Geleceği Yönetmek Özgürlüktür…

Moodletr olarak (evet biz Moodletr’yiz. Allam ne hoş!), her geçen gün baş döndürücü hızla gelişen internet teknolojilerinin avantajlarından eğitim alanında da faydalanabilmek maksadıyla; Moodle’ı ülkemizdeki eğitim sektörüne tanıtmayı ve yaygınlaştırmayı amaçlamaktayız. ( Hedef büyük!)

Bill Gates’in “Bir gün her şey internet olacak” söylemine paralel olarak “Bir gün ülkemizdeki tüm eğitim kurumları Moodle kullanacak!.” diyoruz.

Bizce; “Geleceği Yönetmek Özgürlüktür!..”

Şimdi İçerik ve eğitim yönetim sistemleri kavramlarına kısa bir giriş yapalım:

İçerik yönetim sistemleri (Content Management System (CMS)) gelişen internet ve ağ teknolojileri yardımıyla doküman ya da benzeri içeriklerin yaratılmasına, organize edilmesine ve bunların istenilen düzende paylaşılmasına olanak sağlayan yazılım sistemleridir.

İnternet sayfalarında yer alan tüm bilgilerin istenilen şekilde paylaşılmalarını sağlayan yazılımlar olarak da tanımlayabileceğimiz içerik yönetim sistemleri, dünyanın bir çok yerinde organizasyonlar için temel ihtiyaç haline gelmiş modern ve esnek bir varlık yönetim tekniği sunmaktadır.

Öğretim yönetim sistemi de (Learning Management System (LMS)) eğitim kurumu içerisinde e-öğrenme tekniklerinin çalışanlara atanması, bu kapsamda; eğitimlerin alınması, test ve değerlendirmelerin otomasyonu, sonuçların takibi, geri besleme ve sonuçların raporlanması gibi eğitim yönetimi süreçlerini yürütmek için kullanılan internet tabanlı yazılımlardır.

E-öğrenmenin geleneksel öğrenme metodlarına göre dezavantajı olan maliyet, açık kodlu yazılımların geliştirilip yayılması ile beraber büyük ölçüde ortadan kalkmaktadır. E-öğrenmenin hızla gelişimi için açık kaynak kodlu yazılım kullanımının yaygınlaşması eğitsel kalitenin ve öğretim araçlarının gelişimini sağlayacaktır. Yapılan araştırmalar ve karşılaştırmalar sonucunda Moodle öğretim yönetim sisteminin diğer sistemler arasından sahip olması gereken ve eğitsel kaliteyi artıracak birçok özelliği içerdiği gözlenmiştir.

Tercih eğitmenlere ait. Ya gelişen teknolojilere karşı çıkılıp, tutucu bir yaklaşımla değişime direnç gösterilecek, ya da değişime uyum sağlanarak teknolojinin nimetlerinden eğitim alanında da faydalanılacaktır.

Özgürlüğün bedeli, değişimi yakalayabilmek için çok çalışmaktır…

http://moodletr.blogspot.com

Bunları da okumak ister misiniz?:

  1. Neden Moodle?

Yazar:admin
Tarih: Pazartesi, 18. Ocak 2010 23:54
Geri izleme: Trackback-URL Kategori: Moodletr

RSS Besleme: RSS 2.0 Bu konu başlığı için Yorum yaz

14 Yorum

  1. 1

    “Geleceği Yönetmek Özgürlüktür” Konulu makalenizi okudum. Emeğinize ve beyninize sağlıklar dilerim. Aklı başındaki hiçbir eğitimci gelişen teknoljilere karşı çıkıp, değişime direnç gösteremez, değişime uyum sağlanarak teknolojinin nimetlerinden eğitim alanında da faydalanılacaktır. Ben buna inanıyorum.

