19 Mayıs…

“1919 senesi, Mayısın 19’uncu günü Samsun’a çıktım.” cümlesiyle başlar Nutuk.

Nolur okuyun!..

Geçmişimizle bağlarımızı koparıp bizleri köle yapmak isteyenlerin önündeki en büyük kalkandır bu belge.

Yakın tarihin özeti gibidir.

Ve bazen tarih kitaplarından daha çarpıcıdır günlük gazetelerin manşetleri.

Kitaplar süreçlerden bahseder. Oysa gazeteler o güne ait anlık haberleri aktarırlar.

Geçmiş gazetelerin sayfalarında, Türk Milleti’nin hangi inanılmaz şartlarda bağımsızlığına kavuştuğunu hatırlarsak, bize hediye edilen bu bağımsızlığı muhafaza etme azmimiz olacaktır…

Kâzım Paşa’nın dediği gibi:

“Bir çınar için toprak altındaki kökleri ne ise -ve bu kökler kurudukça çınar nasıl kurumaya başlarsa- bir millet için de tarih odur. Tarihini bilen millet, kökü sağlam çınar gibidir. Zamanla eski âdet ve anânesini, yaşayış tarzını unutan, tarihini bilmeyen, ecdâdının neler yapmış olduğundan haberi olmayan bir millet, kendini ayakta tutan köklerinden birkaçını kurutmuş demektir. Tarih okuyarak onu sulamak lâzımdır.”

1919 yılına ait gazeteleri okumak için aşağıdaki linkleri tıklayınız:

1919 Yılına Ait Gazete 1

1919 Yılına Ait Gazete 2

Bunları da okumak isteyebilirsiniz:

Bilgi Paylaştıkca Çogalır...

7 Cevaplar Kime:“19 Mayıs…”

  1. Anjelika7 says:

    “O büyük insanı minnetle anıyorum…”

    Ben de… :sorry

    **********************************

    “Gazi, Dikmen sırtlarında dinleniyor. 12 Şubat 1921.”

    “Gözlerimin hizasına asılmış fotoğrafın altında böyle yazıyordu: Gazi dinleniyor… Ama dinlenmiyordu. Atatürk’ün yüzlerce fotoğrafını görmüştüm. Bu fotoğrafta, dinlenen bir adam yoktu. Böyle bir adam görmüyordum. Ben bu fotoğrafta, bizden bıktığı için gözlerini kapatan birini görüyordum. Hepimizden, her şeyden bıktığı için bize bakmaktan vazgeçmiş birini görüyordum. Kurtarmak istediği insanların gerçekte bir sahtekarlar sürüsü olduğunu, onca çabasının hiçbir şeye değmeyeceğini düşünen bir adam görüyordum. Her şeyi bırakmak, her şeyden vazgeçmek, her şeyi siktir etmek isteyen bir adam. Hatta belki de hayatında ilk kez ölmeyi düşünen bir adam. Ölüp yok olmayı, kara karışmayı. Ölerek donmayı ya da donarak ölmeyi bekleyen bir adam görüyordum. Fark etmez, diye düşünen bir adam. Hiç fark etmez. Tek bir insan sesi daha duymak istemeyen, tek bir insan yüzüne daha katlanacak gücü olmayan bir adam. Bu yüzden kapalıydı gözleri. Üşüdüğünden değil, duymamak için örtmüştü kulaklarını. Evet, kesinlikle böyle olmalıydı. Gözlerimi ve kulaklarımı kapadım, diyordu. Artık istediğiniz kadar ihanet edebilirsiniz…” / ZİYAN – Hakan GÜNDAY

