Aşık olunca beyin kimyası değişir mi?
"Blogumu Takip Edebilirsiniz."
Blogda yazı yayınlandıgında mail adresinize bilgi gönderilmesini ister misiniz? Mail adresiniz kesinlikle gizli tutulacak. Harika bir olay bu. :)

Yapılan araştırmalar aşkın beyin kimyasını değiştirdiğini ortaya koyuyor. Londra Üniversitesi Nörobiyoloji profesörlerinden Semir Zeki, fonksiyonel MRI kullanarak yaptığı araştırmada, aşkın kişilerdeki muhakeme yeteneğini kaybettirdiği ve saplantılı kişilik bozukluğuna neden olduğunu ortaya çıkardı. Sanırım aşkın gözü kördür sözü de buradan geliyor.

Hep diyorum bi daha diyeceğim:

Aşk bir hastalıktır. Tedavisi de yoktur. Neyse ki zamanla kendiliğinden iyileşir…

Bunları da okumak isteyebilirsiniz:

Bilgi Paylaştıkca Çogalır...

94 Cevaplar Kime:“Aşık olunca beyin kimyası değişir mi?”

  1. shibumi says:

    dikkatli olup kendimizi bu hastalıktan korumalıyız :rain:

    *************************

    Üstelik aşısı da yok. ehi.

  2. Sen iyileştin mi?:)

    *******************

    Hasta olmadım ki! ehi.

  3. Körün aşkı gözü açık olur mu?

    *******************

    Körün aşkı en hastalıksız olanı kanımca.

  4. Aşk’ın körü ,gözü açığın kurbanı olabilir mi?

    ********************

    Neden olmasın?

  5. Hangisi daha saplantılı dersin?

    ***********************

    Aşkın kendisi bir saplantı sanırım.

  6. Aşk en güzel hastalık hele doğru ilacı kullanıyor iseniz değmen keyfine…

    ***********************

    Evet beyinsel bir rahatsızlık olduğu için afyon etkisi yaratıyor. Hoş bi şey. Ama malesef bilinen bir ilacı yok.

  7. Aşık olmadan birileri ile birlikte olabilenlerin muhakeme yetenekleri yerinde ve saplantılı kişilik bozuklukları yok mu sence?İlişkide akıllı olmak nedir mesela,bir insan diyelim ki olmaması gereken bir ilişki yaşıyor ve bunun yanında olmamasını sağlayan koşullardan kurtulmak için bir çaba sarfetmiyor ise ilişkisini özgürce yaşamasını sağlayacak koşullara ulaşmak için çaba harcamaması mı daha sağlıklı yoksa mutlu olacağı kişi ile yaşayabilmek için gerekli ortamı yaratmak için çaba harcaması mı…Sevgili Oyumben,muhakeme der iken kasıt nedir burada..Detaylı açıklama olması gerekli..Salt aşk’ın zarar verebileceğini düşünmüyorum eğer kişi yanlış davranışlar içerisine giriyor ise bunu tetikleyen başka şeyler de olmalı örneğin zaten bitmiş olan bir evlilik ilişkisi,o güne kadar hissedilmemiş veya hissettirilmemiş duygular,sevgisizlik..Bence birçok kişinin aşık olmadan önce beyin zaten bozuk…

    ********************************

    Vurgulamak istediğim şey; aşık olan bir beynin fonksiyonlarını yitirmesiydi.
    Fakat beyin aşık olmadan önce zaten fonksiyonel olarak çalışmıyorsa aşkın beyin üzerindeki olumsuz etkilerinden söz etmek çok mantıklı olmayacaktır.
    Sağlıklı olan; beynin kendini keşif mücadelesi sonucunda özgürleşebilmesidir.
    Bu savaşların en çetinidir.
    Diğer yandan öğrenilmiş çaresizliklerin demir parmaklıklarına hapsolmuş bir beyinden bunu beklemek çok zor.
    Sonuçta aşk, beynin sağlıklı çalışmasını engeller. Bakış açısına göre bu zararlı veya zararsız görülebilir.
    Beyninin sağlıklı çalışmasını isteyip ömür boyu mutsuzluğa mahkum insanlar olabileceği gibi sağlıksız çalışan ve oldukça mutlu yaşayan insanlar da mevcuttur.
    Ve sanırım haklısın bir çok kişinin aşık olmadan önce beyni zaten yeteri kadar efektif çalışmıyor. ( Belki beyin arızaya geçse daha performanslı çalışabilecek. ehi. )

  8. Sağlıklı insan zaten gider en doğru kişiye aşık olur.

    ****************************

    En sağlıklı insan en doğru kişiye de aşık olsa sonuçta hasta olur.

  9. Aşkından ölüyor diyelim kişi ve zarar gördü.Zarar gördüğünü ya da kandırıldığını anladığı zaman ona zarar vermeye çalışması mı muhakeme yeteneğindeki arıza,ona zarar vermek istememesi midir muhakeme yetersizliği..Hangisini yapsın,kişi çok iyi görünüyor,sağlıklı görünüyor,sevdiğini söylüyor,adam ya da kadın aşık oldu ama sonra biri bitirdi..Bitmek zorunda veya..Şimdi aşık olan aşık olur iken herşey iyi idi..Mutlu idiler,bitti..Kendine kıyması mı,karşısındakine kıyması mı,ikisini de yapmaması mı ..İkisini de yapmayan hangi gruba giriyor?Aşık değil mi?Bir de aşk ile başlayan çabuk bitiyor,sonucu aşk olanlar var yani zaman içerisinde bir bağa,bir aşk’a dönüşenler,bu daha iyi.Aaah ah Nefertiti’m…:)

    ********************************

    Aşık olduktan sonra tarafların kendine veya karşısındakine zarar vermek istemesi hayvani bir refleks bence. Aşktan örselenmiş ve muhakeme yeteneğini kaybetmiş bir beynin çırpınışları olarak algılıyorum bu durumu.
    İkisini de yapmıyorsa beynin aşktan arınması durumu diyoruz biz buna.

