
Ankara saat sabah 08:15:00
Okulun bahçesinde toplanmış çocukların neşeli çığlıkları arasında müdür yardımcısının her sabahki alışıldık bağırtısı duyulur. ( Okulun önünü tam cepheden çekmektedir kamera. Tüm öğrenciler görünür. Müdür yardımcısı bağırırken kamera müdür yardımcısına zum yapar, sonra öğrencileri çekmeye devam eder. )
-“Çocuklar sıraya girin! Hizaya geçsin herkes! Andımızı okuyacağız”
Çocuklar neşelerini kaybetmeden hizaya girerler ve kürsüde bekleyen son sınıf öğrencisine yönelir dikkatler. ( Kamera çocukların oluşturduğu kalabalıktan kürsüde birazdan andı okuyacak heyecanla bekleyen son sınıf öğrencisine yönelir. )
Ön sırada kürsüye yakın duran sarışın bir çocuk, müdür yardımcısının uyarılarına harfiyen uymaktadır. ( Kamera çocuğa kitlenir. Gözlerine zum yapar. )
Mustafa’nın masmavi gözlerinde neşeyle karışık bir heyecan vardır.
Her sabah rutin olarak söylenen andı arkadaşlarıyla beraber söylemek için mikrofondaki sesi beklemektedir.
Müdür yardımcısı kürsüye yaklaşır ve komut verir. (Kamera kürsüyü çeker.)
“Rahat, hazroll!”
Sonra kürsüdeki kız çocuğun mikrofondaki sesi yankılanır.
“Türküm, doğruyum, çalışkanım.”
Hakkari Şemdinli gece saat 02:00:00
Türkiye Irak hududu, sınır bölgesinde bir karakolun uç noktasında bir mevzi. ( Kamera mevzideki askeri çeker.)
“Gecenin karanlığında silahından başka bir şey yoksa yanında, insanlığını uyutursun işte böyle batan güneşle” diye geçirir aklından Mustafa. Günün ilk ışıklarına kadar vahşi bir hayvanın beyni vardır artık içinde. (Kamera Mustafa’nın karanlıkta parlayan masmavi gözlerini çeker. )
Ankara saat sabah 08:15:30
“İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.”
Hakkari Şemdinli gece saat 02:00:30
Çevresinde yer alan varlıkları görmese de kokusu gelir burnuna Mustafa’nın. Yerde yürüyen böceğin sesini duyar. (Kamera Mustafa’nın postalına çıkmaya çalışan böceği çeker. ) Fakat karanlığa alışmış gözler bile uzun süre baktığında ağaçlar insan olur. Çalılar, sürünerek sana yaklaşan düşman olur. (Kamera karanlıkta rüzgarla salınan ağaçları, çalıları, zifiri karanlığın korkusunu çeker.)
Ankara saat sabah 08:16:15
“Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.”
Hakkari Şemdinli gece saat 02:01:00
Her şey hayat mücadelesidir. Ölümle yaşam bir mevzide beraberce durur Mustafa’nın yanında. Hayatın bir kullanımlık olduğunu öğrenmiştir Mustafa. Bedeni mevzidedir ama annesini düşünür. Annesinin ders çalışırken çay getirişini hayal eder. (Kamera kitapların arasında çalışan Mustafa’ya gülen bir yüzle çay ve kurabiye servisi yapan annesini çeker. Tüm umutları, biricik Mustafa’larının okuması için her şeyi yapmaya hazırdır annesi.) Mustafa’nın hayali çalılardan gelen bir çıtırtıyla silinir. Tüm kasları gerilir. Gözlerini kısar, silahını sıkıca kavrar ve parmağı tetikteyken karanlığa bakar. (Kamera hışırtının geldiği karanlığa odaklanır, sonra Mustafa’nın karanlığa doğrulttuğu silahın namlusunu karşıdan çeker. Namludan tetiğe, ordan Mustafa’nın vahşi bir kurt gibi bakan gözlerinin parladığı yüzüne odaklanır.)
Ankara saat sabah 08:16:45
“Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime and içerim.”
Hakkari Şemdinli gece saat 02:01:45
Mustafa annesini yumuşak sesini duyar. “Çayı soğutma Mustafa” ( Kamera şefkatle Mustafa’ya bakan annesini çeker.) Günlerden beri uyumamıştır Mustafa. Hayal ile gerçek arasındaki o ince çizgide bakar mevzisinden. Annesinin hayalini yırtan bir mermi vınlaması duyar aniden. ( Kamera karanlıkta ışıldayan namlu alevini çeker. ) “Mermi sesini duyduysam bi şeyim yok” diye geçirir aklından Mustafa. Eğitimde ilk önce, merminin sesten hızlı gittiğini öğrenmiştir. Sonra öğretilenleri otomatik olarak uygulamaya başlar: Alevin geldiği yer namlunun ucu değildir, yarım metre aşağı nişan al. Ateş et. ( Mustafa’nın vücudunun bir parçası olmuş silahıyla ateş etmesini çeker kamera. )
Ankara saat sabah 08:17:30
Ön sırada gözleri kapalı var gücüyle bağırır Mustafa. ( Kamera Mustafa’ya zum yapar. )
“Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.”
