Neden Moodle?

Moodle bir web uygulamasıdır. Basitçe ifade etmek gerekirse sunumcuda çalışır ve her bilgisayarda yer alan bir web tarayıcı ( Internet Explorer, Firefox vs.) ile internet veya intranet vasıtasıyla bu sunumcuya ulaşmak suretiyle kullanılır. Bilgisayarınız ve internet bağlantınız varsa ilaveten bir maliyet gerektirmez ve kullanımı internetle bir miktar ilişkiniz varsa sizi zorlamayacaktır. Bence en güzel özelliği aynı eğitim içeriğine dünyanın neresinde olursanız olun internet bağlantınız aracılığı ile ulaşabilmenizdir. Diğer bir bakış açısıyla aslında bu eğitimde fırsat eşitliği olarak da değerlendirilebilir. Ülkemizde yaygınlaşması söz konusu olursa bir elden hazırlanmış kaliteli müfredat ve eğitim içeriklerinden ülkenin en ücra köşesinde yer alan öğrencilerin bile yararlanması sağlanabilecektir.

Aslında son zamanlarda gelişme gösteren ağ protokolleri ve bu protokollerin uluslararası boyutlara ulaşması uzaktan eğitim uygulamalarına yeni bir uygulama alanı meydana getirmiştir. Bu kapsamda; uzaktan eğitimin hızla gelişmesi, bazı yeni teknolojilerin ve yazılımların kullanımını gündeme getirmektedir.

Örgün eğitim sisteminin en belirgin özelliği eğitmen ve öğrencinin yüz yüze iletişim kurmasıdır. Bu tip eğitim genel olarak öğrencilerin değişik zeka ve öğrenme yetenekleri yerine grubun genel seviyesine göre düzenlenmektedir. Ancak ideal olan her öğrencinin kişisel özellikleri dikkate alınarak hazırlanmış ders içerikli eğitim sistemidir. Örgün eğitim anlayışı ile gerçekleştirilmesi çok zor olan bu sistem, uzaktan eğitim ve kapsamlı eğitim yönetim sistemleri sayesinde hayata geçirilmeye başlanmıştır. Örgün eğitime göre yapılan yatırım maliyetini karşılayacak sayıda öğrencinin olması durumunda uzaktan eğitim, diğer eğitim sistemleri arasında en ucuz olanıdır. Ancak yüzyüze eğitimin sağlayacağı avantajları göz ardı etmek tek taraflı bir bakış açısı olacaktır. Aslında yüzyüze eğitimin uzaktan eğitimle destekleneceği hibrit yapılar günümüz eğitim ihtiyaçlarını karşılamak açısından profesyonel bir çözüm gibi gözükmektedir. Bunun yanı sıra ders esnasında çekingen kalan öğrencilerin online eğitim safhasında daha fazla katılımcı oldukları tespit edilmiş bir gerçektir. Teknoloji ile iç içe bir yaşam tarzını benimsemiş genç öğrencilerin online eğitim yönetim sistemlerini daha kolay kavrayıp daha çabuk adapte oldukları izlenmektedir.

Tüm bu faydaların yanı sıra Moodle sisteminin, eğitim veren kurumun eğitimde kalite standartlarına ulaşmasını ve bu standartları gelişen teknolojiler çerçevesinde idame ettirmesini kolaylaştıracağı aşikardır.

Bilgi Paylaştıkca Çogalır...

12 Cevaplar Kime:“Neden Moodle?”

  1. Yaşasın, başardım, ilk yorumu ben yazıyorum bu kez!..:)
    Uzaktan eğitim ve örgün eğitimi karşılaştırıyorsak, elbette ilk tercih edilen, yüz yüze örgün eğitim olmalıdır. Ama uzaktan eğitimi de destekliyorum. Hatta, okula giderek yapmaya vaktim olmadığı için, uzaktan eğitim ile yüksek lisans yapmayı bile düşünmüştüm 2 yıl önce. Öyle ki o hevesle bu yaştan sonra ALES sınavlarına bile girdim, kazandım da. Ama koşullar elvermediği için yapamadım. Daha doğrusu benim istediğim branşlarda uzaktan eğitim imkanı yoktu. Bir de çok masraflıydı ki artık kendim için değil yetişmekte olan kızım için masraf yapmayı uygun buluyorum doğal olarak. Koşullar tamamsa, para da varsa neden olmasın? Öte yandan, gerçek hayattaki dersler sırasında çekingen davranan öğrencilerin, online eğitimde ön plana çıkmayı başaracakları doğrudur. Çünkü gerçek hayatta göz önünde iken rahat davranışlar sergilemeyen kişiler, sanal hayatta, görülmemenin de verdiği rahatlıkla, çok daha ön plana çıkabilirler. Ama biraz da kısır döngü oluşturmaz mı bu durum? Online eğitimle daha rahat ettiği için giderek daha fazla sanal hayat bağımlısı olmaz mı acaba? Belki de öyle bir zaman gelir ki gerçek hayata karışmaktan korkar olur, topluluk içinde konuşamaz duruma gelir vs… Bunların çok iyi değerlendirilmesi lazım. Yüz yüze aktif bir eğitimle daha aktif bir kişilik yapısı gelişmez mi sence? Öğrencilerin içlerine kapanmalarını önlemek için Moodle herhangi bir önlem almış mı?.. Aslında hala çok fazla bilgim yok bu uzaktan eğitim konusunda. Biraz daha aydınlatırsan sevinirim…