  10. İşte bir de Tanrı aşk’ı var…

    *************************

    Tanrı aşkı fizyolojik bir istemden yoksundur.
    Daha çok Tanrı’ya duyulan manevi bir hissin doruk noktasını ifade eder.
    Bu konuda bilimsel bir araştırma yapılıp yapılmadığını bilmediğim için bu durumun bir hastalık olup olmadığını da değerlendiremeyeceğim.

  11. Bu adam fanatikler üzerinde deney yapmış söylim:)

    **************************

    Araştırmanın kısa bir bölümüne yer verdim.
    Araştırmayı yapan vatandaş, normal ve rastgele seçilmiş insan türleri üzerinde deney yapmış. ( Hoş aralarında Türk var mıydı bilmiyorum. Bu bi çok şeyi değiştirebilir. ehi. )

  12. Açlık kapıdan girince aşk bacadan çıkarmış.Bu madde aşkının galibiyeti’mi?Aşk her ikisinin de birlikte olup bu zorlukları yenmesini gerektirmez mi?O zaman aşk der iken kasıt nedir?

    ***************************

    Aşık derken muhakeme yeteneğini kaybetmiş bir beyinden bahsediyoruz.
    Hayatın gerçekleri bazen muhakeme yeteneğimizi geri kazanmamızı hızlandırabilir.
    Bu açlık, zor çevre şartları gibi durumlardan kaynaklanabileceği gibi kişinin durduk yere kendine gelmesiyle de olabilir.

  13. Biliyorum ben senin ne demek istediğini:)

    ************************

    Harika. Ben bile bazen ne demek istediğim konusunda çelişkiler yaşıyorken seni kutluyorum. ehi.

  14. En doğru kişi olunca hastalığın bir önemi olmaz..Sağlıklı olur kıh kıh :)

    *********************

    En doğru kişi aşkın bir hastalık olduğu gerçeğini değiştiremez.

  15. Lafı ağzımdan aldın bende Türkler üzerinde yapmış mı diye soracaktım valla

    ****************************

    Bu araştırmayı yapan profesör Türkler üzerinde bu deneyi yapmaya kalksa kafasında huniyle şu an limon satıyor olurdu kanımca. ehi.

  16. biliyorum bazen çelişkiler yaşadığını:)

    ***********************

    En azından çelişkiler yaşamadığım gibi bir çelişki yaşamıyorum. ehi.

  17. Şimdi iyi sevdiğim bir konudur da demek istediğim şu ki deneyin sağlıklı beyinler üzerinde yapılıp yapılmadığı önemli,sosyal koşullar,medeniyetin şartları yani..Bence böyle basit birşey değil deyişim o…Bunun tümünü okumam gerek falan filan işte…

    ****************************

    Üstelik bu konuda yapılan tek deney bu değil.
    Bi çok deney benzer sonuçlanmış.

    Diğer yandan konu hakkındaki makalenin bilimsel ingilizce olanını link olarak sunuyorum: http://www.journalagent.com/z4/download_fulltext.asp?pdir=tjn&plng=tur&un=TJN-93685

    Gazetede aynı şahla ilgili bahsi geçen araştırma için yazılmış bir metni de aşağıya akıtıyorum:

    Aşkın, beyinde muhakeme yeteneğini çalıştıran bölümü etkisiz hale getirdiği, beyindeki kimyasallardan serotoninin aşıklarda ve saplantılı kişilik bozukluğu olanlarda aynı seviyede olduğu belirlendi.

    KİMYAMIZ DEĞİŞİYOR

    Araştırmaya göre, aşk, beyinde güven, inanç, haz duyma ve ödüllendirme fonksiyonlarını etkinleştiriyor. Aşık olanlarda oksitosin ve vazopressin maddeleri fazla salgılanıyor ve bu da karşıdaki kişiye olan bağlılığı arttırıyor. Tek eşli kadın ya da erkeklerde daha çok oksitoksin salgılanıyor. Aşıkken depomin ve norepinefrin artıyor. Depomin motivasyon artışına, mutluluk, heyecan, uykusuzluk, kalp çarpıntısı ve nefes darlığına neden oluyor. Norepinefrin de heyecan ve enerji düzeyini artırırken, uyku ve iştahı kaçırıyor. Aşk, insan beyninde muhakeme ve yargılama yapan bölümleri de etkisiz hale getiriyor. Aşık olan kişiler, sevdiklerine karşı muhakeme yeteneğini kaybediyor ve “aşıkken tamamen kör oluyor.” Aşk hayatımz boyu devam etmesini istediğiniz bir hastalık” diyen Zeki, Kadınların psikolojik açıdan erkeklere oranla çok güçlü olduğunu belirterek, “Kadınların aşkı daha uzun sürüyor, ancak vazgeçtikten sonra da daha kolay unutuyor” dedi.

    AŞKIN ÖMRÜ 3 YIL MI?

    Sinir hücreleri arasında hedeflere uygun bağlantıları etkileyen uyarı maddelerinden sinir büyüme faktörü de (NGF) aşkın süresini biçiyor. Ellerin terlemesine ve heyecanın yükselmesine de neden olan NGF değeri tutkulu aşkın ilk zamanlarında yükseliyor. Araştırmada insanın doğası itibarıyla bu tutkuyu sürdüremediği ortaya çıkıyor ve arzunun şiddetiyle doğru orantılı artan NGF değeri en fazla 3 yıl sonra azalıyor.

