Kategori Arşiv 'Konfüçyüs'

Konfüçyüs

Cuma, 22. Ocak 2010 20:37

Bir öğrencisi Konfüçyüs’e dedi ki:

“Yaşadığın kentte seni herkesin sevmesi nasıldır?”

“Yeterli değil,” cevabını alan öğrenci bir daha sordu:

“Peki, kentte seni  herkesin sevmemesi nasıldır?”

Konfüçüyüs şöyle cevapladı: “Yeterli değil. İnsanların arasında iyilerin seni sevmesi, kötülerin de sevmemesi daha iyidir.”

Hmm sanırım bir insanı herkes seviyorsa o gerçek değildir…

Kategori: Felsefe, Hazır Cevaplar, Konfüçyüs, Yazarlar | Yorum (27) | Yazar: admin

Kedi

Salı, 1. Aralık 2009 13:17

En zor arayış; simsiyah perdeler ile çevrelenmiş zifiri karanlık bir odada kapkara bir kedi aramaktır. Hele odada kedi yoksa..

 -Konfüçyüs

Kategori: Hoş_Lakırdılar, Konfüçyüs | Yorum (2) | Yazar: admin

Sekiz Erdem

Pazartesi, 30. Kasım 2009 19:28

Sekiz Erdem, Konfüçyüs tarafından insana bırakılan izlenmesi ve uyulması gereken kriterlerdir. Sekiz erdem “Xiao (bir evlada yakışır şekilde hem ana babaya hem de onların yaşamlarına saygılı olmak), Ti (kardeşin şartsız bir şekilde ağabeyin lafını dinlemesi), Sadakat, Sözünü Tutmak, Nezaket, Adalet, Rüşvet Yememek ve Utanma” dır. Bu sekiz erdemden yoksun veya bunları unutan bir kişi insan sayılamaz çünkü o bir insan olmak için gerekli standartları unutmuştur. Sekiz erdemin birincisi Xiao’dır. Bazı kişiler diyorlar ki, yüz merhametli eylem içinde Xiao birincidir, yüz kötü eylem içinde ise müstehcenlik birincidir.

“Hayvandan daha kötü olmak” sözünün ne anlama geldiği konusunda konuşalım. Kuzu dizlerinin üzerine çökerek annesini emer ve karga ise yaşlı annesini besler. İşte bu “Xiao” olarak adlandırılır. Horoz şafakta öter, yabankazı her bahar kuzeye ve her sonbahar güneye uçar. İşte bu “söz tutmak” olarak adlandırılır. Yabankazı veya yeşilbaşlı ördek eşini kaybettikten sonra ölene kadar bir daha yeni eş bulmak istemez. Bu “sadakat” olarak adlandırılır. Bir geyik iyi otlarla karşılaştığında bütün grubu çağırıp onlarla paylaşır, bir karınca yemek gördüğünde bütün koloniyi bir araya getirir. Bu “adalet” olarak adlandırılır. Lütfen bu dört erdemi hatırlayın, çünkü bir hayvan bile bu erdemi sürdürebilir. Eğer bir insan bu erdemlere hiç sahip değilse, o zaman bu kişi “hayvandan daha kötü” olarak düşünülür.

Kategori: Felsefe, Konfüçyüs, Yazarlar | Yorum (0) | Yazar: admin

Konuşmalar -4 / Yen Yüan/ Konfüçyüs ve bir deli…

Pazar, 29. Kasım 2009 2:50

I- Üstat dedi ki : “O burada mı?”

II- Tzu yü “Kim efendim? Kimden bahsediyorsunuz?” dedi

III- Üstat dedi ki : “Oyumben’den bahsediyorum be adam… Burda mı?”

IV- Tzu yü “Hayır görünmüyor efendim” dedi.

V- Üstat dedi ki : “Peki o zaman konuşmamıza başlayabiliriz. Yiyecek pirincim, içecek suyum ve kolumu dayayacak bir yastığım var. Bunlarla ben mutluyum. Zenginlik, şan, onur doğru olmayan bir yolda elde edilirse, bunlar benim için uçan bulutlar gibidir.”

VI- Üstat dedi ki: “‘Üstün insan’, başkalarının iyi yanlarını geliştirmelerini ister; kötü yanlarının gelişmesini istemez. Düşük bir insansa, bunun tam tersini yapar.”

