Felsefi Soruşturmalar (1953) / Ludwig Wittgenstein

Wittgenstein’ın Tractatus Logico-Philosophicus adlı eseri, Russell tarafından yazılmış bir ön sözle hem Almanca hem de İngilizce yayımlandı. Norveç’teki bir ahşap kulübe inzivaya çekilerek yazılmış bu eserin kilit cümlesi, ‘dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır.’ Dil olguların resmini ifade etmekle yetinmelidir; diğer şeylerden, soyut kavramlar, değer, felsefe de dâhil, söz etmek manasızdır. Tractatus, Wittgenstein’ın teorisyen evresini temsil eder ve ‘Hakkında konuşamayacağımız şeylerde sessiz kalmamız gerekir’ şeklindeki ifadesiyle özetlenir.

“Wittgenstein, Tractatus’u tamamlamasıyla birlikte felsefenin sonunu getirmiş olduğuna karar verdi ve akademi dünyasından ayrıldı. Bütün parasını kardeşlerine bıraktı, bir dağ evinde ilkokul öğretmeni olarak çalıştı, bir manastırda bahçıvanlık yaptı, buna karşın 1929’da araştırma görevlisi olarak Cambridge Üniversitesi’ne geri döndü, daha sonra da felsefe profesörü oldu.”

“Basit dilin, anlamlandırmayla ilgisi olmadığını, sadece şeyleri gösterdiğini söyler Wittgenstein. Bu yüzden de bir bebek konuşmaya başladığında, bu ona nesnelerin ismini öğretmeye yönelik bir eğitim meselesidir. Dilin kendisinin hiçbir şeyi anlamlandırması gerekmez. ‘Bir kelimeyi dile getirmek, hayali bir klavyenin notasına basmak gibidir,’ diye yazar, her ‘nota’nın ya da kelimenin bir resmi canlandırdığı bir klavye. Şeylerle ilgili kelimelerin anlamı dile getirildikleri bağlam, zaman ve mekâna göre değiştiğinden Wittgenstein dili soyut kurallar dizisi şeklinde tarif etmez. Daha ziyade o bir ‘oyun’dur.”

“Çocukluktaki neredeyse kelimenin tam anlamıyla var olan şeyler olarak kelimelerden bu ve orada gibi soyut kelimelerin kullanımıyla şeyleri gösteren kelimeler anlayışına hareket ederiz. Sonra da kategoriler cinsinden düşünmeye başlarız.”

“Wittgenstein dünyayı tasvir etmenin bir aracı olarak dil konusunda yanıldığını kabul ediyor; dil, bundan çok daha fazlasıdır. Dil o halde, kendisinin de bir zamanlar söylemiş olduğu gibi, dünyamızın sınırlarını belirleyen bir sembolik mantık değildir; o bir serbest akıştır, dünyamızı oluşturmanın yaratıcı aracı. Dil yapımızın derinlik ve çeşitliliği bizi diğer hayvanlardan ayıran şeydir, ‘Emir vermek, soru sormak, anlatmak, sohbet etmek, yürümek, yemek, içme ve oyun oynamak kadar doğal tarihimizin bir parçasıdır.’”

“Bir kelime kendi başına değil, bir anlamlar ailesinin parçası olarak vardır. Wittgenstein daha fazla detaya girer ve oyun kelimesini sar ettiğimizde ne demek istediğimizi tanımlar. Bütün olası oyun türlerini, tüketir fakat bir oyunun ne olduğunu ve ne olmadığını tam olarak söyleyemez. Ama yine de hepimiz oyunun ne olduğunu biliriz. Bu da bize bir kez daha tanımlamaların, anlamın yanında önemsiz olduğunu anlatır; yani dil dünyamızın sınırlarını belirlemez. Felsefecilerin tanımlamayı umduğu hiçbir değişmez kural, hiçbir nesnel mantık yoktur. Dil, toplumsal bir yapı, gevşek oyun kuralları olan ve biz oynamayı sürdürdükçe gelişen bir oyundur.