  18. Kendisi ne millet..hunimi ve limonlarımı hazırlim)

    ***********************

    İsminden de anlaşılacağı gibi Türk.
    İşin kötü tarafı; adamın dünyada Türkiye’de olduğundan daha fazla tanınıyor olması.

  19. Anjelika7 says:

    Hah hah hah! Bana sorsaydın, aşık olunca beyin kimyasının değiştiğini söylerdim sana… :))

    *********************************

    Beyin pötürdüyormuş bi de. ehi.

  20. Anladım elimde ilişkiler ile ilgili birçok deney örneği var ,ilginç şaşırtıcı deneyler,üstelik keşke aşık olsalardı felan diyorsun..Yazarım bir gün…Hadi hoş kal..

    *********************

    Okumak isterim.

  21. hasta olmak istiyorum kısaca…

    *************************

    Neyse ki zamanla iyileşebiliyor bünye. oh.

  22. http://www.youtube.com/watch?v=sf6dpiBsnBQ

    al sana huzur deyince bunu getirmek geldi içimden…

    *******************

    Hemen huzurlancam.

  23. Anjelika7 says:

    Aşk dünyanın en güzel hastalığıdır… Sadece çok şanslı insanlar tutulabilir bu hastalığa… Ama ne yazık ki çabuk iyileşiyor. Keşke daha uzun sürseydi.

    ***************************

    Sen böyle deyince aklıma Mevlana’nın bir deyiş geldi:

    Kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde şaşılacak bir şey yoktur, şaşılacak olan odur ki kuzu kurda gönül bağlamış aşık olmuştur.

  24. Anjelika7 says:

    Büyük düşünür kesinlikle doğru demiş… Bir tarif de benden (yemek tarifi gibi oldu ama..) Aşk çılgınca akan bir su gibidir, içine daldın mı kapılıp gidersin, sürükleyip götürür, durduramazsın.

    ***********************

    Kanoyla üzerinde akmalı o zaman.

  25. :bingung:
    yorumsuz

    ********************

    Yorumsuzluğun da kendisi bir yorumdur.
    Bazen bir çok yorumdan daha da açıklayıcı olabilir üstelik.

  26. akheneton says:

    bak işte Anjelika işi çözmüş…Aşk kimin elinde şekilleniyor bir de tekniğin suçu yoktur.Zırt diye kestirilip atılacak basit birşey değil bu..Her kuzu kurda aşık olmuyor aferin o kuzulara işte..Böyle bir aşk üç yılın sonunda çok daha büyük bir bağlılığa dönüşebilir..İmkansız değil bu…Hastalık olabilir daha tehlikeli hastalar var hemde aşık değiller ama ben ne insanlar tanıyorum aşkları ve sevgileri ile caniyi dize getiren vallahi..

    *****************************

    Haklı olabilirsin. Denenebilir…

  27. Anjelika7 says:

    Kanoyu yönetmek mümkündür, ama aşk irade dışı bir olaydır. Dedik ya beyin kimyası değişiyor diye… Düşünmek yok, kendini bırakmanı ister aşk, kapılıp gitmezsen o aşk değildir.

    ****************************

    Hmm. Doğru bir yaklaşım bu. Şelaleden aşağıya atlayasım geldi. Hoş bir düşünce bu.

  28. akheneton says:

    Denerseniz umarım yanılmayacağınız birisi olur.Eğer bir kişi ne istediğini iyi biliyor ise gider o kişiyi bir şekilde bulur,karşısındaki de ona karşılık verebilecek birisi olur.Sadece Tanrı kötüye çattırmasın diyeceğim eğer bir oyuncu ise kandırır bu ayrı konu..Bana bakma ben ruh olduğum içün ruhlar aleminde dolanıyorum benim karıcı aşkım biraz akıl almaz oluyor kimse anlamıyor..Kendinize iyi bakın,kadın erkek bir resmin yarısıdır,doğaya güvenmeli..Birden gözlerimi kapattım canım karıcım insan kendisini parçalıyor yine de vazgeçemiyor…Kadın değil yaratık töbe yarebbim…

    ******************************

    Neyse ki beynim zaten pörtlemiş ehi.

  29. akheneton says:

    Yok anacım bir ayağı yerden kaldırmamalı hıh işte buuu dedinmi salmalı kendini işte…Salana kadar aklı yitirmemeli,tamam yanılmıyorum doğru kişiye hastayım ben deyince yallah aşağı …aşk yağsın alabalıkların üzerine aşk…aşkta kuantum mekaniği çalıştırıyorum..

    *************************

    Aşk fırtınası olsun. Hemen ardından da aşt tsunamisi gelsin.

  30. akheneton says:

    Yani siz yine hasta olun aşık olun ama aşık olduğunuzun farkında da olun ama bir süre hastalık için ilacı kullanmayın..Bu sürede neyin ne olduğunu bir izleyin tamamdır bu kişi ile çok güzel şeyler yaşarım ve de pişman olmam derseniz yallah aşağı demek istediğim..Yani o kadar da aptallaştırmıyor aşk..Kişi görünüşte kriterlere uygundur belki ama bazılarını anladığınızda ruh emilmiş olur..O zamanı baştan tanıyın kendinize..Birçok kişi böyle kandırılıyor !

    *************************

    Sıkıntı burada zaten. Farkındalık tam kapasite ile işleyen beyin için geçerli. Aşık olan beynin farkındalığı tartışılır…

  31. akheneton says:

    Sonradan çekeceğiniz acıyı bir süre baştan çekmeyi dener iseniz yanılma payınız azalır !
    Yoksa bazen bunun mislisini bittikten sonra yaşarsınız kral tavsiyesidir gözardı edilmemelidir…Duyurulur…

    ***************************

    Acı yoksa mutluluk da mı yok?