  2. akonmusips says:

    uğur mumcu okuduğum bir kitabında tarih(özellikle de kurtuluş mücadelesi tarihine) gereken önemin verilmediğinden yakınır. Türkiye’nin aksine batı ülkelerinde tarihin başat bir ders olduğunu anlatır.ama Türkiye de tarih dersinin, müfredatının kasıtlı olarak yanlışlarla doldurulduğunu ve öğrenciyi ezbere dayalı ,belli bir kronolojik akışı olmadan, kopuk kopuk anlatıldığını söyler,tarih dersinde okutulanların bir bütün olarak değerlendirildiğinde tarihi gerçeklerle bir alakası olmayan , gerçekçi ve sağlıklı bir sebep sonuç ilişkisi kurulmadan anlatılan bir dersten bahseder.ülkemizde kasıtlı olarak tarih öğretilmez çünkü tarihini bilen bir insan asla kandırılamaz.ATATÜRK’e gelince, Mustafa Kemal Atatürk’ün eski fotoğraflarına baktığımda inanılmaz derecede halk desteğine sahip bir lider olduğunu görüyorum.fotoğraflarda hiç zorlama yok herkes onun yanında, ona bakanlar sanki büyülenmiş gibi ,kurtarıcımız ne söyleyecek diye ağzından çıkacak kelimeleri hayranlıkla bekliyorlar.böyle herkes tarafından sevilmek ve sayılmak her lidere nasip olmaz.o gerçekten bir liderden ,vatanseverden veya devlet adamından daha fazlasıydı.ölçülülüğü ve strateji yeteneği inanılmaz.birçok yetenğe aynı anda sahip ama O’nu diğer liderlerden ayıran daha önemli özellikleri var onu farklı bir lider kılan nitelikler bence şu özellikleridir: “insancıllık, gerçekçilik, mertlik ve cesaret”tir ve bu özelliklerinden asla taviz vermemiştir.asla ilkelerini çiğnememiştir.değişime açık ama ilkelerine de sadıktı.kimileri değişim dendiğinde bunu ilkelerini bir kenara atıp yeni modaya uymak sanıyorlar.ne kadar da yanılıyorlar…

    *********************************************************************

    “Cengiz Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” adlı yapıtında anlattığı bir efsane vardır: Mankurt Efsanesi.

    Juan-Juan adlı barbar bir toplum, tutsak ettiği kişileri nitelikli (!) köleler haline getirmek için onların belleklerini silermiş. Bunu şöyle yaparlarmış:

    Önce tutsağın başını kazır, saçlarını tek tek kökünden çıkarırlarmış. Bu arada bir deveyi keser derisinin en kalın yeri olan boynundaki deriyi tutsağın kanlar içindeki kazınmış başına sımsıkı sararlarmış. Kuruyup büzülen deri kafayı mengene gibi sıkıp, dayanılmaz acılar verirmiş. Bir yandan da kazınan saçlar büyüyüp dışarı çıkamayınca başına batarmış. Tutsak başını yerlere vurmasın diye bir kütüğe bağlanır, yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye elleri ayakları bağlı olarak ıssız bir yerde dört beş gün aç susuz bırakılırmış. Beşinci günün sonunda tutsakların çoğu ölürmüş. Kalanlar ise belleklerini yitirirmiş. Tutsak zamanla kendine gelir yiyip içerek gücünü toparlarmış. Ama o artık bir insan değil, ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan “ankurt” olurmuş. Bir ankurt kim olduğunu, hangi soydan geldiğini, anasını, babasını ve çocukluğunu bilmezmiş. İnsan olduğunun bile farkında değilmiş. Bilinci, benliği olmadığı için, efendisine büyük avantaj sağlarmış. Ağzı var, dili yok, itaatli bir hayvandan farksız, kaçmayı dahi düşünmeyen, hiçbir tehlike arz etmeyen bir köle. Onun için önemli olan tek şey efendisinin emirlerini yerine getirmekmiş.

    Mankurtlaşmak, ulusal kimlikten uzaklaşma, topluma ve kültüre yabancılaşma, zihnin yeniden inşası yoluyla bilinçsizleşme, egemen güçlere ve süper devletlere yaranmayı içeren sosyo-kültürel bir kavramdır.