    ********************************

    “Online eğitimle daha rahat ettiği için giderek daha fazla sanal hayat bağımlısı olmaz mı acaba? Belki de öyle bir zaman gelir ki gerçek hayata karışmaktan korkar olur, topluluk içinde konuşamaz duruma gelir vs… ” görüşün ciddi derecede ele alınması gereken bir konu bence. Ancak yüzyüze eğitimde öğrencilerin kişisel niteliklerinin ön plana çıkartılması için eğitimcilerin var olan eğitim sistemi içerisinde yapabilecekleri çok fazla şey olmadığı da başka bir gerçek. O yüzden karma sistemlerin daha etkin olacağını değerlendirmiştim zaten.
    Bence bir sistemin sadece iyi taraflarından bahsetmek çok hayalci olur. Her sistemin iyi ve kötü tarafları vardır. Mesele; sistemlerin iyi taraflarına odaklanıp, oluşturabilecekleri kötülükleri bertaraf edecek tedbirleri alabilmekte.
    Diğer yandan bahsettiğin durum, eğitim sisteminin bir parçası olarak değerlendirilemeyecek kadar kapsamlı. Toplumsal hayatı da içermekte. Teknolojinin bireye ve toplumsal yaşantıya etkileri her geçen gün artıyor. Bir kaç önceki nesil zamanında anne de, çocuk da cep telefonunu bilmiyordu. Oysa şimdi torun dedenin adapte olmakta zorlandığı gelişimleri benimsemiş, dede ise aval aval bakmakta. ehi.
    Teknoloji son yüzyılda logaritmik olarak gelişerek toplumsal hayatın limitlerini zorluyor. Toplumsal değişiklikleri sindirerek uygulamaya alışmış insanoğlu bu başdöndürücü teknolojik değişimlerin toplumsal hayat üzerinde oluşturacağı etkilere hazırlıksız yakalandı kanımca.
    Geçmiş teoriler can çekişiyor. Ve en zor kısım bu değişimlerin ölçeklendirilebilirliğinin neredeyse imkansız olması.
    Kasedin ne olduğunu bilmeyen bir nesile, ömrü kasetlerden müzik dinleyerek geçen eğitimcinin eğitim vermesi çok zor bence.
    Tüm bunların yanında farkında olmadan makinalara ve sanal dünyaya bağımlı hale geliyoruz.
    Diğer yandan mekanizmalar ve organizmalar arasındaki farkı düşünüyorum.
    Karmaşıklık açısından baktığımızda tek hücreli bir amip, Cray süper bilgisayarından, uzaya fırlatılan roketlere kadar şimdiye kadar tasarlanmış bütün makinalardan daha karmaşıktır.
    İnsanın makinaları kullanma ve tanıma becerisi kendisini keşfetme becerisinden daha ön planda sanırım.
    Makinalara yaklaştıkça birbirimizden uzaklaşıyoruz.
    Onları yarattık ve şimdi kendi zekamızın ürünü olan bu aygıtların kölesi olma yolunda hızla ilerliyoruz.
    Başa çıkmakta zorlandığımız tüm görevleri onlara yükleyip kurtuluyoruz.
    Biz yeteneksizleştikçe onların yetenekleri artıyor.
    Sanal ve gerçek arasındaki çizgi belirsizleşiyor.
    Daha da kötüsü; kendi organik enerjimizle bir şeyler üretme isteğimiz yok olurken bizde makinalara benzemeye başlıyoruz.
    Onların bize hizmet etmesi gerekirken artık biz onlara hizmet ediyoruz.
    Oysa insanlar olarak tatmin olabilmek için organik özelliklerimizi yüceltmemiz gerekmez mi?
    Makinelerin en akıllısı olan bilgisayarların, gezegenimizi istilasını korkuyla izliyorum.
    Üstelik bu izleme faaliyetini bilgisayarlar vasıtası ile yapıyorum ehi.
    Bilgisayarlaşırken, duygusuzlaşıyoruz…
    Artık insan gibi değil makine gibi yaşıyoruz.
    (ekranda kernel panic mesajını görür, kulağından duman çıkar…;)

    Bu arada ilk yorum için teşekkürlerimi iletiyorum.

  2. Anjelika7 says:

    Vay vay vay! Çok iyiymiş gerçekten… Teknolojiye bayılıyorum. Teknoloji konusundaki yenilikleri bizlerle paylaşıp, nazikçe bilgilendirdiğin için de seni kutluyorum… Online eğitimin gerçekten büyük yararı olacağını düşünüyorum. Yaşasın!

    :rate

    ******************************

    Bi gün tüm eğitim sistemi online olacak… Görüp göremeyeceğimizi bilmiyorum.