  32. akheneton says:

    Ama en çok karşılıksız aşklara üzülüyorum,kimi insana ise birden çok kişi kapılıyor işte o zaman feci bir haldir…Çünkü ideal insan tipine kadın ya da erkek vardır inanırım,böyle bir insanı da çok kişi sever,oluyor da..Üzücü elbet..

    ****************************

    Karşılıksız aşk beddua gibi.

  33. akheneton says:

    ideal insan tipine yakın demek istedim yani eksik oldu..

    *************************

    İdeal insan olmak kadar ideal insan bulmak da zor.

  34. Merhaba, ben hep konuyu okur, diğer kardeşlerimizin yazmış oldukları yorumlara bakmadan, önce konuyla ilgili kendi yorumumu yazarım. Daha sonra ki, yazışmalarda diğer kardeşlerimizin yorumlarını da okur, onların görüşlerini de dikkate alarak, ben de bu çorba tasının içine düşerim.

    Aşk, aşık vb. olununca, beynin kimyasının değiştiğine, ben zaten önceden beri inanıyordum. Ben bu konuyu bildiğim için hiç aşık olmadım.

    Gerçekten aşık olan ne görüyor, ne de hissediyor, tüm duyular stop! Gidiyor ateşin içine kendini atıyor ve yakıyor!..

    ********************************

    Tüm renklerin karışımının beyaz olması gibi tüm duyguların karışımı da aşk sanırım.

  35. Can Yücel’in aşka bakışı ise şöyle;

    Bir sergide ortada dolanırken, alımlı bir kadın heyecanla yanına gelir: “Can Bey, tanıştığımıza ne kadar memnun oldum anlatamam. Sizin en büyük hayranınızım. Can Baba sırıtır:
    “Demek öyle, gel yatalım o zaman” Kadın küskün bir ifadeyle bozuk atar: “Aşk olsun Can Bey!!
    Can Baba cevaplar:”Ee o da zamanla olur tabi”

    Bilmem anlatabildim mi?? Beynin kimyasını bozan şeyi Can Baba bence çok güzel özetlemiş.

    ****************************

    Bu dialogda kadın olumcu cevap verseydi Can ne yapardı acaba?
    Eminim can çekişmezdi. ehi.

  36. Aşktan beyin kimyası bozulmuş iki insan arasındaki son ilişkiyi okuyun:

    Seslendi… Başımı çevirdim,
    Sonra sustu…
    Soramadı ve yutkundu.
    Gözlerine baktım, durdu…
    Gözleri “gitme” diyordu.
    “Nereye gidiyorsun?” diye sordu.
    Sesi kulağıma değil, yüreğime düşen bir kordu,
    “Malum yere “ dedim.
    O, bunu biliyordu,
    Gideceğim için korkuyordu,
    Ama bir türlü “gitme” diyemiyordu.
    “Gitme!” demek onun için ne kadar zordu.
    Benim de gitmekten başka çarem yoktu.
    Ve olan oldu…

    Yazan: Recep Altun

    Hiç mantık var mı bu olayda?

    ************************

    Olan olsun.
    Bazen en güzel yol budur…

  37. nesensornebendeym says:

    a-şık-sııın puhahaha

    ********************

    Hö? Fakat nasıl olur?

  38. nesensornebendeym says:

    ayyyh çoo güldüm

    **********************

    Gülmeli coşmalı bünye.

  39. 38 adet yorum yapan görünce… aman allahım ne çok muzdarip var dedim önce… sonra belki itiraz edenler vardır diye düşündüm..
    Ah-ha! meğer ÇET program uygulaması varmış!!!

    İçimdeki kadınların birinde beyin hiç olmadığı için çok şanslı.. hastalanması falan mümkün değil.. diğeri ise doğuştan hasta!!
    Ben mi?… zaman zaman sağlıklı halimin kıymetini anlayabilmek için mikroplarla gönüllü görüşmeler yapmaktayım sevgili oyumben!

    **********************

    Doğuştan kör olanlar sonradan kör olanlara göre daha şanslı bence.
    Çünkü doğuştan körün ne kaybettiğini bilme imkanı yok…
    Bu arada gönüllü görüşme tekniği, aşıyı getirdi aklıma. Kulağa çok mantıklı geliyor.

  40. akheneton says:

    ”Ben hep önce kendi yorumumu yazarım,sonra okurum”..Tebrik ediyorum sizi Recep Bey…bu insanın kendisine pc başında da olsa saygısıdır..İnsan digerlerinin fikirlerini önce okuduğunda sonra kendi fikirlerini yazdığında ister istemez özgünlüğü bozulabilir.Bu sizi binlerden ayırır..Tebrik ediyor,alkışlıyorum..
    Niçin,çünkü sadece yorumları izleyen ve oradan kendisine dedikodu veya yazı üreten röntgenciler her ne kadar farkında olmadığımızı düşünseler bile öylesi farkediliyorlar ki..Bizim gerçek insanlara ihtiyacımız var..

    ****************************

    İnsan kendisini tam anlamıyla ifade etmeye çabasında olmalı bence.
    Yorum yazmadan önce diğer yorumları okusun veya okumasın sonuç değişmemeli.
    Ancak okunanlardan etkilenmemek ve objektif olarak değerlendirme yapabilmek pek de kolay değil.
    Hangi yöntemin daha faydalı ve doğru olduğu ise başka bir tartışma konusu kanımca.