“Çünkü adlandırma ve betimleme aynı düzeyde yer almaz: Adlandırma, betimlemeye bir hazırlıktır. Adlandırma şu ana kadar dil oyunu içindeki bir hamle değildir, bir taşı tahtadaki yerine koymanın satrançta bir hamle olmayışı gibi.”

“Wittgenstein her birinin elinde, içine herkesin ‘böcek’ adını vereceği bir şey koyduğu bir kutu bulunan birkaç insan hayal eder. Peki ya kutuların her birinde tamamen farklı bir şey varsa? Bu bize şeylerin isimlerin, eğer özel olarak verilmişse, aslında isim olmadıklarını gösterir çünkü isimler, anlamları konusunda ortak bir onay gerektirir. Eğer bir aslan konuşabilseydi onu anlayamazdık. Dil anlam konusunda ortak bir onaya bağımlıdır ve hayvanlar doğal olarak bütünüyle farklı bir anlam düzenine sahiptir.”

“Bir disiplin olarak psikolojinin sorununun, insanı kanıt cinsinden incelemeye çalışması olduğunu söyler Wittgenstein, hâlbuki insanları harekete geçiren şeylere dair bilgilerimizin çok büyük bir bölümü ölçülemez verilere bağlıdır. Başkalarının ruhsal durumlarındaki ince farkları algılayabiliriz ama bu bilgiyi nasıl elde ettiğimizi kesin olarak söyleyemeyiz.”

“İnsan sözgelimi şunu söyler mi?: ‘Aslında tam şu anki ağrımı kastetmedim; aklım bunu söyleyecek kadar onda değildi.’ Kendime mesela şunu sorabilir miyim? ‘Tam da şu an bu kelimeyle ne kastettim? Dikkatim acım ile gürültü arasında bölünmüştü…’yü mü?”

“Felsefe zihnimizin dil aracılığıyla büyülenmesine karşı bir mücadeledir.”

“Dil anlamla ilgilidir, kelimelerle değil. Ama dil yine de her türlü anlamı ifade edemez.”

Ludwig Wittgenstein

26 Nisan 1889 – 29 Nisan 1951 tarihleri arasında yaşamış Avusturya doğumlu filozoftur.

Mantık ve dil felsefesi konularında yaptığı çalışmalarla modern felsefeye önemli katkılarda bulunmuştur. 20. yüzyılın en önemli filozoflarından sayılır.

Ölümünden sonra, defterlerinden, makalelerinden ve ders notlarından seçilmiş birçok yazısı yayınlanmış olmasına rağmen, hayatı boyunca yayınladığı tek kitap, 1921’de Cambridge’de Bertrand Russell’ın gözetimi altında bir öğrenciyken yayınlanan “Tractatus Logico-Philosophicus” isimli eserdir. Kendisine doktorasını sağlayan Tractatus’un yayınlanmasıyla felsefenin bütün problemlerini çözdüğüne inanmış, çalışmalarını bırakmış ve ilkokul öğretmenliği, bir manastırda bahçıvanlık ve kız kardeşinin Viyana’daki evinin mimarlığı gibi çeşitli işlerle ilgilenmiştir. Buna mukabil, 1929’da, Cambridge’e dönerek bir öğretim görevi üstlenmiş ve önceki çalışmalarını gözden geçirmiştir. Zirvesine, ölümünden sonra yayınlanan ikinci eseri “Felsefî Soruşturmalar”da ulaşan yeni bir felsefî yöntem ve lisan anlayışı geliştirmiştir.

