Suskunluk…
Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan ve halkını esir eden, içerideki cephenin suskunluğudur.
-ATATÜRK
GRAND Flash Album Gallery
GRAND FlAGallery için dış görünümler, REsim ve video galerileri
CodEasily.com tarafından geliştirilen - WordPress Flash temaları, WordPress Temaları ve WordPress eklentileri
Flash Player ve javascript desteği olan bir tarayıcıya ihtiyaç vardır.Bu yazıyla ilişkili bir kayıt bulunamadı!
Cumartesi, 27. Şubat 2010 22:04
Sustuğumuz için mi susturulduğumuz için mi bu günlere geldik.Tekrar düşünmek gerekli.
*******************
Oysa susunca sıra gelmiyor mu?
Susmak istemeyeni kimse susturamaz.
Konuşcam ben. oh.
Cumartesi, 27. Şubat 2010 22:14
Sen hiç susma…..
**********************
Vıdıvıdıvıdı… Carcarcar. ehi. oh. (Rahatlamıştır, gevşer…
Cumartesi, 27. Şubat 2010 22:36
suskunlukla bu fotğraflar arasında nasıl bi bağ kurdun anlamadım ben?
************************
Ben kurmadım hep vardı…
Cumartesi, 27. Şubat 2010 22:42
1) Gallery/Suskunluk: Fotoğrafları izledim. Bir kısmını daha önce de görmüştüm. Onların suskun olmaları çok normal, çünkü fotoğraflardaki varlıkların hepsi HAMAMBÖCEĞİ SÜRÜSÜ… Onlar düşünemez. Hepsinin kafasındaki mercimek kadar beyin tek bir düşünce üzerine programlanmıştır, düşünemedikleri için yenilikleri algılayamazlar. Algılayabilenleri de aralarında yaşatmazlar zaten. Üstünlük erkek cins üzerinedir. Dişi cinsin üremekten ve hizmet etmekten başka bir fonksiyonu yoktur. Yüzyıllar önceki yaşam tarzının, hiç evrim geçirmeden günümüzde yaşayan temsilcileridir. Onları adeta yaşayan fosiller ya da zombiler olarak da tanımlayabiliriz.
2)Ülkemizdeki suskunluk, korku devleti oluşturma dönemine doğru gidişatın hızlanması nedeniyle yoğunlaşmış durumdadır. Yukarıdaki gibi bir toplum oluşturma, bazı kesimlerin ve de Türkiye üzerinde hesapları bulunan dış güçlerin en büyük hayalidir. Suskun, sorgulamayan, düşünmeyen, tepki vermeyen bir toplum işlerini çok kolaylaştıracaktır. Dış kaynaklardan beslenen ve güdülen iç güçler, kendi çıkarları uğruna, onların plânlarının uygulanmasına en büyük desteği vermektedir. Ben böyle düşünüyorum…

********************
Tarih yazılıyor. Geleceğimize karar vermek elimizdeyken bu hakkımızı kaybetmek üzereyiz. Uyansak artık diyorum.
Cumartesi, 27. Şubat 2010 22:49
Senelerdir irandaki aşırı dinci görüntülerle atatürkün resimlerini bir arada kullanıp ne o dinden korkun onları bastırın.. çığlıklarından sıkıldık.. hala aynı basit imalar.. bu resimlerin türkiyeylede islamlada alakası yok.. açın kuranı okuyun islamı araştırın. bu görüntülerdeki baskı zorbalık aşırılık asla islamda yok.. türkiyeyle bu görüntüleri hele hele atatürkü kullanıpda ne ima ediliyor bir türlü anlamıyorum.. laf sokmanız devlettekilere ise dincliğe ise bu görüntüler bizde deil irandadır.. haa ülkemizde sessizlik içinde irancılığıda savunan yokmudur aşırı dinci olan yokmudur vardır araştırın % 1 bile deildir.. Memleketin iktidarını, halkın özgür iradesini devirmeye çiğnemeye çalışan generallerin sayısı bu irancıları savunanlardan bile çoktur
*************************
Evet bu resimlerin islamla alakası yok gerçekten.
Resimler, islamı popülist bir yaklaşımla kullanmaya çalışan insanları gösteriyor.
Ancak İran’ın şu anki duruma gelmesini sağlayan durumun bu şekilde başlamış olması dikkat çekici.
Diğer yandan; Generalleri memleketin özgür iradesini devirmeye çalışan insanlar gibi göstermeye çalışanların sayısı İrancıları savunmaya çalışanları çoktan aştı…
Cumartesi, 27. Şubat 2010 23:22
Bizim ülkemizde bazılarının halâ derin uykuda olduklarını görmek ne acı. Bu görüntülerin sadece İran’a ait olduğunu iddia edenlerin gözleri ne zaman açılacak merak ediyorum. Bu görüntüler bu ülkede de yaşanıyor. Ve amaç dinî baskı yaratarak, bu yaşam tarzını daha da geniş bölgelere yaymak. Çağdışı yaşayan bu toplulukları daha da yaymak.