    **************************

    Buna ben de inanmak istiyorum.
    Eğitim yoksa bağımsızlık da yoktur.
    Eğitime zamanında gerekli yatırımı yapmasını bilen ülkeler, diğerlerini yönetirler. On yaşındaki bir çocuğa kaset göstersek ve bu ne desek? büyük bir ihtimalle ne olduğunu bilemeyecektir. Oysa bizim zamanımızda müzik dinlemek için en fazla kullanılan medya kasetlerdi. Çok da uzak olmayan bir gelecekte, kasedin ne olduğunu bilmeyen yeni neslin yönetime geçtiği zamanlarda belki de tahta ve tebeşirin ne olduğunu bilmeyecek bir gençlik olacak. Var gücümüzle geleceği görmeyi ve onu şekillendirip yönetmeye çabalamalıyız. Atatürk’ün de dediği gibi: “Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır!” ( Feci gaza geldim ya. Sakinlesem iyi olur.)

  2. 2

    Saygılar bizden efem..Bu nezaketin altında kalırsam asla ve asla kendimi affetmiycem..
    Öhöm..Kitap ve insanın yerini bişey tutmaz..Eskiden mis gibi öğretmenler, kitaplar, karatahta,dramatizasyon,sergiler, geziler, hadi biraz daha geliştirelim tepegöz, projeksiyon makinası vb. vardı mis gibi.. Şimdi bizler teknolojiyi yönettiğimizi sanıyoruz ama bence dişliler tersine dönüyor…

    **************************

    Tebeşir tozu yutmanın faydalarına inanmıyor değilim.
    Bahsetmek istediğim dünya üzerinde bilginin paylaşımı ve eğitim sistemi alanında köklü ve radikal değişikliklerin hayatımızı nasıl şekillendirebileceğini ön görebilmek.
    Bu arada teknolojiyi yönetebilmek için sanırım onu üretebilmek de gerekir.
    Eğer teknoloji üretemiyorsan sadece tabi olursun.
    Moodle açık kaynak kodlu bir sistem olması sebebiyle her gün gelişiyor ve yaygınlaşıyor.
    Bu dalgadan kaçmak çok zor. Ya sörf yapacağız ya da tsunamiye maruz kalacağız.

  3. 3

    Özel bir sorum olacak; alan (domain) adınızı nereden aldınız? (ODTÜ) olmadığı belli. Hostunuzu barındıran server’in adresi(eğer memnun iseniz) Benim de daha önce bir web sitem vardı, kapattım. Yeniden bir web sitesi oluşturmak istiyorum. (ODTÜ) tr uzantılı veriyor bir de bir sürü belge istiyor. Bu nedenle orasını tercih etmiyorum. Bir sakıncası web siteniz ile bu bilgileri benimle paylaşır mısınız?

    *****************************

    Alan adımı ve hostingi Rodosweb’den aldım. (http://www.rodosweb.com/) linux bronz paketi işimi görüyor. Şu ana kadar bir problem çıkmadı. Memnun olduğumu ifade edebilirim.

  4. 4

    Eğitimin internet ortamında yaygınlaştırılmasına sözüm yok fakat dün bin defa girmeye çalıştığım e-okul sinir katsayımı daha da artırdı.Şu da bir gerçek aramızda hala kafasından kitap ismi uydurup velileri kandırmaya çalışan uyanık örtmencikler var.İnternet ortamındaki eğitimi de kendimize benzetiyoruz.
    Klavyenin monitörün ne olduğunu tahtada çizen öğretmenler olarak geleceğin bize de uğramasını bekliyoruz.
    Bu hafta dördüncü sınıf Türkçe konumuz “elektronik posta”ydı.Yazdığımız mailin kaç güne ulaşacağını söyleyen öğrenciler vardı…
    Geleceği düşündüm…
    Bu arada okula bu yıl internet bağlatıldı.Düşün yani…
    Çocuklar eeeeeeeeeeeee demekle yetiniyor:)
    Çok konuştummm öeeh

    *****************************

    Konuştukların hoştu, çünkü saf gerçeğin ifadesiydi.
    Doğu da bir çok yerde internet dediğin zaman sensin internet diyen insanların yaşadığı yerler olduğunu biliyorum.
    Ancak değişim kaçınılmaz.
    Teknolojinin şapşal köleleri olmaktansa, geleceği yöneten ve teknolojinin kanatlarını takan bir nesil yetiştirmek sizlerin elinde.
    Merak etmeyin yanınızda olacağım. ehi.

  5. 5

    Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Yayarlı oldu. Sağolun.