Hakkari Şemdinli gece saat 02:02:45
Ateş kusan demirler geceyi yırtar. Karanlıkta ışıl ışıl parlar mermi patlamaları. Roketler havai fişek gibi aydınlatır karanlığı. ( Kamera patlamaları, mermi alevlerini, sağa sola koşanları çeker. ) Bir kanasın gece görüş dürbününden görünür Mustafa’nın şakağı. Bir parmak asılır tetiğe. Zaman yavaşlar, burkulur, kırılır. Zaman durur…
Ankara saat sabah 08:18:15
Gözleri ilerde, göğsü dik tüm gücüyle haykırır Mustafa ( Kamera Mustafa’nın ak alnını, parlayan gözlerini çeker.)
“Ne Mutlu Türküm Diyene!”
Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!
.
Bunları da okumak isteyebilirsiniz:
Küçük yaşlarda körpe beyinlerimize işlenen duygu sadece engellenmişlik değil, kul olmamız gerektiği ...
1800’lerin başında İngiltere’de yaşayan İskoç bir mühendis olan McAdam, çukurlarla dolu, çoğunlukla ...
* Aslında, entellektüelin kitlelere bağımlılığı sadece ekonomik alanla sınırlı değildir. Daha derin ...
10 Cevaplar Kime:“Mustafa…”
tüylerim diken diken oldu
kaç gündür bu konuyla ilgili ne yazacaksın diye merakla bekliyordum.
üzülmekten ötesini yapabilmek isterdim.
**************************
Bazen bir üzüntü tetikler bilincimizi.
Bilincimizin derinlerinde uyuyan eylemi ateşler aniden.
Bu eylem harekete geçtiğinde, önünde hiç bir şey duramaz…
Geçmişle geleceği, aslında şu anı harmanlayan gerçekten güzel bir anlatım. Uzun uzun yazmaya, tartışmaya gerek olmuyor bazen, sadece çocukluğumuzdaki algımız bile bugünleri anlamamıza yetiyor, bazen de yetemiyor!!!
****************************
Algı boyutumuz genişlediğinde evren de genişliyor…
İçim acıdı okurken.Geçmişi ve bugünü anlatırken yazında bir film gibi canlandı gözümde sahneler.Boğazım düğümlendi.Son günlerde artan terör olayları…..Mustafa’lar ölmesin artık!!!
****************************
Mustafa’ların ölmemesi için önce akıl savaşını kazanmalıyız…
sana yakışan güzellikte bir anlatım.. gerçek, duygusal ve acı..
********************************
Aniden oldu. İçimden dökülmesine engel olamadım.
birlik olabilmek için kişilerin kulları değil de seçmenleri olduğumuzu dolayısıyla “iktidarın” aslında bizler olduğumuzu idrak etmemiz gereklidir diye düşünmekteyim.
*******************************
İkdidarın biz olduğumuzu anladığımızda iktidar olabiliriz ancak.
Okurken çok fena oldum oyumben. Zaten haberleri dinlerken de ağlıyorum ben. Çok güzel bir anlatım, müthiş etkileyici. Çok acı, çok gerçek… Şehit haberlerini dinledikçe ruhumda inanılmaz bir isyan dalgası kabarıyor. Askerlerimiz için çok ama çok üzülüyorum. Mutlaka çözümlenmeli bu sorun, mutlaka…
***************************************
Umarım yaşadıklarımızın farkındalığıyla çözüme ulaşabiliriz…
Çığlığını duyuyorum, ne yazık ki bu bir film senaryosu ya da kabus değil. Bazen nefes almaya bile hakkımın olmadığını düşünüyorum, birçok şeyden şikayet ettiğimi hatırlayıp utanıyorum.
**********************************
Çığlığım evrene yayılsın istiyorum…
Bir yakınımızın akrabası şehit oldu, bence terör değil cinayet artık bu olanlar
***********************************
Katiller alkışlanırken, mağdurlar hapse giriyor. Şaka gibi.
Böyle bir anlatımla daha önceden hiç karşılaşmamıştım. İnanılmaz etkilendim. Kalemine sağlık.
*************************
Elimden kaçtı. Aniden oldu valla. ehi.
Hadi burda yazan arkadaşları es geçiyorum ama facebook sayfasında o kadar aklı kıt yorumlara nasıl bir saabırla cevap veriyorsun sen arkadaşım? Seni tebrik ediyorum
)
Sabrının sonucu face avatarında alenen görülüyor zaten
Yazı on numara olmuş bu arada. Osun sen osun.
********************************************
İnsan varlığına duyulan bir saygıdır cevap vermek. Bu arada cevap vermeyi seviyorum.
Yeter ki sorular zor olsun.
Diğer yandan resim ile ilgili yaptığın yoruma tamamıyla katılıyorum.