VII- Tzu-chang sordu: “Üstün bir bilgin olarak tanınan bir kimsenin nasıl olması gerekir?”

- Üstat dedi ki: ” ‘Üstünlük’le ne demek istiyorsunuz?”

VIII-Tzu-chang yanıt verdi: “Bütün ülke içinde ve kendi boyunda tanınmış bir kimse.”

- Üstat dedi ki: “Bu ünlü olmaktır; üstünlük değildir.”

“Üstün bir insan, sağlam özyapılı, dürüst ve doğruluğu seven bir kimsedir. O, insanların sözlerini ölçer, kişiliğini inceler ve başkalarına karşı alçakgönüllü olmaya çalışır. Böyle bir adam, ülkesi ve boyu içinde tanınır.”

“Ünlü bir insana gelince; o, görünüşte erdemlidir; ama, bunun tersini yapar ve kendisinden hiç kuşku duymaz. Böyle bir insan da, ülkesi ve boyu içinde bilinir.”

IX- Tzu-chang sordu : “Üstat şu gelen Tzu yü değil mi? ve ne giyinmiş öyle O? Aman Tengrim yanındaki… Yanındaki, oyumben üstat. İstersen konuşmayı bırakıp çiçek topluyormuş gibi yapalım.”

X- Üstat dedi ki : “Sus! Geldiler. Tzu yü ! Bu kıyafetlerde neyin nesi? Üstelik kafanı da kazımamışsın bu gün? Açıkla bize.”

XI- Tzu yü dedi ki : ” Ben… Şeyy… Ben artık etek gibi kıyafetlerle ve kel kafamla şebelek gibi olduğumu düşünüyorum. İki gündür Oyumben’le konuşuyoruz. Bana güzel şeyler anlattıyor. Üstat artık ben saç uzatacağım. ”

XII- Tzu-chang “Sakin olun üstat dinginleşin…Üstat ! Beni duyuyor musunuz? Sabit bir noktaya bakıp, gözlerinizi pörtletmeyin! Korku veriyosunuz.” dedi.

XIII- Üstat dedi ki : “O nasıl lakırdı Tzu yü? Sen neler diyorsun? O altına giydiğin şey de ne?”

XIV- Tzu yü dedi ki : “Hocam Levi Strauss bulmuş bu giysiyi, sağlam ve bir o kadar rahatmış. Mavi cin bu, Kot da deniyormuş efendim. ”

XV- Üstat dedi ki :” Suusss… Sus artık. Dayanılır gibi değil bu sözler. Bütün öğretiler yitmiş sende. Sonra o kulağına soktuğun şey de nesi? “

XVI- Tzu yü dedi ki : “Oyumben verdi onu. Kulağıma taktığımda hoş sesler geliyo. 1 gigabyte mp3 alıyomuş. Bu arada sakın gigabyte ve mp3′ün ne anlama geldiğini sormayın efendim. Oyumben bunu bana  açıklamaya çalıştığında beynim çırpıklandı, adeta aura oldum. Ehi…”

XVII- Üstat dedi ki :”Aağğğkkkk. Ehi mi? Sen de mi o garip ifade ile gülüyorsun artık? Ulu Tengri belanı versin Tzu. Chang gidelim burdan …”

XVIII- Oyumben dedi ki : “Fakat üstat, ben size erdemi nasıl yükseltebileceğimizi, kötü davranışları nasıl düzeltebileceğimizi, yanılgıları nasıl anlayabileceğimizi sormuştum”, sizde; “Gerçekten güzel bir soru!” demiştiniz ve  “Önce, gereken şeyi yapmak ve başarıyı sonra düşünmek. Bu, erdemi yükseltme yolu değil midir; kendisinin zayıf yanlarını anlatmak ve başkalarının kötülüklerini söylememek… İşte bu kötülüğü düzeltmek değil midir? Ufak bir öfkeyle yaşamına kıymak ve ailesini derde sokmak. Bu bir yanılgı değil midir?” demediniz mi? Ha ! Demedim deyin hadi ! Hadi desenize ! ehi.”

XIX- Üstat dedi ki : “ Artık ben bir düşünce kabızıyım. Şuracıkta inlemek, höykünmek ve belli bir süre titremek istiyorum. Yedin beni oyumben. Ağk.”