    Zihni yeniden kurgulanarak mankurtlaştırılan kişi, düşmanını “efendi” kabul ederek kendi halkına ve değerlerine karşı savaşan bir köledir. Okumuşlar kolay mankurtlaştırılabilirken halk aynı kolaylıkla ve kısa zamanda mankurtlaştırılamaz. Kültür kodları halkı kendi değerleriyle ayakta tutarken, aydın ya da yöneticiler gerek arayış içinde olmaları, yeni değerlere kontrolsüz biçimde açık olmaları ve bireysel çıkarlarını toplumsal çıkarların önünde tutmaları onları mankurtlaştırma sürecine sokar ya da bu süreci hızlandırır.

    İşte, toplumumuzda olup bitenleri bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Bugün Türk toplumu mankurtlaştırılıyor. Ulusal kimliği, kişiliği, onuru dejenere ediliyor, aşağılanıyor. Geçmişimiz ve kim olduğumuz bize unutturuluyor. Azar azar, alıştıra alıştıra, şiddeti zamana yayıp yüngülleştirerek mankurtlaştırılıyoruz. Uygarlıkların beşiği olmuş bu ülkenin insanları mankurtlaştırılıyor! Topluma “geçmişi unut, kim olduğunu unut, geleceği düşünme, anı yaşa” düşüncesi genel geçer yapılarak mankurtlaştırılıyor. Başta artık bizim olmaktan çıkmış ulusal (?) kitle iletişim araçları olmak üzere her türlü araç bu amaçla kullanılıyor. Bir daha kendimizi toparlayamayacak biçimde zihnimiz yeniden inşa ediliyor! Böylece ulusal refleksimiz ve direncimiz kırılıyor.” (Yrd. Doç. Dr. İkram ÇINAR)

    Mankurtlaştırılma ya da mankurtlaşma kavramında vurgulamak istediğim şey; geçmişimizle alakamızın kesilerek, nitelikli köleler haline getirilmek istenilişimizdi.
    Geçmişiyle bağlantısı kesilen bir varlık, ne olduğu konusunda tereddütler yaşayacak ve dışardan empoze edilen baskılara karşı koyamaz hale gelecektir.
    Biz geçmişimizde yaşadığımız deneyimlerin ürünüyüz.
    Biz geçmişimiziz…
    Bizi biz yapan değerleri algılayamaz hale gelirsek, anı yaşamak bir ilüzyon olur.
    Bu şekilde anı yaşayamaz ancak geçirebiliriz.
    Diğer yandan geçmişimizi idrak etmemiz, benliğimizi duyumsamamız, anı yaşamamıza engel olmaz aksine anı bilinçle idrak etmemizi sağlar.
    Her kimlik bizim öz kimliğimizin önüne geçerek ”gercekten” kim olduğumuzu unutturur demişsin.
    Peki neden öz kimliğimizi kimliğimiz olarak kullanmıyoruz?
    Bizi biz yapan değerlerden kastettiğim zaten bu.
    Kendimiz olmak, ne olduğumuzun farkına varmak.
    Etnik kökenli bir milliyetcilikle, primitif bir aidiyet duygusunun esirleri olmak değil ifade etmek istediğim.
    Özümüze inmeyi başarırsak; evrensel değerler şemsiyesinde, Lazı, Çerkezi, Kürdü, Ermenisi, Rumu, Türkü vs.. hepsinin bu coğrafya da aynı kaderi paylaştığı aynı hasletleri yaşadığı gerçeğiyle karşılacağız.
    Hepimizin kardeş olduğunu anlayacağız eğer geçmişimizi hatırlarsak.
    Bu gerçeği keşfedebilirsek birini birine kırdırtamayacaklar .
    Bu coğrafyada yaşayan insanlar hep kendi sonlarını kendisi yaratmıştır.
    Bu gerçeği iyi analiz etmeliyiz artık.
    Geçmişle bağlantımız koparsa gelecekte yok olur…

    Hepimizin kimliğinin yanyana koyduğumuzda bu kültür oluyor.
    Ve bu mozaiğin ahenkli dansı içinde mutluluk ve bollukla anı doyasıya yaşamak imkanı henüz varken yaşayalım.