  3. bu bilgilerden bi haber yaşıyorum…
    yani zeki mürende bizi görecekmi…?

    ************************

    Görme mi? Bize online ders bile verecek ehi.

  4. LİVANELİM says:

    bu kadar donanım ????
    Hiç sandalyenden kalkmıyomusunn allah aşkına..?
    Başka türlü kalkmıycan anlaşılan,hemen bir genel cerrah,uzun zamandır pc başında oturmaktan hasar görmeyesin die bi estetikçi bide sanayiden demir doğramadan bir usta göndereyim hayrıma barim:D

    *******************************

    Faydasız. Sandalyenin kendisiyim ben. ehi. Bi de Multitasking özelliğim var kanımca.
    Bu arada hayatımı anlatan belgeseli izlemek için linki tıkla lütfen : http://www.benoyum.com/?p=953#comments

  5. Herhangi bir konuyu öğrenirken ne kadar fazla duyu organımızı öğrenme sürecinin içerisine katarsak o derece daha fazla akılda kalacağı ve daha rahat öğrenileceği şüphesiz. Buradan yola çıkarak yüzyüze yapılan bir iletişimin ve bu iletişimle gerçekleştirilen eğitimin her zaman için daha faydalı olduğunu düşünmekteyim. Söyler misin, sınıfta herhangi bir tartışmaya katılmamış, topluluk önünde kendini ifade edememiş bir öğrenciyi gelecekte hayat denilen zorlu yarışa nasıl hazırlayacağız? Öğretmeniyle, onun yüz ve mimiklerinden esinlenmeden, arkadaşlarıyla paylaşarak, tartışarak ya da belki dövüşerek öğrenmedikten sonra kuru kuruya uzaktan sanal bir alanda yürütülen bir eğitimin kime ne faydası olacak ki… Kabul etmek gerekir ki ucuz bir yapılanma olabilir ama diğer taraftan o altyapıyı sağlamak da epeyce maliyetli olabilir. Bilgisayar kullanımının yapılan araştırmalara göre büyük şehirlerde yaşayan, belli bir eğitim seviyesinin üzerinde ve daha çok genç nesil (22-30 yaş) tarafından kullanıldığı düşünülünce, kullanımın yaygınlaşması ve bu sisteme adapte olmak da bana çok kolay gelmiyor. Fırsat eşitliği sağlamasını da işte bu noktada eleştiriyorum; çünki gerekli donanımı olmayan öğrenciler için bu pek de eşitlik sağlamıyor. Diğer taraftan olumlu taraflarını ve katkılarını, göz ardı edemeyeceğim pratikleri içinde barındırsa da ben daha çok bu konuda karma bir kullanımdan yanayım. Bu karma kullanım ise klasik eğitim sisteminin içerisine teknolojinin sunduğu imkanları katıştırarak -ama dozunda- mümkün olabilir. Yine son yıllarda özellikle internet kullanımının ve sanal alanlardaki paylaşımların üzerine yapılan araştırmalar gösteriyor ki; insanlar giderek yalnızlaşmaya, yabancılaşmaya ve kendilerine ait olmayan ama o esnada mutlu oldukları kimlikleri yaşamaya başlıyorlar. Bu noktadan da bakarsak, uzaktan eğitimin de bu yabancılaşmaya bir parça da olsa çanak tutacağı kanaatindeyim. Hep şöyle düşünmüşümdür; bir insanın herhangi bir üniversite mezunu olması o kişi hakkında “kültürlü, eğitimli, bilgili” olduğu yargısını desteklemez. İnsan istediği takdirde kendisini pekala güzel donatabilir de bilgiyle. Ama herhangi bir eğitim kurumunun bir parçası olmak, başkaları ile birşeyler paylaşarak, interaktif bir biçimde öğrenmek ve bunu da yaşamsal bir deneyim içerisinde gerçekleştirmek çok farklı. Ben tüm eğitim kurumlarının -malesef ezbere dayalı bir sistemimiz var ve öğrenilenlerin çoğu sonradan unutulabiliyor- eğitimden önce insana bir yaşam deneyimi sunduğunu düşünüyorum. Kendisini ifade etmekte çekinen bir öğrencinin bu sistemde daha kolay kendisini ifade edebileceği düşüncesine ise şöyle karşı çıkmaktayım; kabul, kendisini o anlık sanal alanda güzel ifade edebilir, başarılı olabilir ama eğitim bitip de gerçek dünyaya hoşgeldin dediğinde; örneğin bir iş görüşmesine gittiğinde kendisini nasıl ifade edecek? Henüz o kadar robotlaşmadık, hala yüzyüze iletişim en yaygın iletişim biçimi, bu yüzden sıcak temas içeren iletişimsel uygulamaların kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Seneler boyunca tamamen klasik eğitim ile kendimi eğitmeye, öğrenmeye çabaladım. Şimdi dönüp baktığımda sadece benim algılarımın açık olduğu ve ilgimi çeken konuların hafızamda yer ettiğini görüyorum, gerisi unutulmuş gitmiş. Ama tüm o deneyimin bana gelecekte kişiliğimin yapı taşlarını oluşturmamda çok katkısı olduğunu düşünüyorum. Fen dersinde laboratuarda iletkenlik konusunu işlerken tüm sınıf elele tutuşmuş bir biçimde iken öğretmenimizin bize çok düşük bir voltta elektirik vermesi ve bu şekilde bir öğrenmeyi -yaşayarak, hissederek- nasıl unutabilirim? Seneler önce bir münazara yapılmıştı sınıfta konu çok klasikti; “Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?” Ben o zamanlar çok okuyanın çok bildiğini iddia ediyordum, şimdilerde ise çok gezenin. İçerisinde görmek, dokunmak, duymak belki tatmak var. Okuma eyleminde ise sadece görmek. Bu tıpkı başta da dediğim gibi ne kadar fazla duyu organı işin içine katılırsa öğrenme o kadar güçlü olur önermesine benziyor. Sanallaşma, yabancılaşma, asosyalleşme gibi durumları da göz önüne aldığımızda teknolojinin nimetlerini klasik sistemin içerisine adapta ederek kullanmak ve bu şekilde bir orta yol bulmak daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum.