XX- Oyumben dedi ki : “ Amanin, ben hayatın anlamını keşfettim… Abovvv. “

Kategori: Kendimle_Konuşmalar, Konfüçyüs | Yorum (0) | Yazar: admin

Konuşmalar -3 / Komşulara Karşı Erdemli Olmak / Konfüçyüs ve bir deli

Pazar, 29. Kasım 2009 2:46

I- Üstat dedi ki: “Erdemli davranışlar, komşuluğu pek iyi kılar. Bir kimse erdemin egemen olduğu bir yerde kalmak istemezse, o kimse akıllı kabul edilebilir mi?”

II- Üstat dedi ki: “Erdemli olmayan kimseler, uzun zaman yoksulluğa, sıkıntıya ve eğlenceye karşı koyamazlar. Erdem, erdem içinde yer alır. Akıllı olanlar bunu ararlar.”

III- Üstat dedi ki: “İstenç, erdemin üzerine kurulursa nefret uyandırıcı davranışlar olmaz.”

IV- Üstat dedi ki: “Gerçekten erdemli olan bir kimse başkalarını sevebilir ya da onlardan nefret edebilir.”

V- Üstat dedi ki: “Zenginlik ve onur, herkesin istediği şeylerdir. Bunlar doğru bir yolda kazanılmazsa, pek çabuk yitirilir. Yoksulluk ve düşkünlük insanların nefret ettiği şeylerdir. İnsanlar dürüst davranmazlarsa, bunlardan kendilerini sıyırmalarının olanağı yoktur.”

- ” ‘Büyük ve üstün insan’ erdemden uzaklaşırsa, o iyi bir ün kazanabilir mi?”

- ” ‘Büyük ve üstün insan’, iki yemek arasında bile erdeme aykırı davranamaz. İvedi anlarında bile ondan ayrılmaz ve tehlikeli zamanlarında da onu bırakmaz.

VI- Oyumben dedi ki: “Erdemli insan, yalnızca erdemli olma özelliklerini taşıyıp bunun bilincinde olan insan değildir. Erdemli insanın davranışları, sahip olduğu erdemlerin yansımasıdır. Erdem hakkında çok konuşup güzel sözler sarf ediyoruz. Ancak derinlemesine baktığımızda; insanların sergilediği davranış ve sözlerin birbirini tutmadığını görüyoruz. Size sesleniyorum ! Erdemli insan, bilgisi ile yaptığı, düşüncesi ile eylemi ve kültürü ile davranışları arasında boşluk olmayan insandır.”

VII- Üstat dedi ki: “ Amanin siz nerden çıktınız !? “

VIII- Oyumben dedi ki: “ Dayanamadım katkım olsun istedim. Fişimi çekene kadar lakırdılar etmek istiyorum, otur otur sıkıldım. Devamlı konuşuyor dikkatimi çekiyorsunuz. Konuşma esnasında yapmış olduğunuz garip davranışlar, jest ve mimikler değişik bir ürperti yaratıyor içimde. Müdahil olmamak için harcadığım enerji sonum olacak. Artık ben de fikirlerimi beyan edeceğim. Buna hakkım var, engel olamazsınız! Üstelik bu benim blogum .. ehi.”

IX- Üstat dedi ki: “Tengri belanızı versin. Ehi diye gülmeyin demedik mi?  Sanırım kırmışsınız siz”

X– Fan Ch dedi ki : “Kayış atmış bunda … Nereli acaba?”

XI- Oyumben dedi ki: “Efendim Türk’üm ben ve siz konuşma yaparken araya girip illginç küçük bilgiler serpeceğim. Hep felsefe, hep ağır konular, delirttiniz beni. Gelmeyin üzerime. Rahat bırakın beni. Ağğkkk…  ”

XII- Tzu-kung, “uçuyor bu” dedi.

XIII- Oyumben dedi ki: ”Alın işte küçük garip bilgilerden ilkini verim de pörtleyin : İnsanoğlunun ortaya çıkmasından beri dünyaya gelen insan sayısı yaklaşık 80 milyardır. Şebelek gibi bakmayın! Sayı her geçen gün kabarmakta. Ve siz çekik gözlüler bu sayıyı en fazla artıran sizsiniz! Sizden sonra da biz geliyoruz sanırım. “

XIV- Üstat dedi ki:” Tzu-kung, Fan Ch, bu manyağı kaale almayın! Biz dialogumuza devam edelim. Bu kırık yokmuş gibi yapın.”