Erken dönem çalışmaları, büyük ölçüde Russell’ın mantık çalışmaları, Alman felsefeci Gottlob Frege ile olan kısa süreli bir öğrenim ve Arthur Schopenhauer’den etkilenmiştir. Tractatus yayınlandığında, Viyana Çevresi adını almış pozitivist grup üzerinde hayli etki yaratmıştır. Bununla beraber, Wittgenstein kendini bu okuldan saymamış ve mantıksal pozitivizm’in Tractatusla ilgili olarak ciddi yanlış anlamalar taşıdığını ifade etmiştir.

Her iki dönem eserleri de Analitik Felsefe, bilhassa Lisan Felsefesi (Dil felsefesi), Zihin Felsefesi ve Hareket Teorisi’nin gelişimi üzerinde önemli etkiler yaratmıştır. Wittgenstein’ın metodunu sürdüren öğrencileri ve çalışma arkadaşlarından Gilbert Ryle, Friedrich Waismann, Norman Malcolm, G.E.M. Anscombe, Rush Rhees, Georg Henrik von Wright ve Peter Geach sayılabilir. Wittgenstein’dan etkilenen çağdaş felsefeciler arasında James Conant, Michael Dummett, Peter Hacker, Stanley Cavell ve Saul Kripke bulunur.

Mantık dersleri, aldığı notlar ve yazdığı felsefi pek çok metnin yanında, Türkçede de Nisan Yayınları’ndan bir çevirisi bulunan ‘Zettel’ isimli, kişisel gündelik notlarının toplandığı eser oldukça önem taşımaktadır. Bu eserde, Avusturyalı filozof, mantık profesörü Wittgenstein’dan öte, gerçek anlamıyla düşünen ve keşfeden bir insanı, handiyse meraklı bir çocuğu görürüz. Wittgenstein ‘başkasının derinlikleriyle oynamamak’ gerektiğini ve ‘herkesin acısının kendine’ olduğunu da burada aldığı notlarda aktarmıştır.

Modern zamanların çileci, kavgacı ve doğrucu dervişi. O her şeyden önce bir hakikat avcısı ve gerçek sorgulayıcısıdır. Modernizmin puslu ve bulanık ortamlarında yer yer yıkılıp kalsa da evrensel doğrulardan vazgeçmemiştir. Anlamın gruplar arası bir kullanım olduğunu, kişinin de bu olumsuz durumda şişedeki sinek gibi sıkışıp kalmışlığının ancak felsefece yol göstermeyle (dil oyunlarının anlaşılması) kurtulanabileceğini işaret etmiştir.

Tıbben, otizmin bir türü olan asperger teşhisiyle değerlendirilen düşünür, Avrupa’nın sayılı zenginlerinden biri olmasına rağmen bu şaşaalı hayata yüz çevirmiş ve hayat anlayışının gereği olarak mistik kristalleşmeler denebilecek yoksunluğu, yalnızlığı ve çileyi seçmiştir.

Avusturya’da kız kardeşi için yaptırdığı bir ev vardır. Bu evde Wittgenstein ‘kendisi için bir mekân yaratma’ üzerine sorgulanışlarını nihayete erdirmiş, mimari üzerine tüm öngörüsünü ortaya koyduğu gibi, ‘mekan yaratımı’ üzerine yepyeni fikirlere girişmiştir.