  41. Beni bu seferlik affet desem… Bu konu uzmanlık alanıma girmiyor da:))) Ahkam kesmek istemem.

    ************************

    Bence her insanın bi şekilde yaşadığı bir durum sanki.
    Düşünceleri aktarmak rahatlatıcı bir eylem.
    Düşüncelerimi aktarcam ben. oh.

  42. dövme says:

    Bu beyin beyine bir aşk dövmesi yapmış.Önemli olan da bu dövmeyi beyne yaptırabilmek işte.Dövme beyinde ise beden teferruattır…Resmi inceliyorum da ilginç.

    **********************

    Döve döve pırtladı beyin.

  43. nesensornebendeym says:

    bi marjinallik söz konusu ama kesin şeedemedim :takut

    ********************

    Marjinalliğin doruklarından aşağıya doğru hoyratca koşmalı. Sonra da coşmalı.

  44. kjbnfklönahs says:

    kjbnklafn

    *******************

    Tek sesli harf olduğu için sesimi çıkartamadım.
    Bu bir efekt sanırsam. Ne efekti bilmiyorum.

  45. Güzel tarafı varmış iğnesiz ilaçsız zamanla iğleşmek hehe

    *************************

    Zaten bu güzel tarafı olmasa gezegende insan kalmazdı herhalde.

  46. amozonik says:

    http://www.youtube.com/watch?v=xwCB23pXIsU

    Ne aşk’ı idi bunca insanı özgürlüğüne kavuşturan.Birçok şeyi büyük aşıklara borçluyuz.Günümüz dünyasında tek özgürlüğün önce vatanımız ve bayrağımız olduğunu düşünür isek ve her ne kadar bu insanlara bu özgürlüğün içerisinde olduğunun farkında olmadan ihanet ettiklerini düşünürsekte bu büyük aşıklar bu hastalığın önünde eğilmeyi hakediyorlar…Öyle işte…

    **************************

    Yazımda bahsetmiş olduğum aşk vatan ve bayrak aşkını tanımlamak için yapılmamıştı.
    Bence memleketini en çok seven kişi, görevini en iyi yapandır.

  47. LİVANELİM says:

    efenimm….develer tellal iken,bi gün ben yolda yürür iken bi beddua ettim aşkın gözü kör olsun die….
    İşte o gündürrr bugündürr aşkın gözü kördürrr …hehe

    *******************************

    Aklıma hoş bir deyiş geldi:

    Aşkın gözü kördür.
    Kör olan gözler evlenince açılır. ehi.

    Konumuzla alakası yok fakat

  48. ama ama nasıl olur aşk böyle birşey değil bu adam başka bişeyi denemiş.Alim hunilerimi limonlarımı öle ise..

    *************************

    Belki de aşkın nasıl bi şey olduğunu bilmiyorum. Ne bilim. Belki de.

  49. kjbnfklönahs says:

    onu bunu bırak: napan

    *******************

    Ahanda bıraktım. (Ellerini kaldırır, Sıçrar ve ayaklarını birbirine çarptırır. Niye böyle yapar kendisi de bilmez. )

  50. Hastasın sen. :)

    *******************

    Keşke. ehi.

  51. taurus says:

    benceeee insan da aşk ta tek başlarına sessiz sedasız akıp giden zamanın yolcusudur, olur da bir apartman girişinde, bir balkkalda, bir metroda yada arkadaş toplantısında kazara karşılaşırlarsa işte o zaman ortalığın kimyası değişir, eğer beynimize hükmetmeyi öğrenebilseydik eminim ki aşka pek prim vermezdik):))
    sanırsam saçmaladım, aşık olmam lazım:))

    *************************

    Sessiz sedasız akıp giden zaman içinde eriyor beynimiz.
    Aşk bu süreci hızlandırıyor.
    Fakat sıvı beynin katısından daha iyi olduğu ne malum?

  52. birangisöz says:

    bak bi “hö”me cevap vermedin,burda durmuş ahkam kesiyorsun
    ayıp ya ayıp ben de eridim yani(bi vurdumduymazlık bi adamsendecilik)

    ****************

    Fakat nasıl olur? Nerde hön? ( hön ne ya ehi.)

  53. birangisöz says:

    sol gömlek cebinin dibinde;cehennemin dibinde höm

    ***********************

    ehi ehi diye ses çıkarttırdın bana. ( Gömlek cebine bakmak ister ama gömlek giymemiştir. )

  54. birangisöz says:

    tm cozutuk insan anlıyorum seni(başını okşıcakmış gibi yapar ,yapıştırır bi tane)ha bi de ehihihihihihihi…(bende takılıyo bu)

    ***************************

    Beş parçalı organının ürettiği momentumu ensemde hissettiğimde bi ışık gördüm.
    Aydınlandım adeta.
    İdrake vardım ben. Saol.

  55. birangisöz says:

    yok sana sıkı bi dayak lazım gerçekten (kaba kuvvete karşıyaaam bu arada) ama yapıştırmayı ço isterdim ya

    *************************

    Kulunçlarıma iyi gelebilir bu. Yapıştır. Mümkünse uhu ilen. ehi. (Cidden kötü espri ama birdenbire oldu.)Bi de acaba şlop mu yoksa şlap diye mi ses gelir? Merak ettiğimi ifade etmek istiyorum. Çotanagg diye gelirse vay halime. (Efektleri seviyorum ben.)

  56. birangisöz says:

    ha ses tabi ya,tabiii yaaa
    burdan pek tabii olmaz ama seni temin ederim ki şu an kuluncunla birlikte seni de yok etmeyi ne kaddar isterim o şerefe nail olmak beni nasıl mutlu eder (Allah’ım içimin yağları eridi)bilemezsin

    **************************

    Hmm. Düşündüm bunu. Ben de mutlu olabilirim bu durumdan. Yap lütfen. Saol. Eksik olma. Mersi bi de.