    ****************************************

    Söylediklerine katılmamak mümkün değil. Online eğitimini, yüzyüze eğitimin bir alternatifi olarak görmek çok zor. Zaten benim de bahsetmek istediğim yüzyüze yapılan örgün eğitimin uzaktan eğitim sistemleri ile desteklenmesinin faydalı olacağı yönündeydi. Eğitimi olduğu gibi sanal bir ortama kaydırmak çok fantastik bir fikir olur. Ancak halihazırda ülkemde verilen eğitimin gerçek mi yoksa sanal mı olduğunu henüz keşfedebilmiş de değilim. 50-60 kişilik sınıflarda çocuklara zorla bi şeyler ezberletmeye, onlara kalıplaşmış ödevler vererek devamlı çoktan seçmeli testler çözmeye zorlayan bir sistemi, zaten yüzyüze yürütemezken uzaktan nasıl uygulayabiliriz ki? ehi.
    Bu arada deneyden bahsettiğinde lisedeki fen hocam aklıma geldi. İşin ilginç tarafı; elektrikle ilgili deneysel çalışmayı bizi el ele tutuşturarak yapmıştı o da. Tek bir fakla. Elinde manyeto vardı ve gözleri parlayarak isterik kahkahalar atıyordu biz titrerken. Her seferinde el ele tutuşan öğrencilerin sayısını artırıp manyetonun gücünü de artırıyordu. İlk el ele tutuşan grup hala elektrikli aletlerden uzak duruyor kanımca. ehi.
    Hiç unutmam bi keresinde aynı hoca hafta sonu bize zorla ders verirken, bi ara uçuk bir konudan bahsetti ve “şimdi düşünün çoşlar (çocuklar), dışarı bakıp anlattığım şeyleri düşünün” dedi. Herkes aval aval dışarı bakıp bu işkencenin ne zaman biteceğini düşünürken şapalakkk diye bir sesle sıçradığımı hiç unutmam. Hoca ön sıra oturan Ahmet isimli bir arkadaşıma usturuplu bir tokat atmış ve ona. “Düşünsene lan, niye düşünmüyorsun” diye bağırıyordu. O gün hayatımda ilk defa düşünmüyor diye dayak yiyen insan görmüştüm. (Bu arada Ahmet’in o gün dimağı kapandı hala düşünemiyor. ehi.) İnsanların düşünüp düşünmediğini tespit etme özelliği olan öğretmenlerimiz olması ne sevindirici (!) Allah’tan ne düşündüğümüzü anlayabilen henüz yok. ehi. Öyle olsaydı şu an mezun olmam olası değildi herhalde.
    Şimdi Pink Floyd dan bir parça dinleyeceğim.
    Eski günlerin hatırına. The wall.
    We don`t need no education.
    egitime ihtiyacimiz yok
    We don`t need no thought control.
    düsünce kontrolüne ihtiyacimiz yok
    No dark sarcasm in the classroom.
    sinifta alay edilmek istemiyoruz
    Teacher, leave those kids alone.
    ögretmen cocuklari yalniz birak
    Hey, Teacher, leave those kids alone!
    hey hocam cocuklari yalniz birak
    All in all it`s just another brick in the wall.
    hepsi sadece duvardaki bir tugladir
    All in all you`re just another brick in the wall.
    hepsi sadece duvardaki bir tuglasin
    We don`t need no education.
    egitime ihtiyacimiz yok
    We don`t need no thought control.
    düsünce kontrolüne ihtiyacimiz yok
    No dark sarcasm in the classroom.
    sinifta alay edilmek istemiyoruz
    Teachers, leave those kids alone.
    ögretmen cocuklari yalniz birak
    Hey, Teacher, leave those kids alone!
    hey hocam cocuklari yalniz birak
    All in all you`re just another brick in the wall.
    hepsi sadece duvardaki bir tuglasin
    All in all you`re just another brick in the wall.
    hepsi sadece duvardaki bir tuglasin