    İşte bu yüzden mankurtlaşmamalıyız.
    Juan-Juan kabilesindekiler mankurtaştırdıklarını test etmek için onların annelerini öldürmelerini isterlermiş.
    Belleği silinmiş köle mankurt, gözünü kırpmadan öldürürmüş annesini.
    İşte o anne vatanımız…
    Annemizi öldürtecekler bize….
    UYANMALIYIZ henüz vakit varken.

    Bi de bakınız: http://www.benoyum.com/?p=386 ve http://www.benoyum.com/?p=384

  3. akonmusips says:

    mankurtlaşmayı çok önceleri okumuştum.ya sizin sitenizden ya da başka bir siteden tam olarak hatırlayamıyorum.ama siz tekrar bahsedince aklıma geldi.içkiye gelince öteden beri içkiye töleransım pek yotur.genelde bi kadeh içkide anında domates gibi olurum.sigarayı da bırakalı yaklaşık 8 ay oluyor.içki yok sigara yok . o zaman neden yaşayayım ki?:((

    ****************************************

    Aman Tengrim. Fotosentez bu. :))

  4. yasemin nehir ceylan says:

    19 Mayıs Atatürk’ü Anma, GençLik ve Spor Bayramımız KutLu OLsun.

    *******************************

    Umarım her sene aynı coşkuyla kutlayabiliriz… Umarım…

  5. İlginç; okumuşlar halkın diğer kesimlerine göre daha kolay mankurtlaştırılabilir diyorsun. Arayış içinde oldukları ve yeni değerlere kontrolsüz biçimde açık oldukları için… Oysa okumamış kesimin daha kolay mankurtlaştırılabileceği akla daha yakın geliyor. Töre cinayetleri örneğin. Gencin eline ver silahı, “Al bunu git ablanı vur, namusumuzu temizle” de, hiç düşünmeden “efendi”sinin emrini yerine getiriyor, değil mi?

    *******************************************

    Nitelikli köleler olma yolunda hızla ilerliyoruz.. Öğk.

  6. Öğk hakikaten:))

    *******************************************

    Gene de ümit olmalı. Olsun.

  7. Ulu onder’i saygi ile aniyoruz. Genclik ve spor bayrami kutlu olsun

    ************************************

    Her 19 Mayıs’ta aynı duygular olsun.

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[+] kaskus emoticons nartzco

İfade eklemek için tıklayınız.

SmileBig SmileGrinLaughFrownBig FrownCryNeutralWinkKissRazzChicCoolAngryReally AngryConfusedQuestionThinkingPainShockYesNoLOLSillyBeautyLashesCuteShyBlushKissedIn LoveDroolGiggleSnickerHeh!SmirkWiltWeepIDKStruggleSide FrownDazedHypnotizedSweatEek!Roll EyesSarcasmDisdainSmugMoney MouthFoot in MouthShut MouthQuietShameBeat UpMeanEvil GrinGrit TeethShoutPissed OffReally PissedMad RazzDrunken RazzSickYawnSleepyDanceClapJumpHandshakeHigh FiveHug LeftHug RightKiss BlowKissingByeGo AwayCall MeOn the PhoneSecretMeetingWavingStopTime OutTalk to the HandLoserLyingDOH!Fingers CrossedWaitingSuspenseTremblePrayWorshipStarvingEatVictoryCurseAlienAngelClownCowboyCyclopsDevilDoctorFemale FighterMale FighterMohawkMusicNerdPartyPirateSkywalkerSnowmanSoldierVampireZombie KillerGhostSkeletonBunnyCatCat 2ChickChickenChicken 2CowCow 2DogDog 2DuckGoatHippoKoalaLionMonkeyMonkey 2MousePandaPigPig 2SheepSheep 2ReindeerSnailTigerTurtleBeerDrinkLiquorCoffeeCakePizzaWatermelonBowlPlateCanFemaleMaleHeartBroken HeartRoseDead RosePeaceYin YangUS FlagMoonStarSunCloudyRainThunderUmbrellaRainbowMusic NoteAirplaneCarIslandAnnouncebrbMailCellPhoneCameraFilmTVClockLampSearchCoinsComputerConsolePresentSoccerCloverPumpkinBombHammerKnifeHandcuffsPillPoopCigarette