Tractatus’un başlangıç önermeleri şunlardır: “Dünya olduğu gibi olandır.” ve “Dünya şeylerin değil olguların bir toplamıdır.” Dil ile dünya arasındaki bağıntı ise bir resmetme bağıntısı olarak düşünülmektedir. Resimler ve resmedilenler arasındaki resmetme bağıntısından söz edilebilmesi, resim ile resmedilen arasında ortak bir şeyin olmasına bağlıdır. Resim, ister gerçekliği doğru biçimde resmetsin, ister etmesin, resimle gerçeklik arasındaki bu ortak şey, resimsel biçimdir. Wittgenstein, resim terimini çok geniş bir anlamda kullanmaktadır. Resim, sadece iki boyutlu bir çizim olmak durumunda değildir. Nerede olguları n, olguların içerisinde yer alan nesnelerin temsil edilmesi söz konusu ise bir resmetme bağıntısından söz edilebilir. Wittgenstein’a göre her bir resim mantıksal bir resimdir. Mantıksal resimler, dünyayı doğru ya da yanlış resmedebilir. Wittgenstein tüm olanaklı olguların, ya da olanaklı tüm nesnelerin olanaklı tüm bağıntılarının mevcut olduğu bir mekândan söz eder ve bu mekâna mantıksal uzay adını verir. Mantıksal uzay, sadece fiilî olgu durumlarını değil, tüm olanaklı olgu durumlarını da kapsar. Bir resim de mantıksal uzayda olanaklı bir durumu temsil eder. Wittgenstein mantıksal resimlerin bir çeşidi üzerinde özellikle durur ki bunlar, düşüncelerdir. Düşünceler ifadelerini algılanabilir işaretlerde dilde, bulurlar.

Wittgenstein’a göre hiçbir resim, a priori olarak doğru olamaz. Bu itibarla temel önermelerin her biri olumsaldır yani, doğru da yanlış da olabilirler. Bir başka deyişle resimler, neyi resmederlerse etsinler, olguların bu resmedilenden farklı olabileceği düşünülebilir. Basit (temel) önermeler söz konusu olduğunda, iki ayrı olanaklılık vardı r: Önerme doğru olabilir veya önerme yanlış olabilir. Bileşik önermeler söz konusu olduğunda, basit önermelerin aldıkları farklı doğruluk değerleri bir doğruluk tablosunun farklı satırlarını oluşturur. Bu şekilde oluşturulan her bir satır, bize olanaklı bir dünya verir. Tüm olanaklı dünyalarda doğru olan bir önerme biçimi, mantıksal bir doğrudur. Böyle bir önermeye (önerme biçimine) Wittgenstein, totoloji adını verir. Tüm olanaklı dünyalarda yanlış değerini alan bir önerme biçimi ise mantıksal bir yanlışlıktır. Bu önerme biçimine çelişki adı verilir. Görüldüğü gibi, mantıksal doğru ve mantıksal yanlış önermeler, bileşik önermeler, olmak durumundadır. Basit (temel) önermeler olguları resmettikleri için olumsaldırlar ve mantıksal olarak doğru ya da yanlış olamazlar. Totolojiler ve çelişkiler, bir olguyu resmetmezler.

Wittgenstein’a göre önermeler bir şey söyler ve gösterir. “Tüm kuğular beyazdır.” önermesi, kendi anlamını gösterir. Önermenin ne anlama geldiğini görmek istersek, önermeyi anlamamız için neyin gerekli olduğunu sorarız. Önermeyi anlamak onun anlamını kavramaktır. Önermenin anlamını kavramak ise eğer önerme doğru ise şeylerin nasıl olması gerektiğini anlamaktır. Bu önermeyi anladığımızda, rastlayacağımız her bir kuğunun beyaz olacağını bilmek demektir. (Önermeyi anlamamızın onun doğru olmasını gerektirmediğine dikkat ediniz.) Tekrarlarsak, bir önerme kendi anlamını bu itibarla gösterir. Öte yandan, aynı önerme tüm kuğuların beyaz olduğunu da söyler. Bu itibarla, doğru ya da yanlış olabilir. Totolojilerde ve çelişkilerde ise bir sınır durumu söz konusudur: Totolojiler ve çelişkiler, hiçbir şey söylemediklerini gösterirler. Eğer bir şey söylemediklerini gösteriyorlarsa totolojilerin ve çelişkilerin herhangi bir önemi var mıdır? Onlar, mantıksal uzayın yapısını açığa çıkarırlar. Neyin olanaklı neyin olanaksız olduğunu ortaya koyarlar. Aynı zamanda totolojiler, mantıksal (zorunlu) önermelerdir. Tractatus’a göre tüm mantıksal çıkarım kuralları, bir totoloji biçiminde ifade edilebilir.