  6. Buradaki eğitimden ilkokulda nasıl oturulur kalkılır ana temalı hayat bilgisi derslerini kastedmediğinizi varsayarak, uzaktan eğitimin insanı “sosyalleştirme” gibi bir kaygısı olmaması gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla inanımaz mantıklı geliyor. Ülke coğrafyasında sırf bina yapmanın ve o binaya ulaşımın zorlukları düşünüldüğünde, veya evden çıkamayan lise mezunu genç kızlar akıllara getirildiğinde, devletlÛm yalnızca bilgisayar ve altyapı maliyetlerine katlanarak bile ülke genelinde eğitim seviyesini yükseltebilir. Ve soru olabilir mi değil, neden olmasın, olmalı. Evinde interneti olan herkes sanal dünyanın google profesörü haline geliyorken ve bu kaynaksız çarpık ve asimetrik bilgiler içinde oluyorken, hiç olmazsa doğru bilgiye ulaşım adına bile büyük bir hareket olabilir Moodle. Az önce genel fikir sahibi oldum kendisi hakkında, teşk.

    ***********************************

    Anlatamak istediğim şeyi güzel bir şekilde özetlemiş yorumun.
    Üstelik SCORM standartlarını da sağlıyor bu sistem.
    Eğitimde içerik kalitesi ve standartlaşma da söz konusu yani. Yaşasın.

  7. düzeltme
    All in all you`re just another brick in the wall.
    hepsi sadece duvardaki bir tuglasin

    yerine, sonuçta/bütünde/hepsinin içinde duvardaki diğer bir tuğlasın

    *************************

    Sonuç tuğla işte. ehi.
    Tuğla yaptılar bizi…
    Neyse ki duvar var.

  8. İnsan sosyalleşmeye öyle tepeden atanmadı ki..
    Bu uygulama sosyalleşmeye karşı bir tehdit bence.. Davranışlarda değişme süreci toplulukla olur, bilgilenme konusu kısaca öğretim temel baz alınırsa tamam ama uygulamaya dönüştürülememiş bilgiyi ben ne yapacağım ki..İnsanın insanla yarışı değil midir eğitim? Doğayı çok şükür yenmeye ramak kaldı teknoloji ile..breh.. breh..
    Şimdi insan da sıra, teknolojinin önünde sırasını bekliyor şahdamarıma gelsin vursun diye, boyunumuzu uzattık bekliyoruz..Bu konuda kimisi çok isterik, kimisi de olanlara şaşkın gözetlemekte..Tamam, uygulamada öğrencileri çağın dışına itilmiş yöntemlerle canından bezdiriyoruz, günün koşulları ile de uyumlu değiliz, cazibe, çekim yapmakta ketumlaştık..Peki dünyada nasıl bu konu, biraz oralarıda gözlemek gerekir. (kopya anlamında değil bu gözlem akılcılık anlamında, bizle uyum sağlayabilecek sentez anlamında….)
    Maşallahımız var yenilik konusunda balıklama atlıyoruz.. Hem de kafa göz yararak, kimin umurunda..
    Bireysel bilinç belki şahlanabilir ama toplumsal bilinç ne olacak..Daha şimdiden öğrencilerde duygu ve düşüncelerini aktarmada derin sorunlar yaşıyor.. Klasik yoruma dayalı bir soru sorulsun, ülkemizdeki öğrencilerin abartmıyorum %80’i tuş olur.. İki üç cümleyi bulmayan sığ ifadeler.. Hımbıl, obez, kişisel becerilerin uygulama bulmadığı yaşamla alakasız yetenekler gelişse ne yazar ki!..
    Şehirleşmeyle, çocukluğun kapalı mekanlarda PC başında geçtiği, doğadan zerre kadar bi haber!! En küçük bir dirençde pes edişler..
    Bu sistemi ön plana çıkartırsak önce vücutlar isyan edecektir, bünyemize uymaz çünki.. Kalp krizlerinin 20’li yaşlara düştüğü günümüz koşullarında herhalde yeni bir doğal seçilimle karşılaşmamızı da gündeme getirecek..
    Yorum yapan arkadaşları okudum hemen hepsi bu uygulamanın tek başına geçerliliğinin olmadığı konusunda hemfikir.. Onların değindiği konuları yeniden yinelemek doğru değil.. Burada öğrenme bana göre usta- çırak ilişkisi ile, yaparak yaşayarak olmalıdır.. Gücümüz varsa buna odaklanmalıyız, enerjimizi bu uygulamalara harcamalıyız, onlinne sistemler işin hilesine kaçmaktır.. Maalesef uygulamadan koptuk (maliyet-yetişmiş insan, malzeme vs. vs.) bu kopukluğa kılıf arama çabaları bu ek yamalar.. Önce yaşama dönmeliyiz, yaşamın kesitlerini, pratiğini sınıflara taşıyabilmeliyiz.. Var mı bu gücümüz?

