Pazartesi, 30. Kasım 2009 20:41
Ateş kusan demirler ölüm yağdırdı…
Ölüm, kor kor oldu annelerin, babaların, körpe yavruların, eşlerin yüreklerini dağladı…
Aktütün Karakolu’nda 15 vatan evladı ölürken ölümsüzleşti.
Zaman durdu. Dünya durdu.
15 vatan evladı bir anafor oldu ve şu ana kadar tartışılan her şeyi içine çekti.
Tüm problemler minicik kaldılar…
Şimdi geride kalan gözü yaşlı analar, babalar, kardeşler, eşler ve evlatlar en yakınını kaybetme acısının ne olduğunu biliyor artık.
Şu an, herkesten hayatta en değer verdiği kişiyi düşünmelerini istiyorum bir anlığına…
Konsantre olun ve düşünün lütfen…
Hayatta çekinmeden canınızı feda edeceğiniz birini.
O’nu düşünün…
O’nun hayatını sermaye ederek, canı bir çelik parçasına emanet, gece gündüz demeden, bayram, tatil demeden yeri geldiğinde aç susuz bir tek Allah’ın yanında olduğu bir karakolda sarp kayalıkların ardında ufka baktığını düşünün.
Hep sizin hayalinizle, mutlu anlarınızın hatıralarıyla görevini şerefle bitirip geri gelme uğruna göğsünü siper ettiğini düşünün.
Siz rahat uyuyabilesiniz diye O’nun hiç uyumadan beklediğini düşünün.
Kanla beslenen leş kargalarının kahpe bir kurşunuyla O’nun mutlu gülümsemesinin bittiğini ve öldüğünü düşünün…
İşte 15 vatan evladının yakınları şimdi aynı şeyi düşünüyor…
Onları şehit edenler ise tekrar inlerine geri döndüler.
Balık hafızamızın bir tur atmasını bekledikten sonra saklandıkları delikten çıkıp yeniden aynı şeyi yapacaklar.
Yazacak o kadar çok şey geliyor ki içimden…
Fakat diyebileceğim tek şey var şu an:
Barış şartlarında savaş olmaz!..
Savaş, topyekûn yapılır.
Savaş, kurtuluş savaşında atalarımızın yaptığı gibi yapılır.
Analar, çocukları yerine top mermisi taşımalı.
Babalar da gelmeli savaşa.
Çocuklar da gelmeli savaşa.
Eli silah tutabilen kim varsa gelmeli.
Hepimiz volkan olup üzerlerine akmalıyız.
Benim bildiğim savaş böyle olur.
(Çok kızgındır… Gözlerini kısar ve ufka bakar… Sakinleşmelidir…