktur,en pislik olarak adlandırdığımız atıklarımız dahi nitrojen döngüsünde,besin zincirinde bir halkanın temelini oluşturur.Doğada sanayi atığı diye birşey yoktur..
    Doğa ceza vermez,biz kendi belamızı buluyoruz…

    **********************************

    Cezayı doğa mı veriyor yoksa biz kendi kendimize mi veriyoruz çok emin değilim ama sonuçta değişmeyecek olan şey cezalandırılacak olmamız.

  13. 13

    Çayır çimen yalınayak koşturmak,nehir kenarında hayaller kurmak ,aşık olmak sevdiğine suyun sesinin ,ağaçta ötüşen kuş seslerinin içinde şiirler yazmak.Sıyrılmak dünyanın bütün yalan görüntüsünden…
    Kimi kez seslenir yüreğinde kırık kanatların acı sesleri,
    Kimi kez görürsün yıldızlarda sevdiğinin görmeyen gözleri,

    Ve aşk derler adına ,
    derim ki aşk;
    uzun hayat yolunda ,
    bir karıncanın ayak izleri.
    İşte o ayak izlerinde Aton’un gülen gözleri.
    Ama bunu görmek için onu hissetmek var…

    Gel kuş olalım,uçalım denizlerin üzerinden,
    bil ki taşlara direnmek var,sevilmek olduğu kadar.
    Gel çiçek olalım ,şifa dağıtmak ,mutlu etmek var ,sevmek bal olmak var,
    ama bil ki yapraklarının tek tek yolunması var,koklanmak kadar.
    Gel gökyüzüne aşık deniz olalım,denizi kucaklayan bir gökyüzü,engin olmak var,mavi olmak var ha bir de acılara dayanmak var maviliğin kadar.Ama huzur var,hayat var…Yüzünü güneşe dönmek var…

    bir kağıt parçası için başınıza gelenleri anlayamamak,
    güçlü insanı zengin insan ile karıştırmak,
    dahası zenginliğin tanımını yapamamak
    model model aynalarınız olmasına yarayacak sadece,
    ölüleriniz fareleriniz için iyi bir besin,
    ellerinizle ipinizi kesmek dahası dünyanın evrene bağlı olduğu kordonu kurutmak kesin olacak.

    Kısacası bütün bu olumsuzlukların içerisinde
    İnsan olmak zor sanat!Ne mutlu bu sanatı layıkı ile icra etmeyi başaranlara !

    *******************************

    Çayır çimen yalınayak koşturma isteği depreşti aniden.

  14. 14

    Son cümle için ise buna benzer birşeyleri mavikadife blogcu ile bibis blogcu’ya yazdım hemen hemen benzerlerini bu cümle için de kabul edebilirsin..

    *************************

    İnceleyim…

Yorum Yaz

[+] kaskus emoticons nartzco
Tembel Yorumculara Önerdigim Yorumlar :
Kendi fikrin yok mu? Benimkilerden seçebilirsin ;)