    *************************************

    Moodle konusunda blogumda yazmış olduğum yazılarda ifade etmek istediğim şey; makineleşerek bilgisayarların kölesi olup, sosyal hayattan kopuk bir eğitim sisteminin yaygınlaşması değildi. Her şeyden önce bilgisayar bir araçtır amaç olamaz.

    Fakat gelişen teknolojileri sosyal varlıklarımızı hiçe saymadan benimseme, mümkünse bu teknolojileri bizim de üretebilimemiz ve hatta bu sayade birey olarak bireysel varlığımızı yücelterek daha verimli bir toplum oluşturabilmemizin imkanı yok mu?

    Bana kalırsa dünya da önde gelen ve diğer devletleri kölesi yapan ülkelerin ortak özellikleri; teknolojiyi üretebiliyor olmalarıdır. Bizler malesef bu teknolojileri sadece olduğu gibi satın alıyor daha ne olduklarını anlayamadan kullanıp hayatımızın bir parçası haline gelmelerine seyirci kalıyoruz. Bu aslında bu teknolojiyi üreten ülkelere ciddi bir bağımlılığı da beraberinde getiriyor.

    Bi gün çıkıp Bill Gates “Dünyayı ben yönetiyorum. Ey siz insanlar bana teba edeceksiniz dese” ilk gün adamın kafayı yediğini düşünürüz. Fakat işin korkunç yanı Bill amca gerçekten cozutsa ve bunu yapmak istese bir kaç hafta sonra adamın haklı olduğunu üzülerek anlayacağımızı düşünüyorum.
    Bundan 10-15 yıl sonra bir ağa bağlı olmadan çalışacak bilgisayarların anlamı olmayacağını öngörüyorum. ( Şimdi bile bu çok anlamlı değil.)
    Yazılarım günü içerse dahi, gelecekten parçalar içermektedir.
    Geleceği yönetemezsek köle olmaya devam edeceğimizi biliyorum.
    Bir tercih yapmamız gerek. Ya gelişen teknolojileri algılayacak ve biz de bu teknolojileri üretebilecek sinerjiler yaratağız, ya da bu teknolojilerin vasıfsız köleleri olmaya devam edeceğiz.
    Bence moodle sisteminin en güzel özelliklerinden biri açık kod uygulaması olması. Yani tüm kodlar halka sunulmuş. Eğer bu teknoloji hakkında yeterli bilginiz varsa sizde bu sisteme katkı yapar onu ihtiyaçlarınız doğrultusunda geliştirebilir her türlü sentezi yaparak uygulama alanında kendinize uygun realize edebilirsiniz. Yeter ki buna inanın, bunu amaç edinin.
    Dünya standartlarında ve kendi dinamiklerimize uygun bir sistem geliştirme imkanımız var.
    Üstelik moodle bu sene çıkmadı. Senelerden beri var. Ve işin garip tarafı onlarca eğitim yönetim sisteminden sadece biri Moodle.
    Ben öğretmen değilim. Fakat bu konuyla ilgileniyorum. Neden öğretmenlerimiz benden daha fazla ilgilenmiyor? (hoş problem bende ehi.)
    Tüm öğretim görevlilerine haykırıyorum: “Şu anda verdiğim eğitim dünya standartlarında mıdır? Daha iyisini nasıl yaparım?” diyenler var mı? ve soruyorum onlara: bu konuda neler yapıyorlar?
    Çok soru var bende bi tane daha sorayım ve cevabını kendim verip de rahatlayayım bari.
    SCORM nedir?
    Hemen cevabını vereyim:
    SCORM, Web tabanlı öğrenme sistemlerinin öğrenim içeriğini alma, paylaşma, tekrar kullanma, arama ve dağıtma gibi olayları standartlaşmış bir yolla gerçekleştirebilmesini sağlayan teknik standartlar kümesidir.
    Amerikan ordusu tarafından, dünyanın farklı yerlerindeki farklı platformlara sahip ordu personelini yetiştirme amacıyla ortaya atılmış bir fikrin sonucudur. Okullar ve Üniversitelerde kullanılmaya başlanması ise henüz yenidir. SCORM’un en önemli getirisi paylaşılabilir öğrenme içeriğini desteklemesidir, bu şekilde aynı öğrenme içeriğinin farklı öğrenme yönetim sistemleri üzerinde, herhangi bir düzenleme gerekmeden kullanılması mümkün olmaktadır. Lanet olsun neden ABD? Bu adamlar uzaydan mı geldiler? İnsan üstü yetenekleri mi var?
    Neden ABD tüm dünyaya hükmediyor? Neden?
    Burda konuyu biraz taşırdık ama aniden oldu. Elimden kaçtı. ehi. Sanırım gaza geldim raydan çıktım. Galiba doluyum biraz . Belki de yönetilmek ruhumu zımparalıyor. Köle olmak istemiyorum. Bunu başarmanın tek yolunun coşkuyla ve inançla çalışmak olduğunu düşünüyorum.
    Bu arada; “Peki dünyada nasıl bu konu, biraz oralarıda gözlemek gerekir. (kopya anlamında değil bu gözlem akılcılık anlamında, bizle uyum sağlayabilecek sentez anlamında….)” demişsiniz.