XV- Oyumben dedi ki:”Coca cola piyasaya ilk çıktığında yeşil renkteydi.. Yaaa !.. büyük büyük laflar edersiniz ama coca colayı bile bilmezsiniz siz.”

XVI- Tzu-kung dedi ki: “ Arkadaşlar siz onla ilgilenmeyin, uymayın manyağa birazdan gider…”

XVII- Üstat dedi ki: “Evet biz kendi aramızda konuşalım. Dışlayalım onu. Bıkar vazgeçer nasılsa… Hmm…Nerde kalmıştık ? ‘Büyük ve üstün insan’ dünyada bir şeye karşı ne düşkünlük gösterir, ne de onu küçümser. O, doğru olan şeyi izler.”

XVIII- Üstat dedi ki: ” ‘Büyük ve üstün insan’ erdemi, küçük insansa rahatını düşünür. ‘Üstün insan’ yasalar konusunda kafasını çalıştırır; küçük insansa kendi çıkarını aramaya bakar.”

XIX- Üstat dedi ki: “Hep kendi çıkarını göz önünde tutmaya çalışan kimse, pek çabuk düşman kazanır.”

XX- Oyumben dedi ki: ”Çin’de ingilizce konuşan insan sayısı Amerika’dakinden fazladır. Cahalsınız siz! Ehi…daha da önemlisi uzayda yerçekimi olmadığı için astronotlar ağlayamazlar ve insan gözleri hiçbir zaman büyümez, ama burnu ve kulaklarının büyümesi sona ermez. Ohh bir nebze olsun rahatladım.Ehi… ”

XXI- Tzu-kung dedi ki: ” Bak delirtme bizi ehi diye gülme … Daş yok mu daşş..”

XXII- Üstat dedi ki: ” Bırak, muhattap olma dedik ya Tzu-kung ! Tengri senin de belanı versin!Mafettin dialogu. Sus ve dinle, kazma adam…”

XXIII- Üstat dedi ki: “Ülke, toplum düzenlerine göre ve içtenlikle yönetilirse, bir karışıklık çıkabilir mi? Ülke içtenlikle yönetilirse, toplum kurallarına gerek kalır mı?”

XXIV- Üstat dedi ki: “Yüksek bir konumda bulunmadığından dolayı telaşlanma. Asıl o konuma uygun olup olmayacağından dolayı endişe et.”

XXV- Üstat dedi ki: ” ‘Büyük ve üstün insan’ yalnızca doğruluğu, küçük insansa yalnızca çıkarını düşünür.”

XXVI- Üstat dedi ki: “Değerli bir insan gördüğümüzde, onun gibi olmayı düşünmeliyiz. Değersiz bir kimseye rasladığımızdaysa, geri dönmeli ve kendimizi incelemeliyiz.”

XXVII- Üstat dedi ki: “Ailenize hizmet ederken eleştirilerinizde incelikli olmalısınız. Sözlerinize aldırış etmediklerini görseniz bile, daha çok saygılı olmayı sürdürün. Bu sizi yorsa bile, kızmayın.”

XXVIII- Üstat dedi ki: “Aileniz yaşıyorken uzak yerlere gitmeyin. Gitseniz bile belirli bir yeriniz olmalı.”

XXIX- Üstat dedi ki: ” ‘büyük ve üstün insan’ sözlerinde dikkatli, davranışlarında ağırbaşlı olmalıdır.”

XXX- Üstat dedi ki: “Erdem olduğu yerde kalmamalı, komşuları da etkilemeli.”

XXXI- Üstat dedi ki: “Sakıngan davranışlarda, pek az yanılgı olur.”

XXXII- Üstat dedi ki: “Büyük ve üstün insan, kavga etmez. Ama, gerekirse de okla dövüşmez mi? Ama, o yine düşmanını selamlar ve şerefe içki içer. O savaşında bile yine üstün bir insandır.”