***********************
Görüntüler Türkiye’den malesef.
Cumartesi, 27. Şubat 2010 23:39
Alemlerin Rabb’i olan Yüce Allah’ın murad ettiği İslam, bu resimdekiler değil. Emeviler ve Abbasiler devrinden bu tarafa İslam dinini bu hale getirenlere karşı elbette suskun kalmayacağız.
Esen kalın.
*************************
Geleceğe umutla bakabilmeli.
Cumartesi, 27. Şubat 2010 23:43
BURADAKİ KELLELERİ ALT SAYFADAKİ ALETE MONTE ETTİM!!!
BU DA BİR REHABİLİTASYON!!!
****************************
Yaratıcı bir düşünce.
Acaba göz kırparlar mı?
Pazar, 28. Şubat 2010 0:01
Nasıl kırpsınlar ki? Beyin olmayınca?
******************
Eğlenceli bir yaklaşım. ehi.
Pazar, 28. Şubat 2010 16:04
Oyumben, sana haddim olmayarak bir öneride bulunmak isterim: Öncelikle eğer bu görüntülerin Türkiye’den olduğundan eminsen, tam olarak neresi, hangi miting vs. olduğunu belirtmende büyük yarar var. Çünkü resimlerde çok sayıda burkalı ve kara çarşaflı kadın var. Kara çarşaf neyse ama Afgan burkası?.. Ben mesela hayatım boyunca burkalı kadın görmedim İzmir’de. Hatta 5 milyon nüfuslu İzmir’de tek tük kara çarşaflı kadın bile görmek zor. Özel olarak mahalle mahalle aramam lazım, bulmak istersem
Resimler İstanbul’a mı ait? Kara çarşaf tamam ama burkalı kadın da var mı orada, inan ki bilmiyorum.
Türkiye’de burkalı kadın varsa, nerde olduklarını bilmek isterim gerçekten.
Bu durumda, resimlerin tam yerini belirtmezsen, bir yorumcu da çıkıp “İyi ama bu resimler Türkiye’ye değil ki, İran’a ait” dediğinde haklıdır. Çünkü “sustuğumuz için bu hale geldik” demek istiyorsan, o resimlerin mutlaka Türkiye’ye ait olması gerekir ve bundan eminsen, resimleri yerini belirtmek suretiyle kullanabilirsin ama bazılarının bile İran’a ait olma ihtimali varsa, dikkatli ol derim. O zaman, anlatmaya çalıştığın şeyi gerçek olmayan görüntülerin üzerine kurmuş olursun ki haklı olsan dahi haksız konuma düşürürsün kendini… Resimlerin çoğu Türkiye’ye ait olsa bile aralarında İran’a ait olanlar varsa, ayıklamak lazım diye düşünüyorum.
Hiç olan bitenden haberim yokmuş gibi gelebilir size ama gerçekten de benim çevremde “bu hale geldik” denilecek hiçbirşey olmadığı için resimleri dahi sorgulamak gereği duydum. Ramazanda bile insanların rahatlıkla sokakta, kaldırımdaki masalarda rakı-balık keyfi yaptığı, hoşgörüde sınırın hiç olmadığı bir yerdeyim. Burada böyle oturup memleketin diğer kesimlerinin “ne hale geldiğini” tahmin etmek kolay olmuyor.
Kusura bakma, akıl vermek gibi olmasın. Sen daha iyi bilirsin de bunu bir dost tavsiyesi olarak kabul et lütfen…
***************************
1-8-9-10-11-12′nci fotograflar İstanbul’un güzide semtlerinden biri olan Fatih’de çekilmiş. 6′ncı resim Diyarbakır’dan. 2-3-4-13-14 gene İstanbul Halkalı’dan. 5 zaten Türkiye’de çekilmiş olduğunu haykırıyor. 7′den emin değilim.
Fakat eleştirin çok haklı. İnsan gözüyle görmeden bu tür şeylere inanmamalı.
Bu arada İstanbul da yaşadığım süre içerisinde çok daha vahimlerini gördüğümü ifade etmek istiyorum.
İzmir’den bunun gözükmesi mümkün değil.
Sanırım bu yüzden İzmir düşman ( dinsiz) şehir olarak lanse edilmek isteniyor.
Pazar, 28. Şubat 2010 17:51
Herkes bir yerlerde bişiler konuşuyor susmadığını düşünüyor..
Sanırsam tek vucut düşünmeyi becermemiz gerekiyor..