    *************************

    Rica ederim. Benim için zevkti.

  6. 6

    Öğretmen olsaydım; değişime karşı çıkmaz, teknolojinin nimetlerinden faydalanmak ister, interneti eğitim alanına da yaymak isterdim. Kısacası memnuniyetle Moodle kullanırdım. Gel gör ki öğretmen değilim:)
    Not: Yalnız, bir gün herşey internet olmasın, noooluuur! Ben senin kadar çok makinalaşmak istemiyorum. Buna hazır değilim henüz. Anla beni:)

    ***************************

    Çok geç. ( Parmakları istemsizce klavyenin tuşları üzerinde tıkırdar… )

  7. 7

    Sen iyice makineleştin galiba? Bu ifademin yazınla ilgisi yok. Şu cevabınla ilgisi var: “Çok geç. ( Parmakları istemsizce klavyenin tuşları üzerinde tıkırdar… )”

    *********************

    (Monitöreden gelen fotonların, beynine yazılı kelimeler ve renkli görüntüler olarak gitmesini duyumsar. Sonra yoruma cevap olarak yazdığı her kelimenin aslında klavyenin ürettiği elektronik sinyaller olduğunu ve bu sinyallerin bilgisayarın anakartına iletildiğini oradan da anakart üzerinden işlemci ve bellek yardımıyla işletim sisteminin api ve prosedürlerini tetiklediğini düşünür. Dahası birazdan yorumu güncelle düğmesine bastığında; ekrandaki tüm görüntülerin, web ortamında base64 kodlamasına dönüşeceği, oradan da bilgisayarın ethernet kartı vasıtasıyla internette yer alan binlerce yönlendiricinin o an belirleyecekleri en kısa yoldan ışık hızıyla bağlı bulunduğu sunumcunun portuna bilgi pompalayacağı aklına gelir. Keşke ethernet paketi olabilseydim diye iç geçirir. Yönlendiriciler, ATM switchler arasında gizemli ve eğlenceli bir yolculuğa çıkmaktan daha güzel ne olabilir?) Evet hastayım ben. ehi.

  8. 8

    Sizin sitenizi ziyaret ettiğimde, hangi kategorideki hangi konulara yorum yazdığımı görebilmek için üzerine tıklanacak bir nesne var mı?

    ***************************

    Şu an öyle bir şey yok. Fakat kulağa hoş geliyor. Boş bir vaktimde konu üzerinde çalışacağım.

  9. 9

    Sana bir sorum var: Beyin uyurken daha çok çalışır diye yazmışsın, bir yoruma yanıt olarak. Gerçekten öyle oluyor. Örneğin bir gece 02.00′ye kadar bloğuma şablon seçmekle vs. uğraştım. Yattığımda bütün gece beynimin içinde şablonlar vs. fırdöndü. Durduramadım bir türlü. Sabaha kadar huzur bulamadım:) Bu, bana eskiden de olurdu zaten. Üniversitede geç saatlere kadar proje çizerdik. Yattığımız zaman beynimiz proje çizmeye devam ederdi. Çok sinir bir durum bu! Sorum şu: Ben hem geç saatlere kadar çalışmak hem de yattığım anda tak diye beynimin faaliyetini durdurmak istiyorum. Bu mümkün mü? Hem neden böyle oluyor ki? Sebebi ne? Başlıbaşına bir yazı konusu çıkar bundan valla:))

    *****************************

    Bilinçaltı ellerini ovuşturarak güldü sorunu gördüğünde.

    Bu soruyu cevaplamadan önce Karl Gustav JUNG’un yazısını okumakta fayda var:

    “Bilinç sürekli değildir. Bilinç kesikli kopuk kopuktur. İnsan yaşamının bilinçli evreleri bir araya toplansa, toplam sürenin ancak yarısına yada üçte ikisine ulaşır; gerisi bilinçaltı yaşamı oluşturur: Yani gece uykuda geçirilen süre ile gündüzleri bilincimizin dışında kalan saatler. Aslında, bilincin belirli bir düzeye ve yoğunluğa ulaştığı, gerçekte bilinçli olduğumuz çok az zaman vardır. Düşlerimizde ortaya çıkanlar bilincin önemsiz kırıntılarından başka bir şey değildir; düş gördüğümüz sıralar, bütünüyle edilgen bir rol üstleniriz.