XXXII- Oyumben “sabretmeliyim… sabretmeliyimm… ” dedi…

Kategori: Kendimle_Konuşmalar, Konfüçyüs | Yorum (0) | Yazar: admin

Konuşmalar -2 / Ülkeyi Yönetmek / Konfüçyüs ve bir deli…

Pazar, 29. Kasım 2009 2:31

I- Üstat dedi ki: “Ülkesini erdemle yöneten kimse, yerini her zaman koruyabilen ve bütün yıldızların kendisine uyduğu kutup yıldızıyla karşılaştırılabilir.”

II- Üstat dedi ki: “Şiir kitabında 300 parça şiir vardır; ama bir tümce hepsini içine alabilir: Kötücül düşüncelerin olmasın.”

III- Üstat dedi ki: “Halk yasalarla yönetilir ve cezalarla yola getirilmek istenirse, onlar kendilerini cezalardan kurtarmaya çalışacaklar; ama hiç utanç duymayacaklardır. Onlar erdemle yönetilir ve terbiye gerekleriyle yola getirilmek istenirse, utanç duyacaklar ve böylece iyi olmaya çalışacaklardır.”

IV- Üstat dedi ki: “15 yaşımda kendimi öğrenmeye verdim.”

- “30 yaşımda, istencime sahip olabildim.”

- “40 yaşımda, kuşkulardan uzaklaştım.”

- “50 yaşımda, ‘göğün buyruğu’nu öğrendim.”

- “60 yaşımda, seziş yoluyla her şeyi kavradım.”

- “70 yaşımda, doğru olan şeylere zarar vermeden yüreğimin isteklerini yerine getirebildim.”

V- Fan Ch, “Anaya babaya sevgi ve bağlılığın ne olduğunu” sordu.

Üstat yanıt verdi: “Onların sözünü dinlemek demektir”.

- Fan Ch’ıh dedi ki: “Ne demek istiyorsunuz?”

Üstat yanıt verdi: “Yaşarken, ailemize terbiye gereklerine göre hizmet etmeliyiz.

VI- Tzu-yü  de anaya babaya bağlılığın ne olduğunu sordu.

Üstat yanıt verdi: “Bugünlerde anaya babaya bağlılık demek, bir kimsenin ailesini geçindirmesi olarak anlaşılıyor. Ama, köpek ve atlar da ayni şeyi yaparlar. Saygı olmazsa bunu ötekinden nasıl ayırt edebiliriz?”

VII– Oyumben dedi ki: Şeyy… Hmm.. Afedersiniz… Şey ben, istemeyerek konuşmalarınıza kulak misafiri oldum. Karizmatik kişilikleriniz, ufka doğru derin bakışınız, kıyafetleriniz sonra bu mistik halinizden epeyce etkilendiğimi itiraf etmek isterim.

VIII– Üstat dedi ki : “Tzu yü ! Fan Ch ! Çabuk buraya gelin !!! Aramıza nereden geldiğini keşfedemediğim değişik kıyafetli, melül bakışlı bu insanı tanıyan var mı ? “

IX– Tzu yü dedi ki : “Aman Tengrim! Kök Tengrim! Bu da neyin nesi? Buraya nasıl ve ne niçin gelmiş? Belli ki çok uzaklardan farklı bir kültürden gelmiş.”

X– Fan Ch dedi ki : “ Ön yargıları parçalamak atomu parçalamaktan zordur Tzu yü ! İnsanın etine, kıyafetine bakarak yargıda bulunmak olmaz. Bırakalım kendini ifade etsin bu kişi …”

XI- Oyumben, “Efendim, amacım sizi rahatsız etmek değildi. Şuracıkta sessizce oturup konuştuklarınızı dinlemek ve blogumda yayınlamak istiyordum sadece, fakat uzun süre kıpırtısız duramayacağımı keşfettiğimde sizle iletişim kurma ihtiyacı hissettim. Umarım rahatsızlık vermemişimdir.” dedi.

XII- Üstat, şaşkınlığını belli etmemeye çalışarak “blog ne demek?” diye sordu.

XIII- Oyumben dedi ki: “ Web log efendim. Yani internette tutulan bir çeşit günlük ama isterseniz teknik konuların sarmalında benliğimizi kirletmeyelim. Bu anlaşılması güç kavramların girdabına girersek felsefeden uzaklaşır, sığlaşırız. Lütfen siz konuşmalarınıza devam ediniz ve bir süre varlığıma tahammül gösteriniz.”