***************************
Çok geç olmadan yapsak iyi olur.
Sanırım baya bi geciktik.
Pazar, 28. Şubat 2010 18:50
Sihirli Yazılar’a cevap gibi algılanmasın ama bende İzmir’de yaşayan biri olarak(burada yaşamaktan son derece memnunum ve mutluyum)beş ya da altı yıl öncesine göre tek tük de olsa İzmir’de de sarıklı,cübbeli,sakallı adamlar ve kara çarşaflı kadınlar görülüyor ne yazık ki.Sanırım bunun sebebi de Gavur İzmir dedikleri yerde de kendilerine yer bulma çabası ama boşuna seçim sonuçları bunun kanıtıdır.
********************
Sakin olmaya çabalıyorum.
Pazar, 28. Şubat 2010 23:40
bencede herşey güzel olacak bi – gün ?
sen ben o biz hiçbirimiz birbirimizin ne yediği ne giydiği ne düşündüğü nasıl yaşadığı ile ilgili baskıcı tavırlarımızı bıraktığımız gün. bi – gün …
aslında yazmayacaktım ama sihirli yazılara katılıyorum.halkalıyı bilmem ama 2,3,7,14 nolu fotoların türkiyede olduğunu düşünmüyorum.hem olsa ne yazar?onlar halinden şikayetçi görünmüyor.özelliklede 5.resimdeki kapalı kadınlarda hiçbir abeslik görmüyorum benim annemde öyle ve ben mini eteğimi giyip birlikte dolaşabiliyoruz yada evde ben sidartayı okurken babam islam tarihini okuyabiliyor.demokrasi bu demek değilmi benmi yanlış biliyorum.
**********************
İnanç özgürlüğü olduğu sürece bu resimde yer alanların herhangi bir zararı dokunmayacaktır. Fakat her şeyin çok güzel olabilmesi için resimdekilerin sayısı diğerlerinin sayısını geçtiğinde aynı inanç özgürlüğünün olabilmesi gerekir. Bu konuda endişelerim var.
Her şey çok güzel olsun istiyorum.
Pazartesi, 1. Mart 2010 0:00
Handan – Rica ederim, cevap gibi algılamak diye birşey yok, tabii ki gördüysen söyleyeceksin. Ben kendi bulunduğum semtte bir tane bile görmediğim için böyle konuşuyorum. Diğer semtlerde de ancak tek tük görüldüklerini zaten sen kendin söylemişsin. Tek tük vardır elbette, ona şüphe yok.
Oyumben – Açıklaman için çok teşekkürler. Şimdi konu tam aydınlığa kavuşmuş oldu. Evet, Handan’ın da dediği gibi, İzmir’in lakabı “Gavur İzmir”dir. Yıkılması en güç kale de burasıdır elbet.
****************************
İzmir’de yaşamak istiyorum. Denizi de var hem.
Pazartesi, 1. Mart 2010 0:09
Filiz’im, suinci’m; dediklerinde çok haklısın. Demokrasi, inanç ve düşünce özgürlüğü demektir elbet. Hep söylediğim gibi, herkesin birbirine saygılı olduğu, kimsenin kimseye baskı yapmadığı bir dünyada yaşamayı istiyorum. Biz istesek, açık-kapalı birarada kardeşçe yaşamayı başarabiliriz mutlaka, başarmalıyız da…
****************************
Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.
Demokrasiye farklı atıflar:
Çoğunluğun yönetimi
Azınlık haklarını güvenceye alan yönetim;
Fakirin yönetimi;
Sosyal eşitsizliği yok etmeye çabalayan yönetim;
Fırsat eşitliği sağlamaya çalışan yönetim;
Kamu hizmetinde bulunmak için halkın desteğine dayanan yönetim.
Bu arada İran İslam CUMHURİYETİNİN yönetim şekli: islam cumhuriyet yönetimidir.
Cumhuriyet, başta devlet başkanı olmak üzere, devletin başlıca temel organlarının belli aralıklarla yinelenen seçimlerle göreve getirildiği bir “yönetim biçimi”dir.
Aslında İran’da demokrasinin olup olmadığı başka bir tartışma konusu ama kesinlikle yoktur diyemeyeceğimizi düşünüyorum.
Bu kapsamda demokrasi ve cumhuriyetin inanç özgürlüğünü sağlayacağını garanti etmek çok iddialı olacaktır.
İnanç özgürlüğünün kalesi laikliktir kanımca.
Onu kaybettiğimizde ne demokrasi ne de cumhuriyet inanç özgürlüğünü sağlayamayacaktır.
Günümüzde bu kalenin surları birer birer yıkılmaktadır.
Aslında suskunluktan kastım; kale yerle bir olurken bizlerden hiç ses çıkmamasıydı. Öyle işte.