    Bilinçaltına gelince, değişmez, dural bir niteliktedir, kesiksizdir. Bilinçten apayrıdır. Bilincimiz düzey değişikliğine uğrasa da bilinçaltı kendi etkinliğini sürdürmeye devam eder. Okuduğumuz, konuştuğumuz, yazdığımız anda bile, hiçbir şey sezmememize karşın, bilinçaltı işlerliğinden hiçbir şey yitirmez. Bilincin altında yer alan bu olay, kimi zaman geceleri düş biçiminde belirir.

    Bilinçaltının sürekli iş başında olduğunu hipnoz aracılığıyla yapılan şöyle bir deneyle görebiliriz : Hipnotize edilmiş kişiden saniyeleri sayması istenir; denek uyandırılır belli bir süre sonra denek tekrar uyutulup aradan kaç saniye geçtiği sorulduğunda denek baştan sona süreyi tam bir kesinlikle yanıtlar. Çünkü uyandığında farkında olmadan saymaya devam etmiştir.”

    Evet Descartes’in dediği gibi “ruh sürekli düşünür.”

    Gene konu ile alakalı olarak bloguma bir yazı yaşmıştım. http://www.benoyum.com/?p=397. Bakınız katagoriler Beyin/Bilinçaltı.

    Sonuç: Sormuş olduğun sorunun cevabını verebilmek için, insanoğlunun bilinçaltının çalışma prensiplerini keşfedebilmesi ve bilinçaltını kontrol edebilmesi gerektiğine inanıyorum.
    Hadi şimdi bilinçaltımızı eşeleyelim.

  10. 10

    Niçe Ve Kuranı Kerim:

    Recep Bey eğer sizce sakıncası yok ise;

    ”Tanrı öldü diyen Niçe ile Allah birdir ve Hz Muhammed onun kulu ve elçisidir diyen Kuranı Kerim arasında kurduğunuz bağlantıyı yazmak ister iseniz felsefeyi seven bendeniz bunu çok büyük zevk ile okuyacağım..”

    *************************

    Bu bağlantının kısa devre yapma ihtimali var sanki ehi. Kurulursa bakmak isterim.

  11. 11

    Yapma ama, üzüldüm bak şimdi :( hastasın demedim ki ben sana, “iyice makineleştin” galiba dedim.

    ***********************

    Bence bu da bir hastalık çeşidi. Syborg olmak istiyorum ben. oh.

  12. 12

    :bingung: Ne güzel şeyler varmış burda… :tabrakan: Çok eğlenceli. :thanks2 Önceden farketmemişim… :recsel Çok beğendim… :recsel

    ************************

    Ben en çok bunu seviyorum. Çok tatlı. Bi de onu beslemek istiyiorum. :bingung:

  13. 13

    Sayın Akheneton
    Bana hiatben yazmış olduğunuz konuyu 21.01.2010 saat:00:01 sularında görmüş bulunmaktayım. Herşeyden önce bazı gerçekleri yazmam gerekir. “benoyum”u “sihirliyazılar2″nin bloğundaki bir yorumunda gördüm ve “benoyum”u merak ettim ve sitesine geldim. Site tanıtımında Niçe’nin bir sözünü kullandığını gördüm. Benim şimdi Alman felsefeci Friedrich Nietzsche hakkında hiçbir bilgim yok. Sadece bir blogcu dostum bana kendi yazdığı bir romanını göndermişti. Romanında Nietzsche ve zrdüşt’ten bahsettiği için ben de merak ettim ve yüzeysel biraz bilgi edindim, yoksa, Niçe’nin felsefi fikirleri konusunda öyle derin bilgiye sahip değilim. Ancak onunla ilgili “Tanrı’nın öldüğü ve insanların dünyada yapayalnız kaldıkları” ile ilgili saptaması, güç istenci, üstün insan, bengi dönüş gibi fikirlerinin olduğu ve bazı ideallerini de gerçekleştiremeden 56 yaşında öldüğünü öğrendim. Bu kadar edindiğim bilgilerin ışığında size ancak şunu söyleyebilirim.