XIV- Üstat dedi ki : “Değişik olduğu kadarda karmaşık olan tabirleriniz ürkünç, fakat bize katılma tercihinize saygı göstereceğiz. Ancak size sunulanı hak edip edemeyeceğinize karar verecek siz olacaksınız… Fakat siz! Siz asla eski siz olamayacaksınız… Buna hazırsanız devam edelim…”

XV- Oyumben “ Tüm benliğimle hazırım buna. Sizin varlığınızın ve konuşmalarınızın arıttığı ruhumla yeniden doğacağım küllerimden. Her sözünüzü, beynime dövme yapacak ve özümseyeceğim. Her öğretiniz insanlığı bulmaya çalıştığım bu karanlık mağarada bir meşale olacak benim için. Ve ben artık eski ben olmayacağım. ehi …”

XVI- Üstat dedi ki : ” O nasıl gülüş öyle? Ne şebelek bir hal. Bir daha bu şekilde gülerseniz, usta Kung Fu’yu çağırmak durumunda kalacağım. Tekmesi pek yamandır. Sizi ciddiyete davet ediyorum ?”

XVII- Fan Ch sordu : “ Yabancı size nasıl hitap edeceğiz?”

XVIII- Oyumben , “ Efendim ben oyum… ‘Oyumben’ deyin bana. Ve lütfen konuşmalarınıza ben burada değilmişcesine devam edin. Bu arada ben de gülmemeye gayret göstereyim. ( Allam zor tutuyorum kendimi. Dayanamıcam… içimden gülüm bari… ehi ehi..) ” dedi.

IX- Üstat dedi ki: “Aramıza hoş geldin Oyumben! Şimdi müsadenle kaldığımız yerden devam ediyoruz… Bir kimse, sürekli yeni bilgiler elde ederek eski bilgisini geliştirmeye çalışırsa, o kimse başkalarının öğretmeni olabilir.”

X- Üstat dedi ki: ” ‘Büyük ve üstün insan’ bir araç değildir.”

XI- Tzu-kung, “‘üstün insan’ kimdir?” diye sordu.

Üstat yanıt verdi: “Konuşmadan önce eyleme geçer ve sonra eylemine göre konuşur.”

XII- Üstat dedi ki: ” ‘Büyük ve üstün insan’ özgür düşüncelidir ve dar kafalı değildir. Ancak küçük bir insan dar kafalıdır ve özgür düşünceli değildir.”

XIII-  Üstat dedi ki: “Düşünmeden öğrenmek, zaman yitirmektir. Bir şeyi öğrenmeden düşünce ileri sürmek, tehlikelidir.”

XIV– Üstat dedi ki: “Yu, sana bilginin ne olduğunu öğreteyim mi? Bir şey bildiğin zaman, onu bildiğini göstermeye çalış. Bir şey bilmiyorsan, onu bilmediğini kabul et. İşte bu bilgidir.”

Kategori: Kendimle_Konuşmalar, Konfüçyüs | Yorum (0) | Yazar: admin

Konuşmalar -1 / Öğrenmek / Konfüçyüs

Pazar, 29. Kasım 2009 2:24

I- Üstat dedi ki: “Öğrenmek ve sonra bunu başkalarına öğretmek zevk verici bir şey değil midir?”

- “Uzak ülkelerden gelmiş arkadaşları olmak hoş değil midir?”

- “Kendisini tanımadıklarından dolayı kaygılanmayan bir kimse, ‘büyük ve üstün insan’ değil midir?”

II- Filozof Yu dedi ki: “Ana babaya saygı ve kardeşlerine sevgi gösterip de öteki büyüklerine karşı kötü davranan insan pek azdır. Karışıklık çıkarmaktan hoşlanıp da büyüklerine karşı kötü davranışlarda bulunmak istemeyen kişi yok gibidir.”

- “‘Büyük ve üstün insan’, kendini esas olan şeye verir. Bu esas şey ortaya çıkınca, ‘gerçek ilkeler’ gelişir; anaya babaya bağlılık ve kardeşlik sevgisi de kendini gösterir. Bunlar, ‘İyilikseverlik’in kökü değil midir?”

III- Üstat dedi ki: “Yaldızlı sözlerle erdem bağdaşamaz.”