  57. mavikadife says:

    yeni yerine ilk defa geliyorum… hımm güzelmiş manzarası harika… mutlu olursun umarım:)
    ve aşkkk hımmm kimya bozuluyor, lumbagom azıyor, hatta burnumun üzerinde iki sivilve bile peydah oldu… fakat bir tedavi yöntemleri var kiiii:)))

    ********************

    Mutluyum adeta. Tedavi yöntemlerini bilmek isterim ama hasta olmam lazım önce ehi.

  58. birangisöz says:

    :bingung:

    ******************

    :bingung:

    Ahenk oldu adeta. Senkronize bi şey oldu. Ne hoş.

    :tabrakan:

    Dup. Ağk. Noluyo ya? ( Şebelek gibi bakınır… )

  59. birdengelicim says:

    şu an için tek sevindirici unsur:kar yağıyoooooooo

    ***********************

    İyi bi şey bu. Ekvatordakiler görse çok heveslenirdi. Ekvator üzerinde bir noktada olasım geldi aniden. Dünyanın en çok yuvarlaklığını ve güneş ışınlarının dünyaya geliş açısını beğeniyorum ben.
    Bu arada:
    “Dünya saatin ters yönünde kendi ekseni etrafında yaklaşık 23.5 derecelik bir açıyla dönmektedir. Kadim astronomlar fark etmiştir ki Güneş’in hareketleri (tutulma düzlemi üzerinde hangi noktadan baktığınıza bağlı olarak dünyanın hareketleri de olabilir) düzgün değildir.
    Bu durum, gezegenlerin eşit sürelerde eşit alanlar taraması olarak açıklanan Kepler’in ikinci kanununun bir sonucudur. Bu demektir ki Dünya, Güneş’e en yakın olduğu noktada yörüngesinde daha hızlı ilerlemektedir.
    Dünyanın ekseni Güneş’e doğru açı oluşturduğunda, Pekin’de yaz mevsimidir. Haziran ve Aralık gün dönümlerinde -yaz ve kış gündönümleri olarak da adlandırılırlar- dünyanın ekseninin tutulma düzleminde tam olarak Güneş’e işaret ettiği görülür. Mart ve Eylül ekinokslarında (ilkbahar ve sonbahar ekinoksları olarak da adlandırılırlar) Güneş’ten Dünya’ya doğru olan yarıçap doğrusu, Dünya’nın eksenine dik açı oluşturur.
    Bu dört nokta, mevsim belirleyiciler olarak da bilinir. Antik uygarlıklardaki insanlar elbette mevsim belirleyicilerini yukarıdaki tanımlara göre belirlemiyorlardı. Bunu yapmanın kolay bir yolu, Güneş’in doğduğu yerin nasıl değiştiğini sene boyunca izlemekti.”

    Evrende minicik bir nokta olma duygusu insanı ürpertirken bi umursamazlık da pompalamıyor değil. ( Gerinir, gevşer… Ekiliptik yörünge 10 derece kadar değişse de çevreyi gözlemlesem diye düşünür. Sanırım manyak. )

  60. Merhaba Akheneton, son yorumumu yazdıktan sonra buraya yeni gelebildim, şöyle yazılan yorumlara göz gezdirirken benim yazmış olduğum yoruma atfen güzel şeyler yazılmış bir yorumla karşılaştım. O yorumu da sizin yazdığınızı anladım. Önce çok teşekkür ederim. Ancak samimi ve dürüst olmak gerekirse: “ben kimsenin yorumuna bakmadan konuya göre önce kendi yorumumu yazarım.” fikrimi şöyle açıklamak istiyorum. Eğer yorumları okursam, okuduğum yorumlardan etkilenebileceğimi düşünerek, kafamda oluşan görüşümün dağılmaması, parçalanmaması için, bir de ben kendime ait olanını yazmalıyım ki, onun bana göre bir değeri olsun. Ha, daha sonra yorumlara göre de, yorumlar yazılabilinir.

    Size çok teşekkür ederim. Sağolun, varolun.

    ****************************

    Devamlı hoyratca yazmalı.

  61. saf-i naz says:

    Numaraları unutmayan bir hafızam var neyseki…Nereye gidilir önden buyrun…

    ben de gönül çektim eskiden
    yandı hayatım bu sevgiden
    anladım ki bir aşka bedel
    gençliğimmiş elimden giden

    önünde ben geldim de dize
    yar olmadı bu kimse bize
    en nihayet düşüp can verdim
    gözündeki yeşil denize

    sarmadımsa da belden, geçmedim bu emelden
    bir hazin maceradır onu aldılar elden
    başkasına yâr oldu, eller bahtiyâr oldu
    gönlüm hep baştan başa viran bir diyâr oldu

    mazi kalbimde bir yaradır
    bahtım saçlarımdan karadır
    beni zaman zaman ağlatan
    işte bu hazin hatıradır
    ne göğsünde uyuttu beni
    ne bûseyle avuttu beni
    geçti ardından uzun yıllar
    o kadın da unuttu beni

    sarmadımsa da belden, geçmedim bu emelden
    bir hazin maceradır onu aldılar elden
    başkasına yâr oldu, eller bahtiyâr oldu
    gönlüm hep baştan başa viran bir diyâr oldu

    ***********************

    Deniyorum, anlıcam…

  62. Düşünceleri aktarmak rahatlatır demek. Peki, o zaman… Şöyle söyleyeyim: Varlığına bile inanmadığım birşey, beyin kimyamı değiştirebilir mi? Aşk diye birşey yok aslında. Bizler olmasını istediğimiz için, onu beynimizde yaratıyoruz. Olmasını istiyoruz çünkü o olmazsa hayatın bir anlamı kalmayacağını düşünüyoruz. Gerçekte var olmayan birşeyi yoktan varetmek için uğraşıyoruz. Eğer gerçek olsaydı, bir ömür boyu sürerdi, yalnızca 3 yıl değil:)
    Bkz: “Aslında Aşk da Yok”… Duygu Asena

    ***************************

    Aslında kaşık yok teorisi de bu durumu destekliyor. ehi.