    Aşağıda Moodle uygulaması ile istatistiki sonuçlar yer almakta

    Number of countries 207
    Courses 3,142,921
    Users 32,180,274
    Teachers 1,216,781
    Enrolments 19,376,653
    Forum posts 48,252,750
    Resources 25,923,225
    Quiz questions 40,560,201

    Moodle özellikle Avrupa ve ABD’de oldukça yaygın ve hızla yayılmaya devam etmektedir.
    Bu arada bize uyum sağlayacak sentezi ancak biz yapabiliriz. Açık kod bir uygulama olduğu için sistemin gerçek sahibinden bahsetmek mantıklı değil. Kodlar açık. Uygulama geliştiriciler bize uygun hale ( bu arada biz kimiz ne değişiklik yapılarak bize uygun hale gelir başka bir tartışma konusu? üstelik bu tartışma bizi felsefeye sürükleyebilir de.) getirilebilir.

    Sonuçta kelebek etkisine inanıyorum. Çok zayıf bir ihtimal ama bu yazıyı okuyan bir eğitmen en azından kavramları öğrenecek, belki o da benim gibi gaza gelip bunu uygulamak isteyecek. Ve onun geliştirdiği bir içeriğe Hakkari’de imkanı olmayan bir genç çocuk ulaşacak. O içeriği okuyup öğrenme fırsatı olduğu için yeni ufuklar açılacak belki o genç için. Evet çok zayıf bir ihtimal ama, belki de öğrendikleri sayesinde ülkeyi, dünyayı etkileyebilecek, insanlığa faydalı bir buluş yapacak.
    İşte o minicik bir belki içindir gayretim.
    Belki de başarırım kim bilir?

  9. İlköğretim okullarında seçmeli ders olarak “Bilişim ve Teknoloji” dersleri veriliyor.Henüz öğretmeni olmayan bu derste sadece etüt yapılıyor.Diğer derslerle ilgili sorular çözülüyor.Ders kitapları ise Milli Eğitim’den numune veriliyor.Az miktarda,uygun olmayan,falan,filan…Bilgisayar sınıflarında bazı masalarda klavye yok,bazısında mause,bazısında monitör…
    Akıllı tahtalardan bahsediliyor.Hatta bazı pilot okullarda eğitime başlanıyor.Kitaplar dijitalleştiriliyor…Bizim bunlardan haberimiz olmadan yüzümüz,gözümüz tebeşir içinde,bir tebeşir daha alabilmek için müdürün gözlerinin içine bakar vaziyette ders işliyoruz…
    Köyde 1952’den beri kızını okutan tek bir vatandaş olmadığı için bari bu sefer okusun birisi diye yırtınıyoruz.Aldığımız cevap”kaderi buymuş!”oluyor.
    Bir yerlerde teknolojinin son nimetlerinden yararlanırken,bir taraf öylece bir haber yaşıyor…
    Öğrenciler kesinlikle yenilikleri istiyorlar.Karanlık katta projeksiyonun duvara yansıttığı bilgileri görebilmek için sus pus oluyorlar…
    Bir tarafta sosyal yaşam ve oyun alanı internet olan çocuklar,diğer tarafta çamaşır suyu kutusuyla futbol oynayan çocuklar…
    Öğretmenlerinin verdikleri performans ödevlerini elime tutuşturan çocuklar var”öğretmenim internetten benim için araştırabilir misin?”diye
    Şu bakımdan sana katılıyorum.İyi ki internetin sağladığı çeşitli eğitim kaynakları var.Bu sayede oluşan eğitim forumlarında kimin hangi çalışmayı yaptığını öğrenebiliyorsun.En azından bana sınıfta uygulamam için bir çok kaynak sağlıyor.
    Dilerim eğitim kalitesi daha iyi seviyeye yükselir…

    **********************************

    Ülkemin gerçekleri bunlar.
    Benim anlamadığım her türlü fırsat olan yerlerde de bahsettiğim teknolojilerin kullanılmıyor olması.

  10. Moodle’yi araştırdım. Biraz bilgi edinmekle birlikte şu anda Türkiye’de Moodle ile neler yapılabileceğini ve teknik olarak tam işlevini kavrayamadığım için bu konuda ahkam kesemeyeceğim.

    **************************

    Tam olarak karşılamasa da biz kısaca uzaktan eğitim diyelim.
    Faydalı bi şey.