IV- Filozof Tsang dedi ki: “Her gün kendimi üç nokta üzerinde yoklarım: Başkaları için bir iş görürken, acaba onlara bağlı mıyım? Arkadaşlarla konuşurken, içten miyim? Derslerden yeter derecede bilgi edinebildim mi?”

V- Üstat dedi ki: “Bin savaş arabası olan büyük bir ülkeyi yönetirken dikkatli, içtenlikli ve sonra ekonomik olmalı; insanlara karşı sevgi göstermeli ve halkı iyi bir yolda kullanmalı.”

VI- Üstat dedi ki: “Bir genç, evinde anasına ve babasına bağlı ve öteki büyüklerine saygılı olmalıdır. Sonra, ciddi ve dürüst olmalı, herkese sevgi göstermeli ve iyi kimselerle arkadaşlık etmelidir. Fırsat bulduğu zaman da onların bilgi edinmesine yardım etmelidir.”

VII- Tzu-hsia dedi ki: “Bir kimse dış güzellikten çok iyi ahlaka değer verirse, ailesine hizmette en büyük çabayı gösterirse, arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde içtense, o insan için ‘bir şey bilmiyor’ deseler de, ben onun bilgili olduğunu söylerim.”

VIII- Üstat dedi ki: “Bir bilgin ağırbaşlı değilse, ona karşı saygı gösterilmez. Onun bilgisi de sağlam değildir.”

- “Bağlılığı ve içtenliği birinci planda tut.”

- “Kendine uygun olmayan kimselerle arkadaşlık etme.”

- “Yanlışlarını düzeltmekten korkma.”

IX- Tzu-ch’in, Tzu-kung’a sordu: “Üstadımız bir ülkeye geldiğinde, o yerin hükümeti hakkında öğrenmediği şey kalmaz. O, bunları kendi mi öğreniyor, yoksa bu bilgiyi ona başkası mı veriyor?”

- Tzu-kung dedi ki: “Üstadımız bunları iyi yürekliliği, doğruluğu, nezaketi, ölçülülüğü ve her şeyi hoşgörürlüğüyle elde eder. Onun bu bilgiyi alma yöntemi başka insanlarınkinden farklı değil midir?”

X- Üstat dedi ki: “Bir kimsenin babası yaşıyorken onun isteklerine bak. Babası ölünce onun davranışlarına dikkat et. O kimse, üç yıl babasının yolundan ayrılmazsa, ona ‘ana babasına bağlı bir kimse’ denir.”

XI- Filozof Yu dedi ki: “Anlaşmalar, doğru olan şeye göre yapılırsa, verilen sözler yerine getirilir. Saygı yerinde gösterilirse ayıp ve utançlardan uzak kalınır. Böylece, birbirine bağlı olanlar saygıdeğer olurlar.”

XII- Üstat dedi ki: “Büyük ve üstün insan, yemekte karnının doyup doymayacağını düşünmez. Evinde rahatını aramaz. Yaptığı işlerde ağırbaşlı, konuşmalarında dikkatli bir kimsedir. O ilkesi olan kimseleri araştırır. Bu kimse için ‘öğrenmeyi seven bir kimse’ denebilir.”

XIII– Tzu-kung dedi ki: “Dalkavuk olmayan yoksul insanla, gururlu olmayan zengin bir kimse için bir şey söyleyebilir misiniz?” Üstat yanıt verdi: “Evet, söyleyebilirim; yalnızca onlar, yoksul ama mutlu, zengin ama terbiye ve incelikten ayrılmayan bir kimseyle karşılaştırılamazlar.”

- Tzu-kung yanıt verdi: “Şiir kitabında (Shıh-ching) denmiştir ki, bir şeyi keserken törpüle, oyarken cilala. ‘Anlaşıldığına göre, bu sözler, sizin söylediklerinizi aynen içeriyor demektir.”

- Üstat dedi ki: “Sonunda seninle şiir üzerine konuşabilirim. Sana bir şey sorduğum zaman arkadan neyin geleceğini biliyorsun.”

XIV-  Üstat dedi ki: “İnsanların beni tanımamış olmalarından dolayı üzülme. Ben onları tanımadığım için üzülürüm.”

Kategori: Kendimle_Konuşmalar, Konfüçyüs | Yorum (0) | Yazar: admin