  63. dontcryhoney says:

    geçecek sen yüreğini ferah tut

    ************************

    Elimden geleni yapacağım…

  64. Miss.Critic says:

    Blim insanlarının aksine (onlar gibi ıspatlama şansım olmasada) aşkın beyin kimyasını değiştirdiğini değil, değişen beyin kimyasının aşık olmaya sebep olduğunu düşünüyorum. Yani öyle durup dururken pat diye aşık olmanın başka bir açıklaması yok benim için. Beyin kendini aşka hazırlıyor, bir takım hormonlar salgılansın diye emir veriyor, bir de bakıyorsun aşık olmuşşun. Sonra o hormonlar normal düzeye inince, bu mudur diyorsun kendi kendine.Öyle işte…

    ********************************

    Bu daha mantıklı geldi bana. ehi.
    Belki de aşk organizmamızın manifestosudur.

  65. handan says:

    Aşk, denince sadece beynin değil buna bağlı olarak bütün vücudun kimyası da değişiyor diye düşünüyorum Ayrıca aşka dair ne çok sözü olan varmış;yorumları görünce dudağım uçukladı.

    ******************************

    Sanırım salgın hastalık olduğu için çok yorum oldu.
    Ve evet, aşk tüm vücut kimyasını değiştirdiği için aşk.

  66. handan says:

    Ey aşk nerdesin!!!

    *****************************

    Sanırım saklanıyor.
    Pusuya yatmış bekliyor…

  67. belirsiziz says:

    aşık olunca var yaaa o kimyaaaa, ağzını yüzünü dağıtır adamın..( ben de o yazıdan bu yazıya, pırpır..zırt orda pırt burda) benim de dağıldı da oradan biliyorum..:P

    **************************

    Hoş mu? İyi bi şey mi bu?
    Faydalı sanki.

  68. belirsiziz says:

    o yazıdan bu yazıya geçmek mi..ehi.:) kesinlikle iyi bir şey değil ağzının yüzünün dağılması …lakin, içine düştüğün durumda sormuyorsun kendine bu yaptığım fayadalı mı değil mi diye..ve insan bazen kendine böyle çetrefil böyle zor yollardan çıkıyor..bazen, kendini öyle buluyor..kulağı ters göstermek gibi bişi sanırım..ancak çıkınca ve karşıdan bakınca görüyorsun..herkes zeki ama herkes zekasını kullanamıyor her zaman..:)

    ****************************

    Bu tecrübelerden faydalanmak gerek.
    Cebime koydum.

  69. belirsiziz says:

    estağfurullah..asıl ben sizin yazıları okudukça ceplerimi dolduruyorum..bu nasıl bir doluluktur..bu nasıl bir bilgeliktir..yaşamı almış cebine koymuşsun da arada tesbih yapıp çekiyorsun sanki..:)
    neyse ben gideyim huzurdan..çoookkk uzun zaman önce blogcudaki bloğuna gelmişliğim çokça yazını okumuşluğum var..güzeldi hala güzel..hadi bakemm,çok konuştum yawwww…:P

    ************************

    Gene beklerim. Hep buradayım…
    Her şey çok güzel olacak.

  70. mavikadife says:

    Bu kadar konuşmaya değen olgu günahıyla sevabıyla iyidir iyi..
    bir şey yaşarsın heyecanlanır gıpraşırsın sizin deyiminizle pötürdersin löpürdetirsin..kuzular kurtlar her neyse,, hatta kılık değiştirmiş bilge bilgelikten vazgeçip hem kurdu hem kuzuyu yer… üzerinede gaz çıkarır.. her şey bir süre sonra biter ya da bitmez bir şeye oturtulmak zorunda değil.. birileri alkışlayacak ve helal sana diyecek olsa yüreğinden ,,,,..her durumda der, hem gözünüz şaşı veya kör iken hem de körlüğünü size mal etmeye çalışırken..
    yukarıda deyiverdiğim gibi aşk iyidir ,,ama bir gün ama bir ömür.. (bir ömür çok sıkıcı )

    ******************************

    Aşk harika bir şeydir. Çünkü aşıkken insan sağlıklı düşünemez. Hatta hiç düşünemez. :)

  71. mavikadife says:

    içimden bu eski yazıya yeniden yorum yapasım geldi sevgili oyumben

    **********************************

    Bence çok güzel olmuş. Yorumlamalı hoyratca, biteviye yorumlamalı.

  72. yasemin nehir ceylan says:

    ehem :amazed: kem küm :peluk

    *****************************

    Ehi. :beer:

  73. Bir de bu var;

    Aşık olduğunuzu düşündüren on hastalık:

    Bulgu 1: Onu düşündüğümde sürekli kalbim daha hızlı çarpıyor.
    Size göre: Aşığım.
    Tıp dünyasına göre: Kalp Krizi

    Bulgu 2: Kıpır kıpır oluyorum; elim ayağım tüm vücudum titriyor.
    Size göre: Aşığım.
    Tıp dünyasına göre: Parkinson Hastalığı

    Bulgu 3: Devamlı gülüyorum.
    Size göre: Aşığım.
    Tıp dünyasına göre: Yüz felci

    Bulgu 4: Hiçbir işe yoğunlaşamıyorum yaptığım ya da yapmam gereken şeyleri unutuyorum.
    Size göre: Aşığım.
    Tıp dünyasına göre: Alzheimer hastalığının başlama belirtisi