    Ben Allah’a ve onun son gönderilmiş kitabı olan Kur’an-ı Kerim’e ve peygamberi olan Hz. Muhyammed (S.A.V) inanıyorum.

    Bence tanrı ölemez, şu mükemmelliği yarattığı söylenen tanrı ölebilir mi? Mümkün değil. Bence Niçe Tanrı yok deseydi daha mantıklı olurdu. Şu alemde gelişen olaylara bakılınca Niçe’de haklı, kötülere hiç dur diyen yok, iyiler hep eziliyor. O da bu durumdan tanrının öldüğünü ve insanların da yapayalnız kaldığından, ahlaksızlık almış yürümüş, yani insana dur diyen yok ya, Niçe’nin kanısı bu.
    Oysa, Yüce Allah K.Kerim’de; insanoğlu imtihandadır, şeytan nasıl belli bir süreye kadar ertelenmişse, insanoğlu da aslında belli bir süreye kadar ertelenendir. Ne zamana kadar, kıyamet kopana kadar, insan da, şeytan da ertelenmiştir. Bu konu çok uzar gider. Benden bu kadar. Teşekkür ederim.

    *****************************

    Şimdi nereye gidiyoruz? Bütün güneşlerden uzağa mı? Durmadan düşmüyor muyuz? Öne, arkaya, sağa, sola, her yere düşmüyor muyuz? Hâlâ bir yüksek ve alçak kavramı var mı? Sonsuz bir hiçlik içinde aylak aylak dolaşmıyor muyuz? Yüzümüzde boşluğun nefesine duyumsamıyor muyuz? Hava şimdi daha soğuk değil mi? Geceler gittikçe daha fazla karanlıklaşmıyor mu? Tanrı öldü! Tanrı öldü! Onu öldüren biziz! -Friedrich Nietzsche

    Tanrı’nın insan tarafından uydurulmuş bir yücelik olduğunu, bu kavramın temsil ettiği yaşam anlayışının ise temelli olarak varoluşa karşıt olduğunu düşünen Nietzsche, Tanrı’nın öldürülüşünü, yaşamı yeniden anlamlandırmak, değerleri yeniden değerlendirmek ve yaratmak için bir şans olarak görür. İnsan bu ölümü büyük bir reddedişe ve kendi üzerinde yeni bir zafere dönüştürmelidir, yoksa anlamsızlığın ve yokluğun içinde yaşamakla bunun bedelini ödeyecektir. Nietzsche, Tanrı’nın ölümüyle üst-insan’a giden yolun açıldığını, bu şansın değerlendirilmesi gerektiğini düşünmektedir.
    Nietzsche’nin Tanrı öldü sözünü, felsefi açıdan Batı metafiziğinin sorgulanması ve yeni bir yöne girmesi olarak değerlendirmiştir. Buna göre Nietzsche batı felsefesi geleneği içinde bir kırılma noktasıdır. ( http://tr.wikipedia.org/wiki/Tanr%C4%B1_%C3%B6ld%C3%BC )

  14. 14

    Benim son yorumun altına NİÇE’nin felsefesini AKHENETON mu, yoksa OYUMBEN mi karaladı? Benim ileri sürdüğüm şeylerden hiç bahsetmeden, değinmeden bir yorum yapılmış. Böyle olmaz. Ben bu açıklama modundan zevk alamadım. Örnek: “Sen diyorsun ki tanrı var, ama Niçe’de diyor ki, insanlar onu öldürdü. vs. vs.” ondan sonra sen de yorumunu yapmalıydın. Bakın ben sorulan soruya nasıl giriş yaptım, gelişme bölümünü yazdım ve sonuca bağladım. Yazışma böyle olmalıydı.

    ****************************

    Yorumunun altına Tanrı Öldü ile Niçe’nin ne kastetmek istediğini wiki’den koydum. Bu arada söylemine katılıyorum. Toplum hazır olduğunda görüşlerimi bildireceğim ehi.

Yorum Yaz

[+] kaskus emoticons nartzco
Tembel Yorumculara Önerdigim Yorumlar :
Kendi fikrin yok mu? Benimkilerden seçebilirsin ;)