İkinci dikkat düzeyinde yaşanan olaylar aynen bir rüyada yaşananlara benzer. Bu bakımdan hatırlanmaları oldukça güçtür. Hatırlayabilmek için şuurlu rüya görmek gerekir ki, bu bir sanattır. Rüya görmenin sanatı dikkatimizi yönelttiğimiz olaya veya nesneye odaklanmadan göz atmak ama bu göz atma eylemini sürdürmesini becerebilmektir. Bu tarz bakış doğal olmadığından öğrenilmesi gerekir. Gündelik hayatta gözlerimizi kısarak ve göz kenarlarından ufka bakarsak ve bu bakışı odaklanmadan sürdürebilirsek rüya görme sanatının pratiğini yapmış oluruz. İnsanların auralarını veya astral bedenlerini görmenin metodu da bu pratikle gelişir.
Don Juan Carlos Castaneda’ya bu metodu şöyle tarif eder:
“Bu dünyanın görüntülerini dikkatimizle sabitliyoruz. Dikkatini bu dünyanın nesnelerinden kopar. Eğer bu dünyanın nesnelerine odaklanmazsan dünya yok olur. Odaklanmak yerine uzak tepeleri veya akan bir suyu, veya bulutları odaklanmadan süz. Eğer gözlerini açarak süzersen yorulursun ve miden bulanır, başın döner. Ama, gözlerini yarı kapatarak ve kırparak ve bir tepeden diğerine, bir buluttan diğerine geçersen uzun süre süzmeyi sürdürebilirsin”.
İkinci dikkat düzeyinde uzmanlaşan büyücüye “Nagual” denmektedir. Nagual olmak için rüya görme sanatını en ileri düzeyde uygulayabilir olmak gerekir.
Rüya görme sanatının ilk basamağı rüyada ellerini bulmak ve onlara bakmayı sürdürmektir. Ondan sonra rüyada birtakım nesneler görüp onlara dikkati yöneltmek (bir bina veya bir sokak gibi) ikinci basamağı oluşturur. Üçüncü basamakta, rüyada belirli yerlere günün belirli saatlerinde tekrar tekrar gitmek ve o yerlerde önemsiz ayrıntılara dikkati yöneltmek gelir. Nihai basamak, insanın kendi benliğini tümüyle kontrol etmesi ve uyanık durumda iken sahip olduğumuz bedene benzer bir “rüya bedeni” oluşturup ona hükmedebilmesidir.
Bu noktaya ulaşınca büyücünün benliğinde bir bölünme oluşur. Bir yanda uyanık durumda sahip olduğu maddi bedeni, diğer yanda uyku durumunda tümüyle kontrol edebildiği “rüya bedeni” vardır. Rüya bedeni rüyada aktif hale geçen ve maddi bedenimize eşdeğer olan “öteki” benliğimizdir.
Bunları da okumak isteyebilirsiniz:
İşte Zebu Kartlarının Kupa Kızı:
Beden dilinin en sevdiğim tarafı yalansız oluşu... Duygu ve düşünceleri ifade etmek için dizayn edi...
*Bir düşünce ancak sözcüklerin sınır çizgisine ulaştığı ana kadar gerçekten yaşar; ondan sonra derha...