    Bulgu 5: Düzenli ve ya devamlı cinsel istek uyandırma.
    Size göre: Aşığım.
    Tıp dünyasına göre: Nemfomani

    Bulgu 6: Beni aradığında ya da bana doğru geldiğinde dizlerim uyuşuyor ya da içimde enerji patlaması oluyor.
    Size göre: Aşığım.
    Tıp dünyasına göre: Multipl Skleroz

    Bulgu 7: Durmadan onu düşünüyorum.
    Size göre: Aşığım.
    Tıp dünyasına göre: Obsesif Kompulsif Bozukluk

    Bulgu 8: Boyun göğüs gibi narin bölgelerde zedelenme. (Az kişide görülüyor.)
    Size göre: Aşığım.
    Tıp dünyasına göre: Lösemi

    Bulgu 9: Uykusuzluk.
    Size göre: Aşığım.
    Tıp dünyasına göre: Benign Prostat Hipertrofisi

    Bulgu 10: Sürekli yanımda olduğunu görüyor hissediyorum..
    Size göre: Aşığım.
    Tıp dünyasına göre: Şizofreni

    ‘alıntı’

    ****************************

    Aslında aşk bir hastalıktır ve tedavisi yoktur.
    Neyse ki zamanla kendiliğinden iyileşiyor işte. :)

  74. Bu siteyi senden çok ziyaret ediyorum galiba, ehi. :p
    :tabrakan:

    **********************************

    Birincilik kupasını sana veriyorum. :) ( Aniden ayağa kalkar ve coşkuyla alkışlar. ) :)
    :pertamax

  75. :hope

    :D

    *****************************

    :hammer

  76. Hay Allam! Bak senin gibi konuşmaya başladım, ehi. :p

    ************************************

    ( Gözlerini kırpıştırır, gülümser. )

  77. Kimya, biyoloji, coğrafya hatta tarihim bile değişir. :) Kimya ne ki? Esas matematik değişiyor, 2+2 hiç bi zaman 4 etmiyo aşk olunca… Aşka aşık olmak da başka bi delilik, arayıp bulurum aşık olacak birşey…:) Bigün sabah uyanır, penceremden içeri sızan ışığa, bigün perdeden yansıyan gölgelere… Ey Aşk, geldinse üç defa vur…:)

    **************************************

    Ne içiyorsan ben de aynısından istiyorum. ehi.

  78. Sabah prozac, akşam jack amca :) Ayık kafa bu boooş hayat çekilmiyor ve patron :)

    *********************************************************

    Prozac’ı Bırak Planton’a Bak / Lou MARINOFF ( Profil yayınevi. ) :) Bence prozac’tan daha iyi bu.

  79. İyi de kimya bozuk, okuduklarımı kimya düzelince anlayabiliyorum :) napcaz? Böyle iyi. :yes:

    ********************************

    E kimya düzelince oku o zaman. :)

  80. Yok yok şaka, alıcam, okuycam o kitabı, ama elimde “s*kt*r et” ve “kibar olma bencil ol” var onları bitireyim önce :) Bu arada aman tanrım neler okuyorum ben???

    ***********************************

    Belki de hepsini aynı anda okumak daha faydalıdır. :) Denemelisin.

  81. Evet, ben de aynen öyle yapıyorum zaten, bunların dışında 2 tane daha var aynı anda okuduğum. Maksimumu denemedim :)

    **************************************

    Ben dört tanesini aynı anda okumaya çabalıyorum. Üstelik yan yana koyup yapıyorum bunu. ehi. :)

  82. ‘Aşık olunca beyin kimyası değişir mi?’ bilmiyorum ama aşık olunca taşın altından eros çıkıyormuş, biliyorum. Her taşın altından ‘o’ çıkıyormuş bir de. Aşk yoksa taşın altından böcek çıkıyormuş. Beyin kimyasının değişmesinden değil de, böjükden korkanlara aşk tavsiye edilir. Ya da hiç taş kaldırmasınlar.

    ****************************

    Taşın altından çıkan böcek değil, Gregor Samsa.

  83. Hmm, olabilir.

    *************************

    Hı hı.

  84. didik didik edilen, içi boşaltılan, fazlaca anlam yüklenen,, egolar semirdikçe semirsin diye deli gibi arzulanan,amaç haline getirilen tek ve en şanssız kavram olsa gerek aşk.

    ********************************

    Belki bir gün ben de bu kavramı anlamlandırmayı başarabilirim. :)

  85. Aşk, tatlı ılık bir günde çıkılan bir yolculuktan, “motor” bin parçaya bölünmüş olarak geri dönmektir. Aşk, bir nevi Saddam’dır yani :party:
    anlamlandırmayı bilemem ama tanımlamış olabilirim o çok meşhur kavramı. tam hunili sözlüğe layık bir tanımlama oldu :)

    ******************************************************

    Hmm. Bence çok başarılı bir betimleme oldu bu. :) Saddam duysa kendisiyle gurur duyardı. :)

  86. birisi çay koysun da içelim :heh:

    ****************************

    Demliyorum. :)

  87. ananastasya says:

    hmm.Değişir.

    *************************

    Sanırım.

  88. misafir says:

    tebessüm ettim. yazıya değil elbette.

  89. Beyin yaptırıyordur. :)

  90. misafir says:

    küçükken eşşekten düşmüşüm, bi miktar hasar kalmış olabilir, idare ediverin artık :-)

  91. Uzun eşek miydi? :)

  92. misafir says:

    katır idi :)

  93. Bi şey olmaz. :)

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

[+] kaskus emoticons nartzco