  11. Yüzyüze etkileşimin hemen her konuda önemli olduğunu şiddetle savunuyordum. -dum diyorum çünkü sosyal medya görmeden yetişmiş bir neslin insanıyım. Ama oğlum büyüdükçe görüyorumki, yeni nesil bambaşka uyaranlarla donanıyor. Bize uzak belki ama Ege’ye çok yakın ve Ege çok aşina web tabana. İçinde web barındırmayan olgulara çok yabancı ve hatta garipsiyor. Bu nedenle ben de vazgeçtim etkileşimin ille de fiziki ortamlarda olması gerektiğine. Efenim nüfus artıyor, okullar yapıp insanları oralara toplamak gittikçe güçleşiyor. Ve eğitim verecek, bilgisinden faydalanılacak beyin sayısı da görece artıyor tabi. Böyle olunca koskoca bir ağ nasıl atıl bırakılabilir, sadece aforizmaların paylaşıldığı, yer yurt bildirimlerinin yapıldığı bir ortam olarak kullanılır, kullanılırsa yazık olur bittabi. Son söz; beri gel Moodle beri gel… :) Ben eskidim belki ama yeni neslin sana ihtiyacı var Moodle abi…

    *************************************

    Bir gün her şey internet olacak demiş Bill Gates.
    Bence önemli olan insani vasıflarımızı yitirmeden internetin faydalı olabilecek taraflarından mümkün olduğunca yararlanabilmek.

  12. İnsani vasıflar da değişiyor artık üstad… Elden ne gelir bilmem, belki herkes kendi yavrusuna biraz da olsa insani vasıfları öğretse diyorum ama Ege’m başka bir dünya varlığı gibi yetişiyor böyle olunca ve çabuk kırılıyor haliyle… Toplumca anlaşılmak, genelin parçası olmak için özel olmaktan vaz mı geçmeli acaba?

    ****************************

    Henri BERGSON’un dediği gibi: “Bu mekanizma insan ırkının tamamını ele geçirirse ve insanlar kendilerini daha zengin ve daha uyumlu bir çeşitlilik içinde yetiştirmek yerine tekdüzelik tuzağına düşerse dünya neye döner?”
    Bu arada teknoloji geliştikçe birbirimizden uzaklaşıyoruz.
    Teknolojiyi yarattık ve şimdi kendi zekamızın ürünü olan bu obur canavarın kölesi olma yolunda hızla ilerliyoruz.
    Başa çıkmakta zorlandığımız tüm görevleri onlara yükleyip kurtuluyoruz.
    Teknolojik imkanlar artıkça yeteneksizleşiyoruz.
    Sanal ve gerçek arasındaki çizgi belirsizleşiyor.
    Daha da kötüsü; kendi organik enerjimizle bir şeyler üretme isteğimiz yok olurken biz de makinalara benzemeye başlıyoruz.
    Onların bize hizmet etmesi gerekirken artık biz onlara hizmet ediyoruz. Evet her geçen gün araçlar amaç oluyor…
    Oysa insanlar olarak tatmin olabilmek için organik özelliklerimizi yüceltmemiz gerekmez mi?
    Makinelerin en akıllısı olan bilgisayarların, gezegenimizi istilasını korkuyla izliyorum.
    Üstelik bu izleme faaliyetini bilgisayarlar vasıtası ile yapıyorum ehi.
    Bilgisayarlaşırken, duygusuzlaşıyoruz…
    İletişim araçları gelişip çeşitlendikçe, iletişimsizleşiyoruz…
    Bence tüm mesele teknoloji ve insan arasındaki dengeyi kurabilmekte.
    Bu denge oluştuğunda genelin bir parçası olmaktansa, her özelin oluşturduğu bir genel uyum halinde yaşamayı öğrenebileceğimizi sanıyorum.

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[+] kaskus emoticons nartzco

İfade eklemek için tıklayınız.

SmileBig SmileGrinLaughFrownBig FrownCryNeutralWinkKissRazzChicCoolAngryReally AngryConfusedQuestionThinkingPainShockYesNoLOLSillyBeautyLashesCuteShyBlushKissedIn LoveDroolGiggleSnickerHeh!SmirkWiltWeepIDKStruggleSide FrownDazedHypnotizedSweatEek!Roll EyesSarcasmDisdainSmugMoney MouthFoot in MouthShut MouthQuietShameBeat UpMeanEvil GrinGrit TeethShoutPissed OffReally PissedMad RazzDrunken RazzSickYawnSleepyDanceClapJumpHandshakeHigh FiveHug LeftHug RightKiss BlowKissingByeGo AwayCall MeOn the PhoneSecretMeetingWavingStopTime OutTalk to the HandLoserLyingDOH!Fingers CrossedWaitingSuspenseTremblePrayWorshipStarvingEatVictoryCurseAlienAngelClownCowboyCyclopsDevilDoctorFemale FighterMale FighterMohawkMusicNerdPartyPirateSkywalkerSnowmanSoldierVampireZombie KillerGhostSkeletonBunnyCatCat 2ChickChickenChicken 2CowCow 2DogDog 2DuckGoatHippoKoalaLionMonkeyMonkey 2MousePandaPigPig 2SheepSheep 2ReindeerSnailTigerTurtleBeerDrinkLiquorCoffeeCakePizzaWatermelonBowlPlateCanFemaleMaleHeartBroken HeartRoseDead RosePeaceYin YangUS FlagMoonStarSunCloudyRainThunderUmbrellaRainbowMusic NoteAirplaneCarIslandAnnouncebrbMailCellPhoneCameraFilmTVClockLampSearchCoinsComputerConsolePresentSoccerCloverPumpkinBombHammerKnifeHandcuffsPillPoopCigarette