Elimizde tüm temel önermelerin bulunduğunu varsayalım. Olanaklı tüm birli ve ikili doğruluk fonksiyonları da tanımlanmış olsun. Bu durumda, olanaklı tüm önermeleri içeren bir küme oluşturabiliriz. Bu kümenin bir kısım elemanları, totolojiler ve çelişkiler olacaktır. Geriye kalan önermeler ise olanaklı tüm olguları temsil edebileceklerdir. Bir başka deyişle, mantıksal uzayın tamamını temsil edebileceklerdir. Bu olanaklı önermelerin dışında kalan, sadece anlamsız olandır. Dolayısıyla düşünülebilir olanın sınırı, dilin içerisinden çizilmiş olmaktadır. Söylenemez bir şeyi söylemeye kalktığımızda, bu sınır kendini gösterecektir. Totolojiler ve çelişkiler bir yana bırakılırsa söylenilebilir olan olguları resmedendir. Bu durumda olguları resmeden doğru önermelerin toplamı bize, bilim dediğimiz etkinliğin alanını verir. Wittgenstein buradan hareketle, felsefeye de bir sınır getirmektedir. Ona göre felsefe tarihi, sahte bazı sorulara verilmiş sahte bazı cevaplarla doludur.

Kaynak: https://www.felsefe.gen.tr/ludwig_wittgenstein_kimdir.asp

Bilgi Paylaştıkca Çogalır...

Tek Cevap Kime:“Felsefi Soruşturmalar (1953) / Ludwig Wittgenstein”

  1. Turqoise says:

    “Anlam kelimeden her zaman büyüktür.”
    demişti çok sevdiğim bir bilge. Simgesel dilin ötesine geçenlere selam olsun. 🤗🥰

    ***************************************

    Dilin ötesindeki saf anlamın sonsuzluğuna uzanmalı. :)

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[+] kaskus emoticons nartzco

İfade eklemek için tıklayınız.

SmileBig SmileGrinLaughFrownBig FrownCryNeutralWinkKissRazzChicCoolAngryReally AngryConfusedQuestionThinkingPainShockYesNoLOLSillyBeautyLashesCuteShyBlushKissedIn LoveDroolGiggleSnickerHeh!SmirkWiltWeepIDKStruggleSide FrownDazedHypnotizedSweatEek!Roll EyesSarcasmDisdainSmugMoney MouthFoot in MouthShut MouthQuietShameBeat UpMeanEvil GrinGrit TeethShoutPissed OffReally PissedMad RazzDrunken RazzSickYawnSleepyDanceClapJumpHandshakeHigh FiveHug LeftHug RightKiss BlowKissingByeGo AwayCall MeOn the PhoneSecretMeetingWavingStopTime OutTalk to the HandLoserLyingDOH!Fingers CrossedWaitingSuspenseTremblePrayWorshipStarvingEatVictoryCurseAlienAngelClownCowboyCyclopsDevilDoctorFemale FighterMale FighterMohawkMusicNerdPartyPirateSkywalkerSnowmanSoldierVampireZombie KillerGhostSkeletonBunnyCatCat 2ChickChickenChicken 2CowCow 2DogDog 2DuckGoatHippoKoalaLionMonkeyMonkey 2MousePandaPigPig 2SheepSheep 2ReindeerSnailTigerTurtleBeerDrinkLiquorCoffeeCakePizzaWatermelonBowlPlateCanFemaleMaleHeartBroken HeartRoseDead RosePeaceYin YangUS FlagMoonStarSunCloudyRainThunderUmbrellaRainbowMusic NoteAirplaneCarIslandAnnouncebrbMailCellPhoneCameraFilmTVClockLampSearchCoinsComputerConsolePresentSoccerCloverPumpkinBombHammerKnifeHandcuffsPillPoopCigarette